Zaman
zaman medya da şöyle haberler çıkar ‘’karısını ve çocuğunu öldüren cani
baba’’bu babanın savunması şu şekildedir ‘’allah’tan emir geldi onları öldürmem
yönünde’’tabii ki bu adamı cezaevine ya da akli dengesi yerinde değil diye akıl
hastanesine atarlar.
Başka biri çıkar Allah’ın emri ile
cennet’ten arsa satar,muhtemelen bu kişiyi de dolandırıcı diye cezaevine
atarlar.
Başka biri Allah’ın emri ile kadınları
yanına alır onlarla ‘’İLGİLENİR’’ bu durum ortaya çıkınca onu da tacizci diye
içeri atarlar.
Şimdi peygamber tanımına bir göz atalım
bakalım.
Peygamber
nedir? (farsça) – allah tarafından kullarına haber
götürmekle görevlendirilmiş seçkin insan. nebi, rasul. – yalnız peygamberlere
mahsus bir isimdir.
Peygamber sözcüğü Türkçe’ye Farsça’dan gelmiştir. Kökeni olan peyam, haber anlamına gelmektedir. Dolayısıyla Peygamber, “Haber Getiren” gibi bir anlam taşımaktadır. Tanrı inancına sahip ve dine inanan insanlar, Peygamberlerin Yaratıcı olan Allah’tan bir mesajla, haberle geldiğine inanırlar. Benzer bir anlama gelen Arapça’daki “Nebi” (نبي) sözcüğü, yine haber demek olan “nebe” kökeninden türemiş bir sözcüktür. “Resul” ise ( رسول: Risalet eden/edici) “Elçi” demektir. Hz. ile belirtilen “Hazret” sıfatı yüksek bir saygı ifadesi olup başta Arapça, Türkçe ve Farsça’da mutlaka peygamber isimleri önüne konulmakdaysa da Batılı kültürde böyle bir zorunluluk hissedilmez. Doğrudan “Jesus”, “Mohammad” , “Moses” gibi ifadede bulunulur. Ancak yine bazen “His Holiness” olarak “Hazret”in karşılığı kullanılabilmektedir.
şu kısma dikkat lütfen;İslam inancı açısından, peygamberlerle diğer insanlar arasında maddi yaşayış bakımından bir ayrılık, insan olmak bakımından bir farklılık yoktur. Peygamberi diğer insanlardan ayıran şey, masum olmak ve günah işlememek, güvenilir olmak, doğru sözlü ve anlayışlı olmak ve mesajları iletmek gibi özelliklere sahip olmak bakımından Tanrı tarafından seçilmiş olma durumu ve vahiydir.( http://www.islamiyet.gen.tr/sozluk/peygamber-nedir.html) alınmıştır.
Peygamber sözcüğü Türkçe’ye Farsça’dan gelmiştir. Kökeni olan peyam, haber anlamına gelmektedir. Dolayısıyla Peygamber, “Haber Getiren” gibi bir anlam taşımaktadır. Tanrı inancına sahip ve dine inanan insanlar, Peygamberlerin Yaratıcı olan Allah’tan bir mesajla, haberle geldiğine inanırlar. Benzer bir anlama gelen Arapça’daki “Nebi” (نبي) sözcüğü, yine haber demek olan “nebe” kökeninden türemiş bir sözcüktür. “Resul” ise ( رسول: Risalet eden/edici) “Elçi” demektir. Hz. ile belirtilen “Hazret” sıfatı yüksek bir saygı ifadesi olup başta Arapça, Türkçe ve Farsça’da mutlaka peygamber isimleri önüne konulmakdaysa da Batılı kültürde böyle bir zorunluluk hissedilmez. Doğrudan “Jesus”, “Mohammad” , “Moses” gibi ifadede bulunulur. Ancak yine bazen “His Holiness” olarak “Hazret”in karşılığı kullanılabilmektedir.
şu kısma dikkat lütfen;İslam inancı açısından, peygamberlerle diğer insanlar arasında maddi yaşayış bakımından bir ayrılık, insan olmak bakımından bir farklılık yoktur. Peygamberi diğer insanlardan ayıran şey, masum olmak ve günah işlememek, güvenilir olmak, doğru sözlü ve anlayışlı olmak ve mesajları iletmek gibi özelliklere sahip olmak bakımından Tanrı tarafından seçilmiş olma durumu ve vahiydir.( http://www.islamiyet.gen.tr/sozluk/peygamber-nedir.html) alınmıştır.
Yukarıda benim yazdıklarım ile peygamber
tanımı arasında nasıl bir fark vardır,neredeyse hiçbir fark yoktur.
Görünen sadece
şudur ; Tanrı tarafından seçilmiş olma durumu ve vahiydir.Peki tanrı
tarafından seçildiğini söyleyen kimdir?yine kişinin kendisidir,vahiy geldiğini
söyleyen kimlerdir?yine kişinin kendi söylemine inanan çevresindeki kişilerdir.
