Dün 3 aralık dünya
engelliler günüydü,bu sabah bir kanalda
sabah haberlerini izlerken engelliler ile ilgili yapılan bir araştırmayı
anlatıyordu,Türkiye’de 9 milyon engelli varmış bu rakamda Türkiye nüfusunun
bilmem kaçına denk geliyormuş falan diye devam ediyordu haber,tabii bir de
sokakta çekim yapmışlar,muhtemelen o çevrede birkaç engelli bulup kameraya
doğru yürütmüşler,diğer bir görüntüde ise gözleri görmeyen bir kadın kalabalık
bir cadde de yürümeye çalışıyor,sokakta herhangi birine çarptığı zaman insanlar
öyle ters ters bakıyor ki neredeyse ‘’önüne bak’’diyecekler,ters ters
bakmayanlar ise ‘’Allah’ım halimize binlerce kez şükür’’der gibi bakıyorlardı.
Genelde facebook kullanıcıları iyi
bilir,özellikle dini sayfalarda çoğunlukla engelli ve Afrika’da ki aç ve
çaresiz insanların fotoğrafları paylaşılır ve o fotoğrafın altına da yüzlerce
beğeni ve yorum yapılır,yorumların geneli de şu şekildedir ‘’çok şükür’’ birkaç fotoğraf paylaşacağım sizlerle,ben sadece facebook’ta bir sayfaya girerek
bu fotoğrafları buldum,daha fazlası da mevcuttu ama bunların yeterli olacağını
düşündüm.
Şimdi bir bakalım asrın kitabı olan kur-an
ne diyor insanların bu durumu ile ilgili,elbette kur-an’da açıkça engelli ya da
özürlüler (sakat)diye bahsedilen bir ayet yoktur,ayetler genelde şu şekildedir.
İnsanların mallarına ve
canlarına maddî veya manevî isabet eden az veya çok her hangi bir musîbet ancak
Allah’ın izni ile meydana gelir. Allah’ın izni olmadan bir kimsenin istemesi ve
çalışması ile hiç kimseye kaza, bela,âfet ve musîbet isabet etmez. “Allah’ın
izni olmaksızın hiçbir musibet başa gelmez”[Teğabun 11] anlamındaki âyet bu
gerçeği ifade etmektedir. “İnsanı üzen her şey
musibettir”.[Kurtubi,II,175;Beydavi,24] Dolayısıyla insanların her hangi bir
uzvundaki ârıza ve hastalık birer musibettir, bu musibet Allah’ın izni ile
olmuştur. Allah’ın izni olmadan bırakın insanın bedeninde veya organlarında her
hangi bir ârıza ve hastalık olmasını insanın ölmesi bile mümkün
değildir.[Al-İmran 145]
İnsanların
başına gelen musibet ilâhi bir imtihan da olabilir: “Yemin olsun ki sizi biraz
korku, biraz açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz noksanlaştırmak
suretiyle imtihan ederiz”,[Bakara155] “Her can ölümü tadacaktır. Sizi bir
imtihan olarak hayır ve şer ile deniyoruz.”[Enbiya 35] anlamındaki âyetler bu
gerçeği ifade etmektedir. Aslında yaşamı ve ölümü ile insan sürekli imtihan
halindedir.[Mülk, 2 Kehf, /7, Hûd, /7]
Allah,
musibetler karşısında insanların sabırlı olmalarını istemektedir. Biraz
korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz noksanlaştırmak
suretiyle imtihan edeceğini bildirdiği âyetin sonunda “sabredenleri müjdele.
Onlar, başlarına bir musibet gelince ‘biz şüphesiz (ki her şeyimizle) Allah’a
aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz derler”[Bakara,155-156] buyurmaktadır.
