7 Şubat 2013 Perşembe

ŞARLATANLARA HİZMET...


Zaman zaman medya da şöyle haberler çıkar ‘’karısını ve çocuğunu öldüren cani baba’’bu babanın savunması şu şekildedir ‘’allah’tan emir geldi onları öldürmem yönünde’’tabii ki bu adamı cezaevine ya da akli dengesi yerinde değil diye akıl hastanesine atarlar.
   Başka biri çıkar Allah’ın emri ile cennet’ten arsa satar,muhtemelen bu kişiyi de dolandırıcı diye cezaevine atarlar.
   Başka biri Allah’ın emri ile kadınları yanına alır onlarla ‘’İLGİLENİR’’ bu durum ortaya çıkınca onu da tacizci diye içeri atarlar.
   Şimdi peygamber tanımına bir göz atalım bakalım.

   Peygamber nedir? (farsça) – allah tarafından kullarına haber götürmekle görevlendirilmiş seçkin insan. nebi, rasul. – yalnız peygamberlere mahsus bir isimdir.

Peygamber sözcüğü Türkçe’ye Farsça’dan gelmiştir. Kökeni olan peyam, haber anlamına gelmektedir. Dolayısıyla Peygamber, “Haber Getiren” gibi bir anlam taşımaktadır. Tanrı inancına sahip ve dine inanan insanlar, Peygamberlerin Yaratıcı olan Allah’tan bir mesajla, haberle geldiğine inanırlar. Benzer bir anlama gelen Arapça’daki “Nebi” (نبي) sözcüğü, yine haber demek olan “nebe” kökeninden türemiş bir sözcüktür. “Resul” ise ( رسول: Risalet eden/edici) “Elçi” demektir. Hz. ile belirtilen “Hazret” sıfatı yüksek bir saygı ifadesi olup başta Arapça, Türkçe ve Farsça’da mutlaka peygamber isimleri önüne konulmakdaysa da Batılı kültürde böyle bir zorunluluk hissedilmez. Doğrudan “Jesus”, “Mohammad” , “Moses” gibi ifadede bulunulur. Ancak yine bazen “His Holiness” olarak “Hazret”in karşılığı kullanılabilmektedir.
şu kısma dikkat lütfen;İslam inancı açısından, peygamberlerle diğer insanlar arasında maddi yaşayış bakı­mından bir ayrılık, insan olmak bakımından bir farklılık yoktur. Peygamberi diğer insan­lardan ayıran şey, masum olmak ve günah işlememek, güvenilir olmak, doğru sözlü ve anlayışlı olmak ve mesajları iletmek gibi özelliklere sahip olmak bakımından Tanrı tarafından seçilmiş olma durumu ve vahiy­dir.(
http://www.islamiyet.gen.tr/sozluk/peygamber-nedir.html) alınmıştır.
   Yukarıda benim yazdıklarım ile peygamber tanımı arasında nasıl bir fark vardır,neredeyse hiçbir fark yoktur.
Görünen sadece şudur ; Tanrı tarafından seçilmiş olma durumu ve vahiy­dir.Peki tanrı tarafından seçildiğini söyleyen kimdir?yine kişinin kendisidir,vahiy geldiğini söyleyen kimlerdir?yine kişinin kendi söylemine inanan çevresindeki kişilerdir.
   O zaman şöyle düşünmek çok ta mantıksız olmaz herhalde,tabii bu mantığa göre.Verdiğim ilk örnekte ki o kişi yani o cani,karısını çocuğunu belki de çocuklarını öldüren kişi,yeterince dürüst (tabii dürüstlükte bakış açısına göre değişiyor günümüzde) ve güvenilir ise bu vahşeti yapan caniye kesinlikle ceza verilmemeli hatta onu başta tacı ederek ne derse emir kabul edilip eteği öpülmelidir.Bu hasta ruhlu adamın böyle bir mevkiye gelmesi için gerekli olan tek şey ise çevresindeki insanların onun için şahitlik yapıp ‘’kesinlikle güvenilir ve dürüst biridir,o ne der ve yaparsa doğrudur’’demesinin yeterli olması gerekmektedir.Çünkü tarihte bunun emsallerine rastlamak çok ta zor değildir.  
