7 Şubat 2013 Perşembe

ŞARLATANLARA HİZMET...


Zaman zaman medya da şöyle haberler çıkar ‘’karısını ve çocuğunu öldüren cani baba’’bu babanın savunması şu şekildedir ‘’allah’tan emir geldi onları öldürmem yönünde’’tabii ki bu adamı cezaevine ya da akli dengesi yerinde değil diye akıl hastanesine atarlar.
   Başka biri çıkar Allah’ın emri ile cennet’ten arsa satar,muhtemelen bu kişiyi de dolandırıcı diye cezaevine atarlar.
   Başka biri Allah’ın emri ile kadınları yanına alır onlarla ‘’İLGİLENİR’’ bu durum ortaya çıkınca onu da tacizci diye içeri atarlar.
   Şimdi peygamber tanımına bir göz atalım bakalım.

   Peygamber nedir? (farsça) – allah tarafından kullarına haber götürmekle görevlendirilmiş seçkin insan. nebi, rasul. – yalnız peygamberlere mahsus bir isimdir.

Peygamber sözcüğü Türkçe’ye Farsça’dan gelmiştir. Kökeni olan peyam, haber anlamına gelmektedir. Dolayısıyla Peygamber, “Haber Getiren” gibi bir anlam taşımaktadır. Tanrı inancına sahip ve dine inanan insanlar, Peygamberlerin Yaratıcı olan Allah’tan bir mesajla, haberle geldiğine inanırlar. Benzer bir anlama gelen Arapça’daki “Nebi” (نبي) sözcüğü, yine haber demek olan “nebe” kökeninden türemiş bir sözcüktür. “Resul” ise ( رسول: Risalet eden/edici) “Elçi” demektir. Hz. ile belirtilen “Hazret” sıfatı yüksek bir saygı ifadesi olup başta Arapça, Türkçe ve Farsça’da mutlaka peygamber isimleri önüne konulmakdaysa da Batılı kültürde böyle bir zorunluluk hissedilmez. Doğrudan “Jesus”, “Mohammad” , “Moses” gibi ifadede bulunulur. Ancak yine bazen “His Holiness” olarak “Hazret”in karşılığı kullanılabilmektedir.
şu kısma dikkat lütfen;İslam inancı açısından, peygamberlerle diğer insanlar arasında maddi yaşayış bakı­mından bir ayrılık, insan olmak bakımından bir farklılık yoktur. Peygamberi diğer insan­lardan ayıran şey, masum olmak ve günah işlememek, güvenilir olmak, doğru sözlü ve anlayışlı olmak ve mesajları iletmek gibi özelliklere sahip olmak bakımından Tanrı tarafından seçilmiş olma durumu ve vahiy­dir.(
http://www.islamiyet.gen.tr/sozluk/peygamber-nedir.html) alınmıştır.
   Yukarıda benim yazdıklarım ile peygamber tanımı arasında nasıl bir fark vardır,neredeyse hiçbir fark yoktur.
Görünen sadece şudur ; Tanrı tarafından seçilmiş olma durumu ve vahiy­dir.Peki tanrı tarafından seçildiğini söyleyen kimdir?yine kişinin kendisidir,vahiy geldiğini söyleyen kimlerdir?yine kişinin kendi söylemine inanan çevresindeki kişilerdir.
   O zaman şöyle düşünmek çok ta mantıksız olmaz herhalde,tabii bu mantığa göre.Verdiğim ilk örnekte ki o kişi yani o cani,karısını çocuğunu belki de çocuklarını öldüren kişi,yeterince dürüst (tabii dürüstlükte bakış açısına göre değişiyor günümüzde) ve güvenilir ise bu vahşeti yapan caniye kesinlikle ceza verilmemeli hatta onu başta tacı ederek ne derse emir kabul edilip eteği öpülmelidir.Bu hasta ruhlu adamın böyle bir mevkiye gelmesi için gerekli olan tek şey ise çevresindeki insanların onun için şahitlik yapıp ‘’kesinlikle güvenilir ve dürüst biridir,o ne der ve yaparsa doğrudur’’demesinin yeterli olması gerekmektedir.Çünkü tarihte bunun emsallerine rastlamak çok ta zor değildir.  
