4 Aralık 2012 Salı

ENGELLİ ALLAH...




Dün 3 aralık dünya engelliler günüydü,bu sabah bir kanalda  sabah haberlerini izlerken engelliler ile ilgili yapılan bir araştırmayı anlatıyordu,Türkiye’de 9 milyon engelli varmış bu rakamda Türkiye nüfusunun bilmem kaçına denk geliyormuş falan diye devam ediyordu haber,tabii bir de sokakta çekim yapmışlar,muhtemelen o çevrede birkaç engelli bulup kameraya doğru yürütmüşler,diğer bir görüntüde ise gözleri görmeyen bir kadın kalabalık bir cadde de yürümeye çalışıyor,sokakta herhangi birine çarptığı zaman insanlar öyle ters ters bakıyor ki neredeyse ‘’önüne bak’’diyecekler,ters ters bakmayanlar ise ‘’Allah’ım halimize binlerce kez şükür’’der gibi bakıyorlardı.
     Genelde facebook kullanıcıları iyi bilir,özellikle dini sayfalarda çoğunlukla engelli ve Afrika’da ki aç ve çaresiz insanların fotoğrafları paylaşılır ve o fotoğrafın altına da yüzlerce beğeni ve yorum yapılır,yorumların geneli de şu şekildedir ‘’çok şükür’’ birkaç fotoğraf paylaşacağım sizlerle,ben sadece facebook’ta bir sayfaya girerek bu fotoğrafları buldum,daha fazlası da mevcuttu ama bunların yeterli olacağını düşündüm.
     Şimdi bir bakalım asrın kitabı olan kur-an ne diyor insanların bu durumu ile ilgili,elbette kur-an’da açıkça engelli ya da özürlüler (sakat)diye bahsedilen bir ayet yoktur,ayetler genelde şu şekildedir.
       İnsanların mallarına ve canlarına maddî veya manevî isabet eden az veya çok her hangi bir musîbet ancak Allah’ın izni ile meydana gelir. Allah’ın izni olmadan bir kimsenin istemesi ve çalışması ile hiç kimseye kaza, bela,âfet ve musîbet isabet etmez. “Allah’ın izni olmaksızın hiçbir musibet başa gelmez”[Teğabun 11] anlamındaki âyet bu gerçeği ifade etmektedir. “İnsanı üzen her şey musibettir”.[Kurtubi,II,175;Beydavi,24] Dolayısıyla insanların her hangi bir uzvundaki ârıza ve hastalık birer musibettir, bu musibet Allah’ın izni ile olmuştur. Allah’ın izni olmadan bırakın insanın bedeninde veya organlarında her hangi bir ârıza ve hastalık olmasını insanın ölmesi bile mümkün değildir.[Al-İmran 145]
İnsanların başına gelen musibet ilâhi bir imtihan da olabilir: “Yemin olsun ki sizi biraz korku, biraz açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz noksanlaştırmak suretiyle imtihan ederiz”,[Bakara155] “Her can ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır ve şer ile deniyoruz.”[Enbiya 35] anlamındaki âyetler bu gerçeği ifade etmektedir. Aslında yaşamı ve ölümü ile insan sürekli imtihan halindedir.[Mülk, 2 Kehf, /7, Hûd, /7]
Allah, musibetler karşısında insanların sabırlı olmalarını istemektedir. Biraz korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz noksanlaştırmak suretiyle imtihan edeceğini bildirdiği âyetin sonunda “sabredenleri müjdele. Onlar, başlarına bir musibet gelince ‘biz şüphesiz (ki her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz derler”[Bakara,155-156] buyurmaktadır. Böylece Allah, hem insanların musibet ile karşılaşabileceklerini, hem de musibetler karşısında insanların nasıl tavır takınmaları gerektiğini bildirmektedir. Musibetlere sabretmek; Allah’a isyan etmemek, bir imtihan geçirdiğinin bilincinde olmak, hata ve kusurlarını gözden geçirebilmek, olayları metanetle karşılayabilmektir, yoksa musibetlere sabır, tedbir alıp çarelere baş vurmamak anlamına gelmez.