   İbrahim Allah istedi diye çocuğunu kesecekti,Muhammed Allah istedi diye savaştırdı insanları ve binlerce hatta milyonlarca insanın ölümüne sebep oldu,ve hala bile olmaktadır.
   Tabii burada tüm suçu sadece Muhammed’in üzerine atarsak haksızlık etmiş oluruz,çünkü onun dışında 2 büyük dinin peygamberi olan isa(hristiyanlık) musa (Musevilik) gibi BÜYÜKKKK ŞAHSİYETLERİN DE hakkını yemiş oluruz.
   Bu iki insan modelinin neden farklı muamelelere maruz kaldığına dair bence kimse mantıklı bir açıklama yapamaz,suç aynı fakat biri cezalandırılırken diğeri ödüllendiriliyor.
   Açıkçası ben bu tutum karşısında bir mantık göremiyorum,sizlerden de özellikle istediğim kendi fikrinizi yazmanız,fikirlerinizi buradan yorum olarak ta yazabilirsiniz ya da isterseniz http://www.facebook.com/pages/Radateist/350121358413521?fref=ts mesaj olarak ta yollabilirsiniz.
   Günümüzde bu tür olaylara hala bile çok sık rastlanıyor,televizyonlar da hergün çıkıp insanlara şarlatanlık gibi görünen bir sürü şey yapıyorlar,evet şarlatanlık gibi görünen diyorum çünkü aslında bu bir taktik.
   İstediklerini,düşüncelerini öyle güzel fark ettirmeden insanların bilinç altına işliyorlar,peki bu şarlatanların asıl amacı ne sizce?
   Elbette kendi görüş ve düşüncelerinin kabul görmesi ve hiç değilse belli bir kesime hitap etmenin peşindeler,bu onlara ne kazandırır,elbette kısa vade de çok bir şey kazandıracağını düşünmek yanlıştır,zaten dini kendine siper eden tüm oluşumların uzun bir zaman dilimine ihtiyaçları vardır,çünkü iddiaları ilk ortaya atan kişi çokta zeki olmayabilir,zaman içerisinde o kişiden daha zeki kişilerin (asıl ilginç tarafıda burasıdır) onun söylediklerini daha zekice ve onun söylediklerini çok fazla yıpratmadan yeniden şekillendirerek sunar.
   Böyle olduğu içinde hem çok sayıda taraftarı oluşur,hemde uzun bir süre varlığını devam ettirir,tabii dediğim gibi bu başarılarını dönemsel geçişleri çok iyi yapmalarına bağlıdır.
   Bugün artık 5 vakit namaz kılmakta zorlanan insanlar için alternatif namaz vakitleri ortaya atılmaktadır,insanların kabul etmesi içinde söylenen kur-an’da namaz iki vakitmiş,eee o zaman neden bu kadar zaman 5 vakit kıldırdılar diye sorarsanız,verilecek cevap o da doğru bu da doğru.
   Bunları yazarken bile gülüyorum,nasıl bir zihniyettir nasıl bir kafa yapıları var nasıl çalışıyor ben anlamış değilim,işte bu şarlatanların arkasına takılıp,düşünmeyen,araştırmayan,sorgulamayan tamamen birer robot haline gelip tam itaat ederek yaşamlarını sona erdiren,ve bunu yaparkende sadece o şarlatanların daha fazla güçlenmesine hizmet ettiğini anlamayan insanlara gerçekten çok üzülüyorum.
   Bayanlar,Baylar bu yazıya şu atasözü ile son vermek istiyorum DELİNİN BİRİ BİR KUYAYA TAŞ ATMIŞ,KIRK AKILLI ÇIKARAMAMIŞ…
   İşte durum tam olarak bundan ibarettir sadece düşünüp,sorgulayın biz neye ve kimlere hizmet ediyoruz diye,bunu anlarsanız emin olun hayat o zaman daha anlamlı bir hal alır…
İYİ SORGULAMALAR…

10 Ocak 2013 Perşembe

HORUS'MU,İSA'MI??