Böylece Allah, hem insanların musibet ile karşılaşabileceklerini, hem de
musibetler karşısında insanların nasıl tavır takınmaları gerektiğini
bildirmektedir. Musibetlere sabretmek; Allah’a isyan etmemek, bir imtihan
geçirdiğinin bilincinde olmak, hata ve kusurlarını gözden geçirebilmek,
olayları metanetle karşılayabilmektir, yoksa musibetlere sabır, tedbir alıp
çarelere baş vurmamak anlamına gelmez.
Şunu
kesin olarak bilmek ve îmân etmek gerekir ki; kâinatı ve içindeki canlı ve cansız
bütün varlıkları yaratanEn’âm,/102. ] ve yaşatan,[Hadîd, /2. ] rızık veren[
En’âm, 6/151. Rum, 30/40.] ve düzene koyan,[Fürkân, 25/2 ] öldüren ve dirilten,
güldüren ve ağlatan[Necm, 53/43-44. ] Allah’tır. Allah, dilediğini yapar,
dilediğini aziz, dilediğini zelil eder, mülk O’nundur, mülkü dilediğine verir,
dilediğinden alır[Al-i İmrân, 3/26. ]...Kâinatta başıboşluk ve düzensizlik
yoktur. Hiçbir şey, O’nun izni olmadan meydana gelemez.[Nisa, 4/64; Enfâl,
8/66; İbrahim, 14/25; Fâtır, 35/35/32...] Sözgelimi bitkiler bitemez,[ A’raf,
7/58] ağaçlar meyve veremez,[İbrahim, 14/25.] kâinatın düzeni devam
edemez,[Hac, 22/65. ] kimse kimseye zarar veremez.[Mücadele, 58/10. ] Allah’ın
izni olmadıkça insanlar, canlarını bile teslim edemezler. “Allah’ın izni olmadan
hiç kimse ölmez. (Ölüm,) belirli bir süreye göre yazılmıştır”,[Al-i İmrân,
3/145. ] “Allah, eceli geldiği zaman hiç kimseyi (ölümünü) asla ertelemez”[
Münâfikun, 63/11] anlamındaki âyetler, bu gerçeği dile getirmektedir.
İnsanın
sağlığını, canını ve malını koruması, tehlikelerden sakınması, tedbirli olması,
yaptığını iyi ve sağlam yapması Allah’ın bir emridir. Bütün tedbirlere rağmen
insan musîbete maruz kalabilir.
“(Ey
Peygamberim! İnsanlara) de ki: Bize ancak Allah’ın yazdığı (takdir ettiği) şey
isabet eder”[Tevbe, 9/51. ], “Ne yer yüzünde ne de kendi canlarınızda meydana
gelen hiçbir musîbet yoktur ki biz onu yaratmadan önce bir kitapta yazılmış
olmasın. Doğrusu bu, Allah’a kolaydır”.[Hadîd, 57/22. ]
Bu
ayetlerde; gerek yer yüzüne gerekse canlara isabet eden musîbetlerin önceden
bir Kitap’ta, ilmi ilahinin nakşedildiği Levh-ı Mahfuz’da yazılı olduğu
bildirilmektedir. Allah’ın ilmi, geçmişi de geleceği kuşatmıştır. Doğumundan
ölümüne kadar ömür boyu insanların ne yapacaklarını da, kâinatta neler meydana
geleceğini de bilir. Bu bilgisine göre her şeyi önceden bir Kitap’ta yazmıştır.
Her şeyin önceden bir Kitap’ta yazılmasının gerekçesini ise yüce Allah şöyle
bildirmektedir: “Elinizden çıkana, kaybettiğiniz şeylere üzülmeyesiniz ve
Allah’ın verdiği şeyler ile sevinip şımarmayasınız”.[Hadîd, 57/23] Bu ayette
Allah, açıkça musibetler karşısında insanların üzülmemelerini, feryâd ü fîgan
etmemelerini istemektedir. Çünkü, bütün olup bitenler Allah’ın izni ve takdiri
ile olmuştur. İnsanın, “niçin bunlar oldu, niçin bunlar başıma geldi” diye
üzülmesinin bir faydası yoktur. İnsanın, “musibetler, Allah’ın takdiri ile
olmuştur” deyip sabırlı ve metanetli olması gerekir. Sabırlı olmak musibet
karşısında tedbir almamak, musibetlerden sonra gerekenleri yapmamak anlamına
gelmez.