Şunu kesin olarak bilmek ve îmân etmek gerekir ki; kâinatı ve içindeki canlı ve cansız bütün varlıkları yaratanEn’âm,/102. ] ve yaşatan,[Hadîd, /2. ] rızık veren[ En’âm, 6/151. Rum, 30/40.] ve düzene koyan,[Fürkân, 25/2 ] öldüren ve dirilten, güldüren ve ağlatan[Necm, 53/43-44. ] Allah’tır. Allah, dilediğini yapar, dilediğini aziz, dilediğini zelil eder, mülk O’nundur, mülkü dilediğine verir, dilediğinden alır[Al-i İmrân, 3/26. ]...Kâinatta başıboşluk ve düzensizlik yoktur. Hiçbir şey, O’nun izni olmadan meydana gelemez.[Nisa, 4/64; Enfâl, 8/66; İbrahim, 14/25; Fâtır, 35/35/32...] Sözgelimi bitkiler bitemez,[ A’raf, 7/58] ağaçlar meyve veremez,[İbrahim, 14/25.] kâinatın düzeni devam edemez,[Hac, 22/65. ] kimse kimseye zarar veremez.[Mücadele, 58/10. ] Allah’ın izni olmadıkça insanlar, canlarını bile teslim edemezler. “Allah’ın izni olmadan hiç kimse ölmez. (Ölüm,) belirli bir süreye göre yazılmıştır”,[Al-i İmrân, 3/145. ] “Allah, eceli geldiği zaman hiç kimseyi (ölümünü) asla ertelemez”[ Münâfikun, 63/11] anlamındaki âyetler, bu gerçeği dile getirmektedir.
 İnsanın sağlığını, canını ve malını koruması, tehlikelerden sakınması, tedbirli olması, yaptığını iyi ve sağlam yapması Allah’ın bir emridir. Bütün tedbirlere rağmen insan musîbete maruz kalabilir.
 “(Ey Peygamberim! İnsanlara) de ki: Bize ancak Allah’ın yazdığı (takdir ettiği) şey isabet eder”[Tevbe, 9/51. ], “Ne yer yüzünde ne de kendi canlarınızda meydana gelen hiçbir musîbet yoktur ki biz onu yaratmadan önce bir kitapta yazılmış olmasın. Doğrusu bu, Allah’a kolaydır”.[Hadîd, 57/22. ]
Bu ayetlerde; gerek yer yüzüne gerekse canlara isabet eden musîbetlerin önceden bir Kitap’ta, ilmi ilahinin nakşedildiği Levh-ı Mahfuz’da yazılı olduğu bildirilmektedir. Allah’ın ilmi, geçmişi de geleceği kuşatmıştır. Doğumundan ölümüne kadar ömür boyu insanların ne yapacaklarını da, kâinatta neler meydana geleceğini de bilir. Bu bilgisine göre her şeyi önceden bir Kitap’ta yazmıştır. Her şeyin önceden bir Kitap’ta yazılmasının gerekçesini ise yüce Allah şöyle bildirmektedir: “Elinizden çıkana, kaybettiğiniz şeylere üzülmeyesiniz ve Allah’ın verdiği şeyler ile sevinip şımarmayasınız”.[Hadîd, 57/23] Bu ayette Allah, açıkça musibetler karşısında insanların üzülmemelerini, feryâd ü fîgan etmemelerini istemektedir. Çünkü, bütün olup bitenler Allah’ın izni ve takdiri ile olmuştur. İnsanın, “niçin bunlar oldu, niçin bunlar başıma geldi” diye üzülmesinin bir faydası yoktur. İnsanın, “musibetler, Allah’ın takdiri ile olmuştur” deyip sabırlı ve metanetli olması gerekir. Sabırlı olmak musibet karşısında tedbir almamak, musibetlerden sonra gerekenleri yapmamak anlamına gelmez.
Biliyoruz ki Allah “çok merhametlidir”[Fatiha, ½. ]  ve “insanlara zerre kadar zulmetmez”.[ Nisa, 4/40. ] Mala ve cana zarar veren musibetlerin meydana gelmesinde ilâhî irade, takdir ve imtihanın tecellisinde insanların davranışlarının etkisi de var mıdır? Kur’ân’a baktığımızda bu soruya “evet” diyebiliyoruz.
(islamustundur.com’dan alınmıştır)
     Verdiğim linkteki yazı biraz daha uzundu fakat benim yazımın daha fazla uzamamasını ve sıkılmamanız için bir kısmını buraya koydum,yazının tamamını okumak isteyenler verdiğim linkten yazıyı okuyabilirler.
     Yazı da dikkat ederseniz her şeyin Allah'tan geldiği söylenmektedir,bu çok sıradan bir söylem aslında çünkü tüm dinler,tüm kitaplar aynı şeyi söyler fakat ilginç tarafı şudur.
     İnsanlara tüm belaların Allah’tan geldiğine inanmalarını ve asla isyan etmemelerini söyleyen bir kitap ve din,ardından ise Allah’ın asla insanlara zulmetmeyeceğini söyleyen aynı kitap ve din,bu çok açık bir çelişki değimlidir?
     Yazının son kısmında şunu söylüyor ‘’ Biliyoruz ki Allah “çok merhametlidir”[Fatiha, ½. ]  ve “insanlara zerre kadar zulmetmez”.[ Nisa, 4/40. ] Mala ve cana zarar veren musibetlerin meydana gelmesinde ilâhî irade, takdir ve imtihanın tecellisinde insanların davranışlarının etkisi de var mıdır? Kur’ân’a baktığımızda bu soruya “evet” diyebiliyoruz.