   İsa bakire Meryem’den doğan,kimisine göre tanrı’nın oğlu,kimisine göre bizzat tanrı.
Peki neden İsa tanrı’dır denmiştir,aslında bunun cevabı çok basit.
İncil yuhanna bölüm 1;
1 Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı'yla birlikteydi ve Söz Tanrı'ydı.
2 Başlangıçta O, Tanrı'yla birlikteydi.
3 Her şey O'nun aracılığıyla var oldu, var olan hiçbir şey O'nsuz olmadı.
4 Yaşam O'ndaydı ve yaşam insanların ışığıydı.
5 Işık karanlıkta parlar ve karanlık onu alt edememiştir.
6 Tanrı'nın gönderdiği Yahya adlı bir adam ortaya çıktı.
7 O, tanıklık için, ışığa tanıklık etsin ve herkes onun aracılığıyla iman etsin diye geldi.
8 Kendisi o ışık değildi, ama ışığa tanıklık etmeye geldi.
9 Dünyaya gelen, her insanı aydınlatan gerçek ışık vardı.
10 O, dünyadaydı, dünya O'nun aracılığıyla var oldu, ama dünya O'nu tanımadı.
11 Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı O'nu kabul etmedi.
12 Ancak, kendisini kabul edip adına iman edenlerin hepsine Tanrı'nın çocukları olma hakkını verdi.
13 Onlar ne kandan, ne bedenin isteğinden, ne de insanın isteğinden doğdular; tersine, Tanrı'dan doğdular.
14 Söz insan olup aramızda yaşadı. Biz de O'nun yüceliğini, Baba'dan gelen, lütuf ve gerçekle dolu olan biricik Oğul'un yüceliğini gördük.
15 Yahya O'na tanıklık etti. Yüksek sesle şöyle dedi: «`Benden sonra gelen benden üstündür. Çünkü O benden önce vardı' diye sözünü ettiğim kişi budur.»
16 Nitekim hepimiz O'nun doluluğundan lütuf üzerine lütuf aldık.
17 Kutsal Yasa Musa aracılığıyla verildi, ama lütuf ve gerçek İsa Mesih aracılığıyla geldi.
18 Tanrı'yı hiçbir zaman hiç kimse görmemiştir. O'nu, Baba'nın bağrında bulunan ve Tanrı olan biricik Oğul tanıttı.
   Bakalım okuduktan sonra sizlerin fikri ne yönde olacak,kutsal kitap denenlerin hepsi acemice yazılmış ve çelişkilerle doludur,öyle ki her isteyen istediği yorumu yapabilir ve istediği anlamı çıkarıp ona göre fetva verebilir.
   Yazının başında söylediğim gibi İsa bakire Meryem’den doğmuştur,doğum tarihi 25 aralık,bu doğum doğuda bir yıldızın doğmasıyla müjdelenir,3 magi kralı bu yıldızı takip ederek İsa’yı bulur ve süslerler.
   12 yaşında bir çocuk öğretmen olan,30 yaşında vaftiz edilen,12 havarisi olan ve bu havarilerine gösterdiği mucizeler arasında,hasta insanları iyileştirmek,su da yürümek,ölüleri diriltmek vardır.
   Lakapları;kralların kralı,dünya’nın ışığı,tanrı’nın oğlu,tanrı’nın koyunu ve bunlar gibi birçok isimle anılır.
   Yahuda tarafından ihanete uğrayıp 30 gümüş akçe’ye satılır ve çarmıha gerilerek öldürülür,fakat 3 gün sonra dirilir ve cennete yükselir.
   Çok fazla uzatmadan bir çoğumuzun bildiği hikayeyi özetledim,şimdi bir bakalım İsa’dan önce kimler aynı hikaye ile anlatılmış.
   Horus milattan önce 3000 civarında Mısır’ın güneş tanrı’sıydı,
Horus, 25 Aralık'ta bakire Isis-Meri tarafından dünyaya getirilir.
Doğumu, doğudaki bir yıldızla birlikte meydana gelmiştir.3 Kral, yıldızı takip ederek Horus'u bulmuş ve bu yeni doğmuş kurtarıcıyı süslemişlerdir.
   12 yaşına geldiğinde,cömert bir çocuk öğretmendi,30 yaşına geldiğinde ise Anup tarafındanvaftiz edildi ve görevine başladı.
   Horus'un birlikte yolculuk ettiği 12 havarisi vardı,Hastaları iyileştirmek ve su üzerinde yürümek gibi mucizeler gösterirdi.
   Horus; "Gerçek", "Işık","Tanrı'nın Oğlu", "Güzel Çoban","Tanrı'nın Koyunu" ve bunun gibi birçok farklı isimlerle de biliniyordu.