Biliyoruz
ki Allah “çok merhametlidir”[Fatiha, ½. ] ve “insanlara zerre kadar
zulmetmez”.[ Nisa, 4/40. ] Mala ve cana zarar veren musibetlerin meydana gelmesinde
ilâhî irade, takdir ve imtihanın tecellisinde insanların davranışlarının etkisi
de var mıdır? Kur’ân’a baktığımızda bu soruya “evet” diyebiliyoruz.
(islamustundur.com’dan
alınmıştır)
Verdiğim linkteki yazı biraz daha uzundu
fakat benim yazımın daha fazla uzamamasını ve sıkılmamanız için bir kısmını
buraya koydum,yazının tamamını okumak isteyenler verdiğim linkten yazıyı
okuyabilirler.
Yazı da dikkat ederseniz her şeyin
Allah'tan geldiği söylenmektedir,bu çok sıradan bir söylem aslında çünkü tüm
dinler,tüm kitaplar aynı şeyi söyler fakat ilginç tarafı şudur.
İnsanlara tüm belaların Allah’tan
geldiğine inanmalarını ve asla isyan etmemelerini söyleyen bir kitap ve
din,ardından ise Allah’ın asla insanlara zulmetmeyeceğini söyleyen aynı kitap
ve din,bu çok açık bir çelişki değimlidir?
Yazının son kısmında şunu söylüyor ‘’ Biliyoruz ki Allah “çok
merhametlidir”[Fatiha, ½. ] ve “insanlara zerre kadar zulmetmez”.[ Nisa,
4/40. ] Mala ve cana zarar veren musibetlerin meydana gelmesinde ilâhî irade,
takdir ve imtihanın tecellisinde insanların davranışlarının etkisi de var
mıdır? Kur’ân’a baktığımızda bu soruya “evet” diyebiliyoruz.
Şimdi şu ayeti dikkatlice okuyup anlamaya
çalışalım,MAİDE 33. Allah ve Resûlüne karşı savaşanların ve yeryüzünde (hak)
düzeni bozmaya çalışanların cezası ancak ya (acımadan) öldürülmeleri, ya
asılmaları, yahut el ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut da bulundukları
yerden sürülmeleridir. Bu onların dünyadaki rüsvaylığıdır. Onlar için ahirette
de büyük azap vardır.
‘’Allah
ve Resûlüne karşı savaşanların ve yeryüzünde (hak) düzeni bozmaya çalışanların
cezası’’ ne diyor bir anlamaya çalışalım,açıkça diyor ki bizim
söylediklerimiz,bizim getirdiklerimiz bizim yaptıklarımız kesinlikle
sorgulanamaz ve değiştirilemez,her kim buna karşı gelmeye kalkarsa cezası şudur
diye,.
Hadi diyelim kurulu düzene karşı çıktığın
için ‘’TERÖRİST’’ilan edildin,başarılı olamadın ve yakalandın tabii ki yaptığın
eylemin bir cezası olacak,ceza yöntemi elbette sorgulanabilir ama bir şekilde
cezalandırılman gerekiyor,tabii ceza sistemi ülkelere ve adalet anlayışına göre
değişiyor,mesela Amerika’da bir eyalette idam serbest iken diğerinde değil,olay
aynen şuna benziyor 12 eylül 1980 yılında Kenan Evren liderliğinde darbe yapıldı
o zaman darbeyi yapanlar kahramandı neden?Çünkü darbe başarılı olmuştu
yapılmıştı,şimdi bakıyoruz darbeye teşebbüs edip başaramayanlar vatan haini
diye cezaevlerinde yatıyorlar,bu tüm tarih boyunca böyle olmuştur.