     Şimdi şu ayeti dikkatlice okuyup anlamaya çalışalım,MAİDE 33. Allah ve Resûlüne karşı savaşanların ve yeryüzünde (hak) düzeni bozmaya çalışanların cezası ancak ya (acımadan) öldürülmeleri, ya asılmaları, yahut el ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut da bulundukları yerden sürülmeleridir. Bu onların dünyadaki rüsvaylığıdır. Onlar için ahirette de büyük azap vardır.
      ‘’Allah ve Resûlüne karşı savaşanların ve yeryüzünde (hak) düzeni bozmaya çalışanların cezası’’ ne diyor bir anlamaya çalışalım,açıkça diyor ki bizim söylediklerimiz,bizim getirdiklerimiz bizim yaptıklarımız kesinlikle sorgulanamaz ve değiştirilemez,her kim buna karşı gelmeye kalkarsa cezası şudur diye,.
     Hadi diyelim kurulu düzene karşı çıktığın için ‘’TERÖRİST’’ilan edildin,başarılı olamadın ve yakalandın tabii ki yaptığın eylemin bir cezası olacak,ceza yöntemi elbette sorgulanabilir ama bir şekilde cezalandırılman gerekiyor,tabii ceza sistemi ülkelere ve adalet anlayışına göre değişiyor,mesela Amerika’da bir eyalette idam serbest iken diğerinde değil,olay aynen şuna benziyor 12 eylül 1980 yılında Kenan Evren liderliğinde darbe yapıldı o zaman darbeyi yapanlar kahramandı neden?Çünkü darbe başarılı olmuştu yapılmıştı,şimdi bakıyoruz darbeye teşebbüs edip başaramayanlar vatan haini diye cezaevlerinde yatıyorlar,bu tüm tarih boyunca böyle olmuştur.
     Şunu belirtmekte fayda görüyorum kesinlikle benim yazılarıma siyaset karıştırma ya da taraf olma gibi bir amacım yoktur.
    Muhammed’de aynı şeyi yapmamışmıdır?Yapmıştır ve başarılı olduğu için kurduğu sistem ve taraftarının çok olması sebebi ile bugünlere kadar gelmiştir.
    Tabii en büyük avantajı taraftarlarının onun görüşlerini özgür iradeleri ile seçmemeleridir,çocukluklarından beri onun öğretileri ile büyütülüp,onun söylediği işkencelerden korkarak,itaat etmemesi durumunda başına gelmeyecek kötülük olmadığına inandırılarak büyütülen bir bireyden ne beklenebilir ki?
     Konuyu çok fazla dağıtmadan devam edeyim en iyisi,dedik ki hadi bir sisteme karşı geldiniz ve bir şekilde cezalandırıldınız tamam bunu hadi anladık diyelim (insanların organlarının kesilmesi,recm,idam gibi cezalar asla meşru olamaz)peki ya doğuştan engelli olanlar?
     Onlar kimin ya da neyin cezasını çekiyorlar?engelleri ile mi sınava tabii tutuluyorlar?yoksa diğer engelsiz insanların onlara bakıp ders almaları ve daha iyi bir köle olmaları için mi Allah onları öyle yaratıyor?
     Düşünelim hep beraber,bu doğuştan engelli olan kişinin engelli doğması onun ileride çok kötü bir insan olacağını bilen Allah’ın o kötülükleri yapmasına izin vermemek için mi acaba onu bu halde yaratıyor?
     Ya da belki de o engelli doğan kişi anne ve babasının günahını çekiyordur (dinde böyle bir inanış var)annesi babası çok kötüdür ve bu çocukta onlara bir cezaydı Allah tarafından.
     Ya da yazının başında da belirttiğim gibi  üç-beş kişinin bir araya gelip engelli birine bakıp kendilerine pay çıkarmaları için mi?daha bağlı bir köle olmaları için mi yani?
     Yoksa bu kişi engelli hali ile mi sınava tabii tutulacak?yapamayacağı şeyler istenirse ondan bu haksızlık olacağı için,yapabildiği kadarını yapsın diye geçiştirilecek mi yoksa?peki bu kişi suçunun ne olduğunu sorduğu zaman ya da ben bunu hak etmedim diye düşünerek düşüncesini dillendirmiş olsa,onunda belki de tutmayan elleri ve ayakları kesilecek mi?ya da sürgün edilecekmi?
     Evet kesinlikle evet kim olursan ol,başına ne gelirse gelsin asla ama asla isyan etmeyeceksin,kabul edeceksin,şükredeceksin,bundan beteri var diyeceksin,işte bunlar için sizlere bir sürü ENGELLİ yarattı…
     Düşünün,araştırın,sorun kararı kendiniz verin,bir daha ki yazım Muhammed’in devrimi olacak.
İYİ SORGULAMALAR…
    