   Typhon tarafından ihanete uğradıktan sonra,Horus çarmıha gerildi, 3 gün boyunca gömüldü,ve sonra yeniden dirildi.
   Firigya'nın Attis'i, 25 Aralık'ta,bakire Nana'dan dünyaya geldi. çarmıha gerildi, gömüldü ve 3 gün sonra dirildi.
   Hindistan'ın Krişna'sı bakire Devaki'den,doğumunu müjdeleyen bir yıldızla birlikte dünyaya geldi. Havarilerine mucizeler gösterdi,
ölümünden sonra tekrar dirildi.
   Yunanistan'ın Dionysus'u, 25 Aralık'ta bir bakireden dünyaya geldi. Gezgin bir öğretmendi,suyu şaraba dönüştürmek gibi mucizeler gösterdi. "Kralların Kralı","Tanrı'nın Sevgili Oğlu", "Alfa ve Omega"
gibi birçok isimle anıldı. Ölümünden sonra yeniden dirildi.
   Pers'li Mithra, 25 Aralık'ta bir bakireden doğdu. 12 havarisi vardı ve
onlara mucizeler gösterdi.ölümünden sonra 3 gün gömülü kaldı ve yeniden dirildi. "Gerçek" ve "Işık" gibi birçok farklı isimle anıldı.İlginçtir ki, Mithra'nın kutsal ibadet günü Pazar'dı.
   Şimdi İsa’nın doğumunu müjdeleyen doğuda’ki parlak yıldız ve 3 magi kralına bakalım.
   Sözü edilen doğudaki yıldız Sirius'tur,24 Aralık'ta gece gökyüzündeki
en parlak yıldızdır. ve Orion kuşağındaki diğer 3 parlak yıldızla (3 kral) aynı hizadadır.
   3 Kral ve en parlak yıldız, Sirius hepsi birlikte 25 Aralık'ta güneşin doğacağı noktayı gösterir.
   Bu yüzden "3 Kral doğudaki yıldızı takip eder" ve gündoğumunu,yani güneşin doğumunu işaret eder.
   Bu ve bunun gibi birçok hikaye vardır,bu hikayelerin neredeyse birebir aynı olması bile en büyük kanıttır dinlerin tamamen uydurma ve birer takilt olduklarına.
   Şimdi bahsi edilen İsa İslam inancına göre kıyamete yakın yeryüzüne inecek ve kur-an ile hükmedecek ve herkes ona iman edecek.
   Peki son peygamber bizim peygamberimiz,ondan sonra kesinlikle peygamber gelmeyecek diyen Müslümanlar neden İsa’nın gelişini dört gözle bekliyor ve ona iman edecekler?
   İncil’e inanlar (hristiyanlar) düşünsenize binlerce yıldır,İncil kutsal kitabımız İsa bize geldi diyerek,ve bu yüzden sayısız savaşlara giriştiler öldüler,öldürdüler.
   Ve günün birinde peygamberleri gelecek ve rakiplerinin tarafında yer alacak,hristiyan’ların halini düşünsenize.
   Ya Müslümanlar söylendiği gibi kabul edecekler mi acaba İsa’yı,elbette hayır.
   Ne Müslümanlar ne de hristiyanlar böyle bir durumu kesinlikle kabul etmeyeceklerdir.
   Bir önce ki yazım da (okuyanlar hatırlar)kediciklerden birinin şu cümlesini yazmıştım ‘’Mehdi öyle birden ortaya çıksaydı olmazdı,onun gelişi için zemin hazılanmalı’’
   Aynı durum İsa için de geçerli,yıllardır ‘’hz.İsa gelecek şöyle yapacak,böyle yapacak’’diye anlatılır durur.
   Biraz var olanı (beynimizi) kullanarak olaylar değerlendirilse,çok az bile sorgulansa,düşünülse,araştırılsa,dünya daha yaşanılabilir bir yer olabilirdi.
   Yukarıda ki tabloya bir bakarmısınız lütfen,ben 7 tane hikayeden örnek verdim ve sadece bu 7’si ile sınırlı değil,daha yüzlercesi hatta binlercesi vardır,unutulan zaman içerisinde kaybolanları saymaya gerek bile yok.
   İnsanlar ikiye ayrılır köleler ve efendiler,siz hangi tarafta olmak istiyorsunuz bilmem ama ben her iki tarafta da olmayı istemiyorum,ne köle olarak hayatımı sürdürmek ne de efendi olarak başkalarının üzerinden bir hayat yaşamak isiyorum.
   Şunu asla unutmayın sizler olmazsanız ne tanrı’nın bir anlamı kalır,ne de EFENDİ’lerin…
Yazı ile ilgili görüşlerinizi buradan yorum yaparak ya da
http://www.facebook.com/pages/Radateist/350121358413521?fref=ts sayfamdan mesaj atarak dile getirebilirsiniz.
İYİ SORGULAMALAR…