Şunu belirtmekte fayda görüyorum kesinlikle
benim yazılarıma siyaset karıştırma ya da taraf olma gibi bir amacım yoktur.
Muhammed’de aynı şeyi
yapmamışmıdır?Yapmıştır ve başarılı olduğu için kurduğu sistem ve taraftarının
çok olması sebebi ile bugünlere kadar gelmiştir.
Tabii en büyük avantajı taraftarlarının
onun görüşlerini özgür iradeleri ile seçmemeleridir,çocukluklarından beri onun
öğretileri ile büyütülüp,onun söylediği işkencelerden korkarak,itaat etmemesi
durumunda başına gelmeyecek kötülük olmadığına inandırılarak büyütülen bir
bireyden ne beklenebilir ki?
Konuyu çok fazla dağıtmadan devam edeyim
en iyisi,dedik ki hadi bir sisteme karşı geldiniz ve bir şekilde
cezalandırıldınız tamam bunu hadi anladık diyelim (insanların organlarının
kesilmesi,recm,idam gibi cezalar asla meşru olamaz)peki ya doğuştan engelli
olanlar?
Onlar kimin ya da neyin cezasını
çekiyorlar?engelleri ile mi sınava tabii tutuluyorlar?yoksa diğer engelsiz
insanların onlara bakıp ders almaları ve daha iyi bir köle olmaları için mi Allah
onları öyle yaratıyor?
Düşünelim hep beraber,bu doğuştan engelli
olan kişinin engelli doğması onun ileride çok kötü bir insan olacağını bilen Allah’ın
o kötülükleri yapmasına izin vermemek için mi acaba onu bu halde yaratıyor?
Ya da belki de o engelli doğan kişi anne
ve babasının günahını çekiyordur (dinde böyle bir inanış var)annesi babası çok
kötüdür ve bu çocukta onlara bir cezaydı Allah tarafından.
Ya da yazının başında da belirttiğim
gibi üç-beş kişinin bir araya gelip
engelli birine bakıp kendilerine pay çıkarmaları için mi?daha bağlı bir köle
olmaları için mi yani?
Yoksa bu kişi engelli hali ile mi sınava
tabii tutulacak?yapamayacağı şeyler istenirse ondan bu haksızlık olacağı
için,yapabildiği kadarını yapsın diye geçiştirilecek mi yoksa?peki bu kişi
suçunun ne olduğunu sorduğu zaman ya da ben bunu hak etmedim diye düşünerek
düşüncesini dillendirmiş olsa,onunda belki de tutmayan elleri ve ayakları
kesilecek mi?ya da sürgün edilecekmi?
Evet kesinlikle evet kim olursan ol,başına
ne gelirse gelsin asla ama asla isyan etmeyeceksin,kabul edeceksin,şükredeceksin,bundan
beteri var diyeceksin,işte bunlar için sizlere bir sürü ENGELLİ yarattı…
Düşünün,araştırın,sorun kararı kendiniz
verin,bir daha ki yazım Muhammed’in devrimi olacak.
İYİ SORGULAMALAR…




Dinleri sorgulamanı, Kuran ve diğer (kutsal sayılan) kitaplar hakkındaki görüşlerini anlayabiliyorum. Fakat Tanrıyı; bir müslüman, hristiyan.. veya bir din mensubu gibi düşünüp "tanrı bizi test ediyor" gibi algılaman.. bence bu duruştur; seni Tanrıyı reddetme yoluna iten. Evet dinler uydurmadır. Bende öyle düşünüyorum. Fakat kendimi ateist olarak tanımlamıyorum. Dinler saçmalıktır ama Tanrı vardır. Asla reddedilemez! Dinler; Toplumsal düzeni sağlamaya yönelik, belki çeşitli çıkarlara hizmet eden yada Politik bir duruştur belkide. Din adına savaşlar.. Tüm dünyayı tek bir politik duruş etrafında toparlamak... Çünkü Muhammed'in vefatından yıllarca sonra ömer, osman dönemlerinde kuran bir araya getirilip, çoğaltılmıştır... vs. bunlar uzatılır. Ancak Tanrı'yı asla bir din mensubu ifadesiyle algılamamalısın. Seni şiddetle eleştriyorum. Hele ki hakaret, Siz ateistleri; Topluma kendinizi ifade edebilme fırsatı tanıtmayacaktır.
