17 Aralık 2012 Pazartesi

ALLAH'IN ADRESİ...



     Birkaç gün önce bir televizyon kanalında prof.dr.Nihat Hatipoğlu’nun programına rastladım,oldum olası bu tür programları izlemekten zevk almışımdır.
     Çünkü öyle bir anlatılır ki,sanki yaşanmış bir olayı anlatmıyorlar da bizzat kendilerinin yaşadığı bir olayı anlatıyorlar havası verilir ve dolayısıyla izleyenleri etki altına alır,kısacası hitabetleri çok kuvvetlidir,bir de işin içine birkaç damla gözyaşı girdimi program tadından yenmez,çok fazla uzatmadan konuya gireyim.
     Programın girişinde anlatılan hadis dikkatimi çekti ve hemen not aldım,bakalım bu rivayet hakkında sizler neler düşünecekseniz.
     Gök ile yer arasında ne kadar mesafe var biliyormusunuz?(muhtemelen Allah soruyor)
     Melekler;Allah ve resulü bilirler
     Allah resulüne bildirdi ve dedi ki gök ile yer arasında 500 yıllık mesafe vardır,sonra göğün her tabakasının arasında 500 yıllık mesafe vardır,her tabakanın kalınlığı 500 yıllık mesafedir,7.göğün üzerinde deniz bulunmaktadır,bu denizin dibi ile üstü arasında ki mesafe 7 gök arasında ki mesafe kadardır yani 3500 yıldır,sonra bunun üzerinde her biri geyiğe benzeyen (insan suretinde olmayan) 8 tane tabaka vardır,her bir tabakanın arasında 500 yıllık mesafe vardır.Toplam 3000-4000 yıllıkta orada mesafe vardır,onun üzerinde sema da arş vardır,arşın üzerinde Allah’ın kürsüsü vardır,sizin yüce rabbiniz işte bu kadar yücedir.
     Hadis bu şekildeymiş en sonunda da hz.Ebubekir diye bir şey söyledi ama emin olamadım,o yüzden kimden rivayet olduğunu yazamıyorum,ve kelimesi kelimesine yazmaya çalıştım burada,tabii isteyenler 13 aralık 2012 Perşembe günü yayınlanan programı internet’ten izleyebilirler.
     İlk olarak sorulacak soru bana göre şudur;Bahsedilen 500 yıllık mesafe ya da 3500 yıllık mesafe neye göre hesaplanıyor?Yani bir yaya mı baz alınıyor?Yoksa at ile mi?ya da deve mi?
Sadece bunlarla sınırlandırıyorum çünkü yaşanan devirde en hızlı araç at’tı.
     İkinci olarak şaşkınlıkla dinlediğim nokta şurasıdır; 7.göğün üzerinde deniz bulunmaktadır,bu denizin dibi ile üstü arasında ki mesafe 7 gök arasında ki mesafe kadardır yani 3500 yıldır.Sadece boşlukta duran kocaman bir deniz düşünün o kadar büyük ki,hangi aracı kullanıyorsanız orayı geçmek için 3500 yılınızı alıyor.
     Hepimiz çocukken devler ülkesinde yaşayan devlerin,uçan atların,konuşan farelerin ve daha saymadığım bizi hayal dünyasına götüren bir sürü masal ya dinlemiş ya da okumuşuzdur ve merakla aklımızda onlarca soru oluşmuştur,mesela eğer babamız bize o hikayeyi anlatıyorsa ‘’eee baba o at uçuyor ama neden uçuyor?’’ya da ‘’baba o devlere ne oldu,nereye gittiler?’’gibi sorular.Yok eğer okumuşsak masalı yine hemen anne ya da babamızın yanına koşup bu nasıl oluyor diye mutlaka sormuş ve bazen o anlatılan masalın içerisinde olmak istemişizdir.
     Programı izlerken en çok dikkatimi çeken Nihat Hatipoğlu anlatırken orada bulunan izleyicilerin kafalarını sağa sola sallayarak (içlerinden kurban olduğum diyerek) nemli gözlerle dinliyor olmasıydı,bu aktarılan rivayetin,bize anlatılan masallardan ne farkı var?
     Kocaman insanlar bunları dinleyip ve tek bir soru sormadan hatta soru sormayı bırakalım tek bir soru sorma düşüncesini dahi aklından geçirmeden öylece duruyorlar,inanın orada olup Nihat Hatipoğlu’na değil sadece o kadar dikkatlice dinleyen herhangi birine şunu sormayı çok isterdim;hoca ne anlattı şimdi?ne anladın?
     Verilecek cevabı az çok tahmin edip biliyorum,elbette herkesin izleme okuma özgürlüğü vardır,burada kesinlikle o programı izleyen kişileri cahillik ile suçlamak gibi bir niyetim ve derdim yok.