NOT:BİR ÖNCE Kİ YAZIMDAN SONRA HİÇ TAHMİN EDEMEYECEĞİM ŞEKİLDE YORUMLAYAN ARKADAŞLARIN MESAJLARINI ALDIM, ÖZELLİKLE BİRKAÇI BENİM MEHDİLİK İDDİASINDA BULUNDUĞUMU YAZMIŞLAR,SİZLERLE PAYLAŞMAK İSTEDİM…
  



  

3 Ocak 2013 Perşembe

DİKKAT! MEHDİ GELİYOR...



   Son günlerde bir Mehdi çılgınlığı aldı başını gidiyor,özellikle sosyal medya’da çok popüler hale geldi şu Mehdi meselesi,geldi,gelecek,çıktı,çıkıyor diye bir yaygara koparılıyor.
   Bir kesim kesinlikle Mehdi çıkmayacak (gelmeyecek) yok öyle bir şey derken,diğer bir kesim ise çıkacağı (geleceği) yönünde konuşmalar yapıyorlar,elbette bunların başında da durmadan,dinlenmeden,bıkmadan ve usanmadan defalarca aynı şeyleri söyleyerek yayınlar yapan Adnan Oktar ve kedicikleridir.
   Neden Adnan Oktar ve kedicikleri bu yayınları yapıyor,ya da Adnan Oktar Mehdi’liğe soyundu,ben Mehdi’yim demeye çalışıyor ya da bir yerlere Mehdi olduğunu kabul ettirmek mi istiyor,elbette bir amaçları,misyonları vardır.
   Yaptıkları yayınlara bakarak şunları söyleyebiliriz,ilk olarak bugüne kadar alışılmış Müslüman figürünün dışında farklı bir tablo ile karşılaşıyoruz,son derece bakımlı ve ‘’DOĞAL’’güzelliğe sahip,aşırı derece de makyajlı kızlar (kedicikler),ellerinde kur-an ayetler okuyup,insanlara sevgiden,kardeşlikten bahsediyorlar,tabii bunun yanında bir de Adnan Oktar’ın yazmış olduğu bir takım kitaplardan bilgiler vererek evrim teorisini çürüttüklerini kesin bir dille her yayınlarında onlarca kez söylüyorlar.
   Özellikle Adnan Oktar yayına geldiği zaman yayın tadından yenmiyor,müzikler,danslar (ama bu danslar,koltukta,ayağı kalkmak yok)arabesk,pop,klasik müzik,heavy metal,gangnam style ve envai çeşit müzik.
   Bir ayet ardından bir müzik ve dans şeklinde program yapılınca,ister istemez gelenekçi  Müslüman kesimden,islami hal,hareket,davranış ve  kılık kıyafet kanunu’na uymadıkları için eleştiri alıyorlar,aslında pekte ciddiye alındıkları söylenemez.
   Bilmiyorum izleyeniniz oldu mu,yada sonradan belki sosyal medya’da görmüşsünüzdür,bu kediciklerden ikisi bir sabah haberlerine canlı bağlandılar,sunucu’nun anonsu şu şekilde idi ‘’az sonra Adnan oktar’ın kediciklerinden x woman ve z woman bizimle olacak,onlarla 21 aralık ve kıyameti konuşacağız’’
   Ben izledim 45 dakika’nın 40 dakikası şu sorularla geçti;
-günlük hayatınız nasıl?
-hangi cafe’lere  gidersiniz?
-namaz kılıyormusunuz?
   Böyle devam etti,son 5 dakika ‘’eee 21 aralık’ta kıyamet kopar mı?’’diye öylesine bir soru sordu.
   Kısacası pek ciddiye alınmadan yapılan bir sohbet’ti diyebiliriz,tabii ki bu bizi hiç alakadar etmez,herkes istediği gibi yaşamakta özgürdür.
   Şimdi gelelim asıl konu’ya Mehdi!
   Düşünsenize kıyamete kısa bir süre kala dünya’ya gelecek ve Dünya’da ki herkes onun sayesinde Müslüman olacak,hatta İsa bile onun arkasında namaz kılacak.
   Bu kadar önemli bir şahsiyet ama kur-an’da tek kelime bahsedilmiyor,sizce de bu durum biraz garip değimli?
   Peki hakkında tek bir ayet dahi olmayan bu kişi hakkında bu kadar yaygara neden ve nasıl koparılıyor,neye dayanarak bu kişi gelecek denebiliyor?
   Hemen söyleyeyim size,elbette hadislere göre.