YanıtlaSileleştirin için teşekkürler,keşke eleştirdiğin gibi düşünmediğimi ve yazmadığımı anlasaydın,o zaman belki daha yararlı bir eleştiri yapabilirdin.
YanıtlaSilsaygılarımla...
Engellilere dini temele dayalı söylemleri eleştirmiyormusun? Yoksa ben mi aptalım yanlış anlıyorum?
YanıtlaSilbiz yine de aptal demeyelimde fakat anlamamışsın,söylemek istediğim şu;tüm dinlerin uydurma olduğu ve allahın insanları değil,insanların allahı yarattığıdır,ve şimdiye kadar genel olarak öğretilenler de senin nasıl biri olduğun,ya da nasıl bir hayat yaşadığının önemsiz olduğudur,yazının içerisinde zaten sorular var,sen allahın neden insanları engelli yarattığına mantıklı bir cevap verebilirmisin?zaten yazıda soru ve cevaplar var bunun dışında farklı bir cevabın ve düşüncen var ise yaz,söylenene göre allah engellilere diğer tarafta farklı muamele edecekmiş,ne yani hristiyan bir engelliyi cehenneme atmayacakmı?ya da ateist bir engelliyi?olay budur arkadaşım,üzgünüm ama sen yanlış anlamışsın sen.
YanıtlaSilBence sen benim yazdıklarımı yanlış kavramışsın. "Söylenenlere göre" diyorsun. Kim bu söyleyen? Bende sana diyorum ki Tanrıyı bir din mensubu gibi düşünmen yanlış! "O bizi test ediyor, Yargılayacak, cezanlandıracak.. gibi düşünmene zorlayan dinlerdir. diorum. Evet bunlar saçmalıktır. Ancak altını çizerek belirtmek istediğim ve senin anlamamakta ısrar ettiğin konu şuydu: Tanrı Kutsal sayılan kitaplarda yazıldığı gibi değil! Böyle düşünürsen şayet; O soruları sormakta haklı olabilirsin. Ancak ben diyorum ki "Tanrı yoktur" diyebilmen için delillerin olmalı. "eğer varsa el sallasın, işaret göndersin vs. gibi saçmalıkları bi kenara bırakmalısınız." Dünya dışında; kainatta açıklanamayan miliyonlarca nesne, cisim vs varken; Ve uzayın sonsuzluğu kavranamıyorken, kara delikte zamanın nasıl durduğu açıklanamıyorken...(Bu sorular uzatılabilir) Tanrının olmadığına beni inandırmaya çalışman cahillik olur. Ancak; Nedir? nasıldır?.. gibi sorulara hiçbir zaman cevap veremeyeceğiz.
YanıtlaSilarkadaşım güzel bir noktaya geldik,evet bu tüm dindarların(anladığım kadarıyla sen bir deistsin)hep kabul etmeyenlere söyledikleri kelimelerdir ''yok diyorsan,olmadığını ispatla''aslında ne kadar saçmadır şöyle bir düşünülünce,çünkü olmayan bir şeyi ispatlamaya çalışmak,akıntıya karşı kürek çekmekten daha zordur.hadi diyelim bizler aciz kaldık (olmayan bir şeyin,olmadığını ispatlamakta,her ne kadar komik olsa da :)) )buyur sen bize ispatla tanrının varlığını,hepimizi aydınlat,ama sende ''bir çevrene bak,ota bak,böceğe bak,evrene bak,bunları kim yarattı''gibi saçma cümleler kurarak gelme,çünkü bana göre evren bile başlı başına tanrının olmadığına işarettir.