    

21 yorum:

  1. Dinleri sorgulamanı, Kuran ve diğer (kutsal sayılan) kitaplar hakkındaki görüşlerini anlayabiliyorum. Fakat Tanrıyı; bir müslüman, hristiyan.. veya bir din mensubu gibi düşünüp "tanrı bizi test ediyor" gibi algılaman.. bence bu duruştur; seni Tanrıyı reddetme yoluna iten. Evet dinler uydurmadır. Bende öyle düşünüyorum. Fakat kendimi ateist olarak tanımlamıyorum. Dinler saçmalıktır ama Tanrı vardır. Asla reddedilemez! Dinler; Toplumsal düzeni sağlamaya yönelik, belki çeşitli çıkarlara hizmet eden yada Politik bir duruştur belkide. Din adına savaşlar.. Tüm dünyayı tek bir politik duruş etrafında toparlamak... Çünkü Muhammed'in vefatından yıllarca sonra ömer, osman dönemlerinde kuran bir araya getirilip, çoğaltılmıştır... vs. bunlar uzatılır. Ancak Tanrı'yı asla bir din mensubu ifadesiyle algılamamalısın. Seni şiddetle eleştriyorum. Hele ki hakaret, Siz ateistleri; Topluma kendinizi ifade edebilme fırsatı tanıtmayacaktır.