     Tabii Nihat Hatipoğlu’nun programı tek değil bu alanda onlarca bu tarz program mevcut,işin ilginç tarafı ise ne biliyormusunuz,bir programda anlatılanın tam tersi anlatılıyor diğer programda ve kimse de demiyor bu nedir?Bildiğimiz kadarıyla tek bir kur-an ve tek bir peygamber var İslamiyet adına,o zaman nasıl oluyor da A kanalında cevaplanan bir soru B kanalında tamamen farklı bir şekilde cevaplanıyor.
     Geçen yazımda sohbet ettiğim bir bayandan bahsetmiştim,sanırım bayana bayan demem onu biraz rahatsız etmiş olmalı,o yüzden bugün X WOMAN diye hitap edeceğim.
     Az önce bahsettiğim programdan x woman’a da bahsettim ama ne anlatıldığını söylememe bile izin vermeden ya da sormadan diyeyim ‘’bizde onu (Nihat Hatipoğlu)izleyince’’ yani bizde onu tasvip etmiyoruz dedi.
     Şimdi gel de işin içinden çık çıkabilirsen,hangisine sorsan ‘’o Müslüman mı be,onun anlattığı gibi Müslümanlık mı olur’’diyor,mesela x woman Nihat Hatipoğlu (sadece onun için değil) için,Nihat Hatipoğlu’na sorarsak x woman için ‘’onlar Müslüman mı be’’der,cübbeli’ye sorarsak başka birisini beğenmez,kısacası herkes yalnızca ben ve benim söylediklerim doğru diyor.
     Eeeee bu insanlar hanginizin kur-an’ına inanacak?Hanginizin anlattıklarını uygulayacak?Hanginiz doğrusunuz?
     Bu kadar çok ve farklı görüş ve yaşam tarzı olmasının tek sebebi,kur-an’dır o kadar çok çelişkiler ile doludur ve yoruma öylesine açıktır ki,herkes başka şekilde kendince fetva verebiliyor.
     Oysa Allah katından bizzat Allah’ın sözleri ve tek bir kelimesi bile kutsal olan bir kitabın net olması gerekiyordu,öyle her isteyen kafasına göre yorum yapamayacak ve dolayısıyla bu tür görüş ayrılıkları olmayacaktı.
     Zaten tek bir doğru olsaydı ve onun etrafında şekillenseydi İslamiyet o zaman 4 ayrı mezhep ortaya çıkmazdı,cemaatler olmazdı,insanlar arasında ayrım yapılmazdı,ama en başından beri kutsal kitapların tümünde olan insanları birleştirmek değil,tam tersine birbirlerine düşman etmektir,o senin düşmanın,bu senin düşmanın diyerek insanlar arasında asla barış ile sürülecek bir yaşama müsaade edilmemiştir.
     Bu tür programların iki tanesini bile izlemek anlatılanların ne kadar çelişkili ve yanlış olduğunu anlamak için yeterlidir,sizlere tavsiyem izlerken bir kağıt kalem alın elinize ve notlar alın,bakın bakalım 1 saatlik bir programda aynı kişi kaç kez çelişecek anlattıkları ile,aslında çelişkileri görseniz not alsanız kime soracaksınız ki,diyanete soraranız başka cevap,başka birine sorarsanız başka cevap ve sonunda ya inancınızın aslında tamamen kandırmaca uydurma olduğunu anlarsınız ya da en iyisi sormamak diyerek olduğu gibi kabul edip yaşamınızı bu şekilde noktalarsınız,elbette seçim sizin ama benim size tavsiyem dininizin size emrettiği ile aynıdır,okuyun sadece kur-an’ı okuyun ama anlayarak,korkmadan sorgulayarak okuyun.
     O klasik ‘’aradan bir ayet çıkarıp,onun üzerinden değerlendirme yaparsan,kur-an’ın genel anlamını elbette anlayamazsın’’gibi palavralara da inanmayın,çünkü söylediğim gibi söz konusu olan Allah’ın sözleridir ve tek bir kelimesi bile kutsaldır dolayısıyla çok ama çok değerli ve önemlidir,okuyun  siz ne anlam çıkarıyorsanız öyledir kur-an çünkü anlam çıkaranlarda sizlerden farklı kişiler değillerdir,isimlerinin önünde sıfat olması onların doğruyu söylediği anlamına gelmez,hiç kimse aptal değildir,sadece zekasını kullanmayanlar ya da kullanmak istemeyenler vardır.
     Konu hakkında ki görüş ve yorumlarınızı sayfanın alt kısmında bulunan yorum bölümünden ya da
http://www.facebook.com/pages/Radateist/350121358413521?fref=ts   facebook sayfamdan mesaj olarak iletebilirsiniz.
İYİ SORGULAMALAR…
    

3 yorum:

  1. 21 Aralık maya kehaneti hakkında ne düşünüyorsun :D

    YanıtlaSil
  2. http://www.tercumanihakikat.com/nedir-bu-yedi-gok-3-besyuz-yil-meselesi/

    SAYGILARIMLA

    YanıtlaSil
  3. BU ARADA, BU YAZINDANDA YOLA ÇIKARAK, SENİ BİRAZ DAHA TANIDIĞIMI VE NİYETİNİ ANLAYIP SENİ KARDEŞ GİBİ SEVDİĞİMİ BİLMENİ İSTERİM.

    SAYGILARIMLA.

    YanıtlaSil