YanıtlaSilBen dindarlar gibi "ota, boka, böceğe vs bak" demeyeceğim. Çünkü Bunları sizler evrim vs. bişekilde saçma sapanda olsa açıklama yapıyorsunuz. Gözünle görmemen olmadığına nasıl kanıt sağlar? Tanrının olmadğına Sen kanıt göster ozaman, somut deliller gösterebilirmisin? Senin vereceğin cevap şudur: Göremiyorum, Öyleyse yoktur. Masayı görüyorum, öyleyse masa var! Dünyayı geçtim; samanyolundaki düzeni nasıl olurda tesadüf olarak nitelendirirsiniz. Bunun tesadüf olduğuna dair deliliniz varmı? yoktur muhtemelen. Bana herşeyin tesadüf oldğuna dair delil göster. HADİ BEKLİYORM.
YanıtlaSilgeçenlerde bir video paylaşmıştım sayfada link burada http://www.facebook.com/pages/Radateist/350121358413521?fref=ts
YanıtlaSilanlamıyorum gerçekten sizleri anlamıyorum,evet zihinleriniz boşaltılmış,köleleştirilmişsiniz de en azından bir gözünüzü açın çevrenize bakın,okuyun,araştırın,sorun,sonra sorulara sizler cevap olun,ama yok onun yerine hep bir kısır döngü oluşturup,aynı soruları sormak daha kolay geliyor değilmi?benim vereceğim cevabı kesitiriyorsun bravo gerçekten zekanla beni şaşırtıyorsun,neden kısır döngü diyorum biliyormusun,çünkü çaresizsin yorumlara bir bak bakalım,ikinci kezdir aynı soruyu soruyorsun,bir önce ki yorumum da ''.hadi diyelim bizler aciz kaldık (olmayan bir şeyin,olmadığını ispatlamakta,her ne kadar komik olsa da :)) )buyur sen bize ispatla tanrının varlığını,hepimizi aydınlat'' demiştim ama sen ya yorumu okumadın ya da verecek bir cevabın olmadığı için dönüp dolaşıp aynı şeyi yazmaya devam ediyorsun.
http://www.youtube.com/watch?v=JvEb3b-w17g
YanıtlaSilbu videoyu izle bakalım.
Stephan ı izledim okudum. Sen benim sorduğum sorulara yanıt vermek yerine, Aynı soruları soruyorum diye Cümlelerimle alay etmeyi tercih diyorsun. Ama sen kendi kısır döngünü görmezden geliyorsun. Sen 2-3 defa aynı şeyleri ima eden cümleler kurup durdun. "Göremiyorum, öyleyse yok" demekten başka ne yazdın deminden beri? Stephan, kesin yoktur demiyor. Kesin vardır da demiyor. O olsılıkları fizik kanunlarıyla değerlendiriyor. Sen hangi kanunlarla değerlendiriyorsun konuyu? Yine sorucam, yine kısır döngü diceksin. Bişey demiyorum..
YanıtlaSilSmanyolu örneğini vererek açıklama gayretine girmeye çalışıyoren, sen cümlenin içinden cınbızla istediğin ifadeleri seçip; aklınca beni alt ettiğini zannediyorsun. Asıl soruyu da yanıtsız bırazkmış oluyorsun. Stephanı geç sen açıkla sen!