    YanıtlaSil
  2. eleştirin için teşekkürler,keşke eleştirdiğin gibi düşünmediğimi ve yazmadığımı anlasaydın,o zaman belki daha yararlı bir eleştiri yapabilirdin.
    saygılarımla...

    YanıtlaSil
  3. Engellilere dini temele dayalı söylemleri eleştirmiyormusun? Yoksa ben mi aptalım yanlış anlıyorum?

    YanıtlaSil
  4. biz yine de aptal demeyelimde fakat anlamamışsın,söylemek istediğim şu;tüm dinlerin uydurma olduğu ve allahın insanları değil,insanların allahı yarattığıdır,ve şimdiye kadar genel olarak öğretilenler de senin nasıl biri olduğun,ya da nasıl bir hayat yaşadığının önemsiz olduğudur,yazının içerisinde zaten sorular var,sen allahın neden insanları engelli yarattığına mantıklı bir cevap verebilirmisin?zaten yazıda soru ve cevaplar var bunun dışında farklı bir cevabın ve düşüncen var ise yaz,söylenene göre allah engellilere diğer tarafta farklı muamele edecekmiş,ne yani hristiyan bir engelliyi cehenneme atmayacakmı?ya da ateist bir engelliyi?olay budur arkadaşım,üzgünüm ama sen yanlış anlamışsın sen.

    YanıtlaSil
  5. Bence sen benim yazdıklarımı yanlış kavramışsın. "Söylenenlere göre" diyorsun. Kim bu söyleyen? Bende sana diyorum ki Tanrıyı bir din mensubu gibi düşünmen yanlış! "O bizi test ediyor, Yargılayacak, cezanlandıracak.. gibi düşünmene zorlayan dinlerdir. diorum. Evet bunlar saçmalıktır. Ancak altını çizerek belirtmek istediğim ve senin anlamamakta ısrar ettiğin konu şuydu: Tanrı Kutsal sayılan kitaplarda yazıldığı gibi değil! Böyle düşünürsen şayet; O soruları sormakta haklı olabilirsin. Ancak ben diyorum ki "Tanrı yoktur" diyebilmen için delillerin olmalı. "eğer varsa el sallasın, işaret göndersin vs. gibi saçmalıkları bi kenara bırakmalısınız." Dünya dışında; kainatta açıklanamayan miliyonlarca nesne, cisim vs varken; Ve uzayın sonsuzluğu kavranamıyorken, kara delikte zamanın nasıl durduğu açıklanamıyorken...(Bu sorular uzatılabilir) Tanrının olmadığına beni inandırmaya çalışman cahillik olur. Ancak; Nedir? nasıldır?.. gibi sorulara hiçbir zaman cevap veremeyeceğiz.

    YanıtlaSil
  6. arkadaşım güzel bir noktaya geldik,evet bu tüm dindarların(anladığım kadarıyla sen bir deistsin)hep kabul etmeyenlere söyledikleri kelimelerdir ''yok diyorsan,olmadığını ispatla''aslında ne kadar saçmadır şöyle bir düşünülünce,çünkü olmayan bir şeyi ispatlamaya çalışmak,akıntıya karşı kürek çekmekten daha zordur.hadi diyelim bizler aciz kaldık (olmayan bir şeyin,olmadığını ispatlamakta,her ne kadar komik olsa da :)) )buyur sen bize ispatla tanrının varlığını,hepimizi aydınlat,ama sende ''bir çevrene bak,ota bak,böceğe bak,evrene bak,bunları kim yarattı''gibi saçma cümleler kurarak gelme,çünkü bana göre evren bile başlı başına tanrının olmadığına işarettir.