O zaman şöyle düşünmek çok ta mantıksız
olmaz herhalde,tabii bu mantığa göre.Verdiğim ilk örnekte ki o kişi yani o
cani,karısını çocuğunu belki de çocuklarını öldüren kişi,yeterince dürüst
(tabii dürüstlükte bakış açısına göre değişiyor günümüzde) ve güvenilir ise bu
vahşeti yapan caniye kesinlikle ceza verilmemeli hatta onu başta tacı ederek ne
derse emir kabul edilip eteği öpülmelidir.Bu hasta ruhlu adamın böyle bir
mevkiye gelmesi için gerekli olan tek şey ise çevresindeki insanların onun için
şahitlik yapıp ‘’kesinlikle güvenilir ve dürüst biridir,o ne der ve yaparsa
doğrudur’’demesinin yeterli olması gerekmektedir.Çünkü tarihte bunun
emsallerine rastlamak çok ta zor değildir.
İbrahim Allah istedi diye çocuğunu
kesecekti,Muhammed Allah istedi diye savaştırdı insanları ve binlerce hatta
milyonlarca insanın ölümüne sebep oldu,ve hala bile olmaktadır.
Tabii burada tüm suçu sadece Muhammed’in
üzerine atarsak haksızlık etmiş oluruz,çünkü onun dışında 2 büyük dinin
peygamberi olan isa(hristiyanlık) musa (Musevilik) gibi BÜYÜKKKK ŞAHSİYETLERİN
DE hakkını yemiş oluruz.
Bu iki insan modelinin neden farklı
muamelelere maruz kaldığına dair bence kimse mantıklı bir açıklama yapamaz,suç
aynı fakat biri cezalandırılırken diğeri ödüllendiriliyor.
Açıkçası ben bu tutum karşısında bir mantık
göremiyorum,sizlerden de özellikle istediğim kendi fikrinizi
yazmanız,fikirlerinizi buradan yorum olarak ta yazabilirsiniz ya da isterseniz http://www.facebook.com/pages/Radateist/350121358413521?fref=ts
mesaj olarak ta yollabilirsiniz.
Günümüzde bu tür olaylara hala bile çok sık
rastlanıyor,televizyonlar da hergün çıkıp insanlara şarlatanlık gibi görünen
bir sürü şey yapıyorlar,evet şarlatanlık gibi görünen diyorum çünkü aslında bu
bir taktik.
İstediklerini,düşüncelerini öyle güzel fark
ettirmeden insanların bilinç altına işliyorlar,peki bu şarlatanların asıl amacı
ne sizce?
Elbette kendi görüş ve düşüncelerinin kabul
görmesi ve hiç değilse belli bir kesime hitap etmenin peşindeler,bu onlara ne
kazandırır,elbette kısa vade de çok bir şey kazandıracağını düşünmek
yanlıştır,zaten dini kendine siper eden tüm oluşumların uzun bir zaman dilimine
ihtiyaçları vardır,çünkü iddiaları ilk ortaya atan kişi çokta zeki olmayabilir,zaman
içerisinde o kişiden daha zeki kişilerin (asıl ilginç tarafıda burasıdır) onun
söylediklerini daha zekice ve onun söylediklerini çok fazla yıpratmadan yeniden
şekillendirerek sunar.
Böyle olduğu içinde hem çok sayıda taraftarı
oluşur,hemde uzun bir süre varlığını devam ettirir,tabii dediğim gibi bu
başarılarını dönemsel geçişleri çok iyi yapmalarına bağlıdır.
Bugün artık 5 vakit namaz kılmakta zorlanan
insanlar için alternatif namaz vakitleri ortaya atılmaktadır,insanların kabul
etmesi içinde söylenen kur-an’da namaz iki vakitmiş,eee o zaman neden bu kadar
zaman 5 vakit kıldırdılar diye sorarsanız,verilecek cevap o da doğru bu da
doğru.
Bunları yazarken bile gülüyorum,nasıl bir zihniyettir
nasıl bir kafa yapıları var nasıl çalışıyor ben anlamış değilim,işte bu
şarlatanların arkasına takılıp,düşünmeyen,araştırmayan,sorgulamayan tamamen
birer robot haline gelip tam itaat ederek yaşamlarını sona erdiren,ve bunu
yaparkende sadece o şarlatanların daha fazla güçlenmesine hizmet ettiğini
anlamayan insanlara gerçekten çok üzülüyorum.
Bayanlar,Baylar bu yazıya şu atasözü ile son
vermek istiyorum DELİNİN BİRİ BİR KUYAYA TAŞ ATMIŞ,KIRK AKILLI ÇIKARAMAMIŞ…
İşte durum tam olarak bundan ibarettir
sadece düşünüp,sorgulayın biz neye ve kimlere hizmet ediyoruz diye,bunu
anlarsanız emin olun hayat o zaman daha anlamlı bir hal alır…
İYİ
SORGULAMALAR…