YanıtlaSilarkadaşım sen ciddi anlamda ne sorduğunu bilmiyorsun,ayrıca ben görmedim öyleyse yok diye bir cümle kesinlikle kurmadım,seni alt etmek gibi bir derdimde yok,burada kendi düşüncelerimi yazıyorum,elbette beğenen de olur,beğenmeyende,sorun burada değil,sorun eleştiri yapacam diye gereksiz yorumlar yazılması,bırak stephen'i sen açıkla diyorsun,ne yani şimdi aynı cümleleri kurmamı mı istiyorsun?anlamaktan acizsin,baksana diyorsun bırak stephen'i onun gibi düşünmeem neden yollayayım sana linki?lütfen biraz daha aklı başında sorular sor ve yorumlar yap.
YanıtlaSilsaygılarımla...
Stephan veya diğer fizikçiler olmasaydı kimin gibi düşünecektin? Ayrıca :"Göremiyorum, öyleyse yok" diye yazmaktan öte fikirlerinin bu doğrultudan öteye gitmediğini belirttim. Sürekli Bunu ima ettiğini belirttim. Neyse ya senle başa çıkamıyorum ben. Hayırlı işler :)
YanıtlaSilAkıl yetmeyince her şeyi yüce bir yaratıcıya yüklemek mi? Yoksa bilimin şu an teori de olsa açıklamaya çalışmasını ve bunu gerçek doğa kurallarına dayandırmasını mı? Bu bir tercih meselesi bence.. Bende deisttim bir süre önce.. Şu an tanrının varlığıyla ilgili kesin bir yanıtım yok.. Buna kesin yanıt bulan birini de görmedim.. Ama benim gördüğüm kadarıyla (Elbette hepsini araştırmadım ve hepsini araştırmaya da ömrüm yetmez.) bir noktadan sonra dinlerin gereksiz olduğuna daha da tehlikelisi yalandan ibaret olduğuna karar verdim..
YanıtlaSilhttp://www.sosyalsiyaset.net/documents/peygamberin_engellilere_bakis_acisi.htm
YanıtlaSilSaygılarımla.
Tartışmaya nane olmak istedim.
YanıtlaSilBertrand Russell'dan bir alıntı ile sohbetinize dahil olayım ben. totaldeki tüm yazışmalarınıza cevaben sanırım bu kafi :)
"Eğer ben Dünya ve Mars arasında eliptik bir yörüngede güneşin etrafında dönen Çin seramiği bir çaydanlık olduğunu öne sürseydim ve bu çaydanlığın en güçlü teleskoplarımızla bile tespit edilemeyecek kadar küçük olduğunu ekleyecek kadar da dikkatli olsaydım, kimse bu görüşümün tersini kanıtlayamazdı. Ama devam edip de bu savımın yanlışlanamaz nitelikte oluşundan dolayı insan aklının ondan kuşku duymasının kabul edilemez bir küstahlık olacağını söyleseydim, herkes haklı olarak saçmaladığımı düşünürdü. Ancak, eğer böyle bir çaydanlığın varlığı eski kitaplarca onaylansaydı, her Pazar günü kilisede kutsal gerçeklik olarak öğretilseydi ve okullarda çocukların beynine kazınsaydı, onun varlığından kuşku duymak bir gariplik belirtisi olarak görülür ve o kuşkuyu duyan kişiye yakınçağda bir ruh doktoruyla ya da daha önceki çağlarda bir Engizisyon yargıcıyla bir randevu alınırdı."
arkadaşlar merhaba ;
YanıtlaSilyazılarınızın tamamını okudum yıllarca üzerinde düşündüğüm bir konudur ve şu noktaya vardım , benim kişisel görüşüm ; birçok ateist tanıdım, birçok dindar insan tanıdım, birçok da dini yanlış yorumlayan yobaz ve gerici insan gördüm farklı inanışlara sahip olan insanlarla da karşılaştım ve hayatlarını inceledim ,amacım herhangi bir dini ve görüşü savunmak değil ,sonuç ve fayda odaklı düşünürsek olay aslında o kadar komplike değil , şu bir gerçek hala dünyanın amacını bulamamış olan insanlar veya ateist olan tanrının olmadığını öne süren kişiler genellikle psikolojik olarak yıpranmış bireylerdir, BİRÇOĞU ; iyilik, vefa ,anlayış,dürüstlük ve bunlar gibi erdemlerini kaybetmiş insanlardır ki eğer tanrı olmaması durumda bu erdemlerin hepsi birer zırva halini alır .