    YanıtlaSil
  7. Ben dindarlar gibi "ota, boka, böceğe vs bak" demeyeceğim. Çünkü Bunları sizler evrim vs. bişekilde saçma sapanda olsa açıklama yapıyorsunuz. Gözünle görmemen olmadığına nasıl kanıt sağlar? Tanrının olmadğına Sen kanıt göster ozaman, somut deliller gösterebilirmisin? Senin vereceğin cevap şudur: Göremiyorum, Öyleyse yoktur. Masayı görüyorum, öyleyse masa var! Dünyayı geçtim; samanyolundaki düzeni nasıl olurda tesadüf olarak nitelendirirsiniz. Bunun tesadüf olduğuna dair deliliniz varmı? yoktur muhtemelen. Bana herşeyin tesadüf oldğuna dair delil göster. HADİ BEKLİYORM.

    YanıtlaSil
  8. geçenlerde bir video paylaşmıştım sayfada link burada http://www.facebook.com/pages/Radateist/350121358413521?fref=ts
    anlamıyorum gerçekten sizleri anlamıyorum,evet zihinleriniz boşaltılmış,köleleştirilmişsiniz de en azından bir gözünüzü açın çevrenize bakın,okuyun,araştırın,sorun,sonra sorulara sizler cevap olun,ama yok onun yerine hep bir kısır döngü oluşturup,aynı soruları sormak daha kolay geliyor değilmi?benim vereceğim cevabı kesitiriyorsun bravo gerçekten zekanla beni şaşırtıyorsun,neden kısır döngü diyorum biliyormusun,çünkü çaresizsin yorumlara bir bak bakalım,ikinci kezdir aynı soruyu soruyorsun,bir önce ki yorumum da ''.hadi diyelim bizler aciz kaldık (olmayan bir şeyin,olmadığını ispatlamakta,her ne kadar komik olsa da :)) )buyur sen bize ispatla tanrının varlığını,hepimizi aydınlat'' demiştim ama sen ya yorumu okumadın ya da verecek bir cevabın olmadığı için dönüp dolaşıp aynı şeyi yazmaya devam ediyorsun.

    YanıtlaSil
  9. http://www.youtube.com/watch?v=JvEb3b-w17g


    bu videoyu izle bakalım.

    YanıtlaSil
  10. Stephan ı izledim okudum. Sen benim sorduğum sorulara yanıt vermek yerine, Aynı soruları soruyorum diye Cümlelerimle alay etmeyi tercih diyorsun. Ama sen kendi kısır döngünü görmezden geliyorsun. Sen 2-3 defa aynı şeyleri ima eden cümleler kurup durdun. "Göremiyorum, öyleyse yok" demekten başka ne yazdın deminden beri? Stephan, kesin yoktur demiyor. Kesin vardır da demiyor. O olsılıkları fizik kanunlarıyla değerlendiriyor. Sen hangi kanunlarla değerlendiriyorsun konuyu? Yine sorucam, yine kısır döngü diceksin. Bişey demiyorum..

    YanıtlaSil
  11. Smanyolu örneğini vererek açıklama gayretine girmeye çalışıyoren, sen cümlenin içinden cınbızla istediğin ifadeleri seçip; aklınca beni alt ettiğini zannediyorsun. Asıl soruyu da yanıtsız bırazkmış oluyorsun. Stephanı geç sen açıkla sen!

    YanıtlaSil
  12. arkadaşım sen ciddi anlamda ne sorduğunu bilmiyorsun,ayrıca ben görmedim öyleyse yok diye bir cümle kesinlikle kurmadım,seni alt etmek gibi bir derdimde yok,burada kendi düşüncelerimi yazıyorum,elbette beğenen de olur,beğenmeyende,sorun burada değil,sorun eleştiri yapacam diye gereksiz yorumlar yazılması,bırak stephen'i sen açıkla diyorsun,ne yani şimdi aynı cümleleri kurmamı mı istiyorsun?anlamaktan acizsin,baksana diyorsun bırak stephen'i onun gibi düşünmeem neden yollayayım sana linki?lütfen biraz daha aklı başında sorular sor ve yorumlar yap.
    saygılarımla...