   İbrahim Allah istedi diye çocuğunu kesecekti,Muhammed Allah istedi diye savaştırdı insanları ve binlerce hatta milyonlarca insanın ölümüne sebep oldu,ve hala bile olmaktadır.
   Tabii burada tüm suçu sadece Muhammed’in üzerine atarsak haksızlık etmiş oluruz,çünkü onun dışında 2 büyük dinin peygamberi olan isa(hristiyanlık) musa (Musevilik) gibi BÜYÜKKKK ŞAHSİYETLERİN DE hakkını yemiş oluruz.
   Bu iki insan modelinin neden farklı muamelelere maruz kaldığına dair bence kimse mantıklı bir açıklama yapamaz,suç aynı fakat biri cezalandırılırken diğeri ödüllendiriliyor.
   Açıkçası ben bu tutum karşısında bir mantık göremiyorum,sizlerden de özellikle istediğim kendi fikrinizi yazmanız,fikirlerinizi buradan yorum olarak ta yazabilirsiniz ya da isterseniz http://www.facebook.com/pages/Radateist/350121358413521?fref=ts mesaj olarak ta yollabilirsiniz.
   Günümüzde bu tür olaylara hala bile çok sık rastlanıyor,televizyonlar da hergün çıkıp insanlara şarlatanlık gibi görünen bir sürü şey yapıyorlar,evet şarlatanlık gibi görünen diyorum çünkü aslında bu bir taktik.
   İstediklerini,düşüncelerini öyle güzel fark ettirmeden insanların bilinç altına işliyorlar,peki bu şarlatanların asıl amacı ne sizce?
   Elbette kendi görüş ve düşüncelerinin kabul görmesi ve hiç değilse belli bir kesime hitap etmenin peşindeler,bu onlara ne kazandırır,elbette kısa vade de çok bir şey kazandıracağını düşünmek yanlıştır,zaten dini kendine siper eden tüm oluşumların uzun bir zaman dilimine ihtiyaçları vardır,çünkü iddiaları ilk ortaya atan kişi çokta zeki olmayabilir,zaman içerisinde o kişiden daha zeki kişilerin (asıl ilginç tarafıda burasıdır) onun söylediklerini daha zekice ve onun söylediklerini çok fazla yıpratmadan yeniden şekillendirerek sunar.
   Böyle olduğu içinde hem çok sayıda taraftarı oluşur,hemde uzun bir süre varlığını devam ettirir,tabii dediğim gibi bu başarılarını dönemsel geçişleri çok iyi yapmalarına bağlıdır.
   Bugün artık 5 vakit namaz kılmakta zorlanan insanlar için alternatif namaz vakitleri ortaya atılmaktadır,insanların kabul etmesi içinde söylenen kur-an’da namaz iki vakitmiş,eee o zaman neden bu kadar zaman 5 vakit kıldırdılar diye sorarsanız,verilecek cevap o da doğru bu da doğru.
   Bunları yazarken bile gülüyorum,nasıl bir zihniyettir nasıl bir kafa yapıları var nasıl çalışıyor ben anlamış değilim,işte bu şarlatanların arkasına takılıp,düşünmeyen,araştırmayan,sorgulamayan tamamen birer robot haline gelip tam itaat ederek yaşamlarını sona erdiren,ve bunu yaparkende sadece o şarlatanların daha fazla güçlenmesine hizmet ettiğini anlamayan insanlara gerçekten çok üzülüyorum.
   Bayanlar,Baylar bu yazıya şu atasözü ile son vermek istiyorum DELİNİN BİRİ BİR KUYAYA TAŞ ATMIŞ,KIRK AKILLI ÇIKARAMAMIŞ…
   İşte durum tam olarak bundan ibarettir sadece düşünüp,sorgulayın biz neye ve kimlere hizmet ediyoruz diye,bunu anlarsanız emin olun hayat o zaman daha anlamlı bir hal alır…
İYİ SORGULAMALAR…