BİR ÇOĞUNUN hayatında ,geçmişinde veya çocukluğunda kaldıramadığı tramvalar veya bulunduğu statü veya toplumsal rol itibari ile psikolojik bunalıma girmiş böylece tanrıyı ve bütün düzenlere karşı anarşik bir hale bürünürler hayatı bir kenara bırakmış topluma ve çevreye hiç katma değeri olmayan bir hale gelirler çünkü düşüncenin temeline inerseniz gerçekten de bu fonksiyonların tanrı ve düzen olmadığını düşünürsek hiçbir anlamı kalmaz.
Sonuç olarak Tabi ki bunlar benim şahsi görüşlerimdir tartışmaya açıktır ,fakat sizlere faydacı bir yaklaşım öneriyorum herkes kendi düşüncesini ve görüşünü tabi ki serbest bir biçimde yaşasın ama SONUÇ ve geride kalan soru işaretleri açısından olaya yaklaşacak olursak (ki bence bu birçoğunun atladığı rasyonel bir bakıştır)tanrı bence de vardır böylece bir düzen oluşur toplumları ve insanları bir arada insanca yaşatan şey düzendir son olarak insan psikolojik ve fiziki yapısı itibari ile aciz bir varlıktır ve tapınma ihtiyacı güder bu psikolojik ve önemli bir ihtiyaçtır karşılanması gereklidir. Saygılarımla ...
Bende birkaç soru sormak istiyorum.Bir kere yazdiklarinizdan sizin inanmadığınizi değil inanmayı inkar ettiğinizi bariz bir şekilde görüyorum.Bir kere bütün bu kainatın kendi kendine olması gibi sözde aklı ve bilimsel soylemkerinizi teorilerinizi bir kenara bırakın ve ciddi ve tarafsız bir şekilde düşünün.Yahu kıymetli insan sen bir binanın kendi kendine olduğunu yapıldığıni söyleyebilirsin?Koca kainat,evren nasıl tesadüfen rastgele oluşacak kendi kendini idare edecek.
YanıtlaSilNeden insan engelli doğuyor bu haksızlık değil mi demişsiniz.Bende şöyle sorarım size.Neden insan sağlam kusursuz doğuyor.Oyle size göre tesadüfi ve milyarlarca trilyonlarca olasılığın sonucunda doğan insanların büyük çoğunun sakat,engelli doğması lazım.
YanıtlaSilKainatta herşey zıtlığıyla birlikte yaratılmıştır senin inatla inanmayı inkar ettiğin Allah tarafindan kıymetli insan.Sen diyebilirmisin insan niye hep mutlu oluyor ya da niye hep mutsuz oluyor.Yada neden hastalık var neden hep sağlıklı olmuyoruz?Diyemezsin.Sen mutsuz olup sıkıntı çekmeden mutluluğun ne demek olduğunu nasıl bileceksin?? Aynı şekilde sağlıklı sıhhatli olmanın hasta olmamak demektir değil mi??Yani sağlık aslında hastalık olduğu için var.Bu örnekleri çoğaltabilirsiniz.İyi-kötü,guzel-cirkin,savas-baris,huzur-sikinti ve daha bir sürü sey.
YanıtlaSilSonuç olarak insan neden engelli doğar sorusuna cevap aldığını düşünüyorum.Son bir cümleyle bitirmek istiyorum; Allah insana beyin vermiştir ki baksın düşünsünler ibret alsınlar doğruyu güzeli seçsinler kurtuluşa ersinler.
YanıtlaSil