    YanıtlaSil
  13. Stephan veya diğer fizikçiler olmasaydı kimin gibi düşünecektin? Ayrıca :"Göremiyorum, öyleyse yok" diye yazmaktan öte fikirlerinin bu doğrultudan öteye gitmediğini belirttim. Sürekli Bunu ima ettiğini belirttim. Neyse ya senle başa çıkamıyorum ben. Hayırlı işler :)

    YanıtlaSil
  14. Akıl yetmeyince her şeyi yüce bir yaratıcıya yüklemek mi? Yoksa bilimin şu an teori de olsa açıklamaya çalışmasını ve bunu gerçek doğa kurallarına dayandırmasını mı? Bu bir tercih meselesi bence.. Bende deisttim bir süre önce.. Şu an tanrının varlığıyla ilgili kesin bir yanıtım yok.. Buna kesin yanıt bulan birini de görmedim.. Ama benim gördüğüm kadarıyla (Elbette hepsini araştırmadım ve hepsini araştırmaya da ömrüm yetmez.) bir noktadan sonra dinlerin gereksiz olduğuna daha da tehlikelisi yalandan ibaret olduğuna karar verdim..

    YanıtlaSil
  15. http://www.sosyalsiyaset.net/documents/peygamberin_engellilere_bakis_acisi.htm

    Saygılarımla.

    YanıtlaSil
  16. Tartışmaya nane olmak istedim.
    Bertrand Russell'dan bir alıntı ile sohbetinize dahil olayım ben. totaldeki tüm yazışmalarınıza cevaben sanırım bu kafi :)
    "Eğer ben Dünya ve Mars arasında eliptik bir yörüngede güneşin etrafında dönen Çin seramiği bir çaydanlık olduğunu öne sürseydim ve bu çaydanlığın en güçlü teleskoplarımızla bile tespit edilemeyecek kadar küçük olduğunu ekleyecek kadar da dikkatli olsaydım, kimse bu görüşümün tersini kanıtlayamazdı. Ama devam edip de bu savımın yanlışlanamaz nitelikte oluşundan dolayı insan aklının ondan kuşku duymasının kabul edilemez bir küstahlık olacağını söyleseydim, herkes haklı olarak saçmaladığımı düşünürdü. Ancak, eğer böyle bir çaydanlığın varlığı eski kitaplarca onaylansaydı, her Pazar günü kilisede kutsal gerçeklik olarak öğretilseydi ve okullarda çocukların beynine kazınsaydı, onun varlığından kuşku duymak bir gariplik belirtisi olarak görülür ve o kuşkuyu duyan kişiye yakınçağda bir ruh doktoruyla ya da daha önceki çağlarda bir Engizisyon yargıcıyla bir randevu alınırdı."

    YanıtlaSil
  17. arkadaşlar merhaba ;
    yazılarınızın tamamını okudum yıllarca üzerinde düşündüğüm bir konudur ve şu noktaya vardım , benim kişisel görüşüm ; birçok ateist tanıdım, birçok dindar insan tanıdım, birçok da dini yanlış yorumlayan yobaz ve gerici insan gördüm farklı inanışlara sahip olan insanlarla da karşılaştım ve hayatlarını inceledim ,amacım herhangi bir dini ve görüşü savunmak değil ,sonuç ve fayda odaklı düşünürsek olay aslında o kadar komplike değil , şu bir gerçek hala dünyanın amacını bulamamış olan insanlar veya ateist olan tanrının olmadığını öne süren kişiler genellikle psikolojik olarak yıpranmış bireylerdir, BİRÇOĞU ; iyilik, vefa ,anlayış,dürüstlük ve bunlar gibi erdemlerini kaybetmiş insanlardır ki eğer tanrı olmaması durumda bu erdemlerin hepsi birer zırva halini alır .