   Adnan Oktar ve kediciklerinin yayınlarında her zaman şu söylenir ‘’bizler sadece kur-an’ı örnek alırız ve o ne emrederse biz o şekilde yaşarız ve hadislerin sahih olması için kur-an ile mutabık olması gereklidir.’’
   Hadi buyurun buradan yakın, gerçekten ben bir anlam veremedim,anlayamadım,anlayan biri varsa bana açıklasın lütfen,kur-an’da tek kelime bahsedilmeyen bir kişi,için söylenen hadisler nasıl kur-an ile mutabık olur?
   Kediciklerin katıldığı o haber programın da sunucu sormuştu  ‘’namaz kılarken başınızı kapatıyormusunuz?)diye.
   X woman ‘’hayır kapatmıyorum,kur-an’da sadece çarşaf var,o da belli şartlarda giyilir’’demişti.
   Hadislerde anlatılan kapanın kur-an ile mutabık olmuyor da,o tek kelime adı yazılmayan Mehdi hadislerden dolayı kur-an ile mutabık oluyor.
   Bu durumda bana göre anlaşılacak tek şey,her zaman olduğu gibi işlerine geldiği gibi yorumluyor ve konuşuyorlar,tüm dindarlarda olduğu gibi.
   Adnan Oktar hemen her yayında ‘’vallahi,billahi ölünceye kadar Mehdi’lik iddiasında bulunmayacağım’’diyor.
   Zaten Mehdi inancına sahip kişiler Mehdi’yi tüm dünya alimlerinin bir araya gelerek ‘’şu kişidir’’diyeceğini bilir.
   Peki geriye ne kalıyor,geçen gün çok değil sanırım 2 gün önceydi x woman şunu söyledi ‘’Mehdi öyle birden ortaya çıksaydı olmazdı,onun gelişi için zemin hazılanmalı’’bu ne demek şöyle bir düşünelim.
   Yani yeterli gücünüz ve imkanınız varsa (bir tv kanalı alabiliyorsanız) o zaman oradan yapacağınız yayınlar ile bir kesimi mutlaka kendinize çekersiniz,bunun onlarca örneği mevcuttur,tv kanalı satın almadan arkasına binlerce kişiyi katanlar gördü bu ülke.google yazın bakalım mehdilik iddiası kaç kişi çıkmış.
     Dinlerin ilk çıktığı andan itibaren o doğru söylüyor,yok yok şu daha doğru söylüyor diyerek insanlar birbirlerinden ayırıldı,ben A’ya inanıyorum diyenler,yok ben B’ye inanıyorum diyenler ve benim inandığım daha doğru söylüyor diye birbirbini acımadan yok eden zavallı insanlar,eğer dinler hani o başları sıkışınca din hoşgörüdür,sevgidir,kardeşliktir diyenler varya onların dediği gibi gerçekten insanlara birbirlerini sevmelerini,ve onların bir çatı altında toplanmasını öğütleseydi bu kadar çeşitliliğe gerek yoktu,ve sanırım o yüce yaratıcı istese bu şekilde olurdu.
   Şimdi hemen şunu söylerler ‘’eee o zaman da imtihan olmazdı’’
   Olurdu güzel kardeşim olurdu,kabul etmeyen kişi asla kabul etmez,hiç endişelenmeyin bu konuda o bahsedilen cehennem odunsuz kalmazdı,ama en azından bu kadar insanın canı yanmaz binlerce yıl boyunca düşmanlıklar sürmez,acılar çekilmezdi.
   Dinlerin ortaya çıkışı yetmedi birde dinlerin içerisinde mezhepler türedi,savaşmak için farklı mezhebe inanmak bile yeterli bir sebep haline geldi.
   Unutmayın taraftarı olduğunuz din sizin sayenizde ayakta duruyor ve o dinin söz de liderleri sizlerin sayesinde hiç birinizin hayal bile edemeyeceği lüks hayatlar yaşıyorlar,sadece biraz düşünün…
konu hakkında ki görüşlerinizi buradan yorum yaparak ya da http://www.facebook.com/pages/Radateist/350121358413521?ref=ts&fref=ts
Adresimden mesaj atabilirler.

Bir sonra ki yazımda neden son peygamber denilen muhammed’den sonra isa gelecek…
İYİ SORGULAMALAR…