    BİR ÇOĞUNUN hayatında ,geçmişinde veya çocukluğunda kaldıramadığı tramvalar veya bulunduğu statü veya toplumsal rol itibari ile psikolojik bunalıma girmiş böylece tanrıyı ve bütün düzenlere karşı anarşik bir hale bürünürler hayatı bir kenara bırakmış topluma ve çevreye hiç katma değeri olmayan bir hale gelirler çünkü düşüncenin temeline inerseniz gerçekten de bu fonksiyonların tanrı ve düzen olmadığını düşünürsek hiçbir anlamı kalmaz.

    Sonuç olarak Tabi ki bunlar benim şahsi görüşlerimdir tartışmaya açıktır ,fakat sizlere faydacı bir yaklaşım öneriyorum herkes kendi düşüncesini ve görüşünü tabi ki serbest bir biçimde yaşasın ama SONUÇ ve geride kalan soru işaretleri açısından olaya yaklaşacak olursak (ki bence bu birçoğunun atladığı rasyonel bir bakıştır)tanrı bence de vardır böylece bir düzen oluşur toplumları ve insanları bir arada insanca yaşatan şey düzendir son olarak insan psikolojik ve fiziki yapısı itibari ile aciz bir varlıktır ve tapınma ihtiyacı güder bu psikolojik ve önemli bir ihtiyaçtır karşılanması gereklidir. Saygılarımla ...

    YanıtlaSil
  18. Bende birkaç soru sormak istiyorum.Bir kere yazdiklarinizdan sizin inanmadığınizi değil inanmayı inkar ettiğinizi bariz bir şekilde görüyorum.Bir kere bütün bu kainatın kendi kendine olması gibi sözde aklı ve bilimsel soylemkerinizi teorilerinizi bir kenara bırakın ve ciddi ve tarafsız bir şekilde düşünün.Yahu kıymetli insan sen bir binanın kendi kendine olduğunu yapıldığıni söyleyebilirsin?Koca kainat,evren nasıl tesadüfen rastgele oluşacak kendi kendini idare edecek.

    YanıtlaSil
  19. Neden insan engelli doğuyor bu haksızlık değil mi demişsiniz.Bende şöyle sorarım size.Neden insan sağlam kusursuz doğuyor.Oyle size göre tesadüfi ve milyarlarca trilyonlarca olasılığın sonucunda doğan insanların büyük çoğunun sakat,engelli doğması lazım.

    YanıtlaSil
  20. Kainatta herşey zıtlığıyla birlikte yaratılmıştır senin inatla inanmayı inkar ettiğin Allah tarafindan kıymetli insan.Sen diyebilirmisin insan niye hep mutlu oluyor ya da niye hep mutsuz oluyor.Yada neden hastalık var neden hep sağlıklı olmuyoruz?Diyemezsin.Sen mutsuz olup sıkıntı çekmeden mutluluğun ne demek olduğunu nasıl bileceksin?? Aynı şekilde sağlıklı sıhhatli olmanın hasta olmamak demektir değil mi??Yani sağlık aslında hastalık olduğu için var.Bu örnekleri çoğaltabilirsiniz.İyi-kötü,guzel-cirkin,savas-baris,huzur-sikinti ve daha bir sürü sey.

    YanıtlaSil
  21. Sonuç olarak insan neden engelli doğar sorusuna cevap aldığını düşünüyorum.Son bir cümleyle bitirmek istiyorum; Allah insana beyin vermiştir ki baksın düşünsünler ibret alsınlar doğruyu güzeli seçsinler kurtuluşa ersinler.

    YanıtlaSil