24 saat geçti
yazının üzerinden umarım kafanızın karışıklığı da geçmiştir ama sanmam,tabii bu
kafa karışıklığı daha çok inanan kesimde olur,eminim yazıyı ‘’SAÇMALIK’’diye geçiştirmeye
çalışanların bile kafasında bir soru işareti oluşmuştur,şimdi sorarsanız kafası
karışanlara verecekleri cevap aynen şu olur’’bizim imanımız tam,böyle bir
çakal’ın yazdığı yazı ne kafamızı karıştırır ne de imanımızı sarsar’’bu cevabı
verecek imanı çok sağlam arkadaşlara cevabı verdikleri anda,kafanıza takılan ve
bir türlü anlayamadığınız mantığınızın almadığı ilk soruyu sorun bakalım,o
imanı sağlam arkadaş nasıl bir cevap verecek?Ya da verdiği cevap sizi tatmin
edecek mi?Kesinlikle cevabın sizi tatmin etmeyeceğini düşünüyorum,tatmin
olmayınca da yeni sorular soracaksınız ve sonunda o imanı güçlü arkadaş size şunu söyleyecek
‘’arkadaşım(tanıdığım,akrabam vs)olmasaydın seninde katlin helal di ya,ama
başta bu yazıları yazanı bulup öldürmek lazım,kalk git böyle konuşacaksan’’ve
sizi soru sordunuz diye kovacak ya da konuyu kapatmak için türlü bahaneler
bulacak.
Şimdi bir kısmınız da benim ukala olduğumu
düşünecek,her şeyi çok bilen tavırlar sergilediğimi,ya da yukarıda anlattığım
gibi olacağını nerden bildiğimi falan söyleyecek,denemesi kolay ve masrafsız
buyurun deneyin arkadaşlar.
Bakalım Adem’den sonra Şit neler yapmış
peygamber olarak.
Hikaye 1:
Hz. Sit
Adem aleyhisselâmdan
sonra gönderilen peygamber. Âdem aleyhisselâmın oğludur. Âdem aleyhisselâmın
oğullarından Hâbil ile Kâbil çıkan anlaşmazlık neticesinde Kâbil, Hâbil'i
öldürünce, Allahü teâlâ hazret-i Âdem'e, Hâbil'e karşılık ihsân olarak, yeni
bir oğul verdi. Âdem aleyhisselâmın bütün çocukları ikiz olarak doğduğu hâlde,
Şit aleyhisselâm tek doğdu. Şit adı verilen yeni oğlun ismi İbrânice olup,
Arapça karşılığı ''Allah'ın hibesi'' mânâsınadır. İsmine ''Şis''de denilmiştir.
Âdem aleyhisselâmın oğullarından Kâbil, Hâbil'i şehit ettikten sonra doğmuş
olan Şit aleyhisselâm, son peygamber Muhammed aleyhisselâmın nûrunu alnında
taşıyordu. Bu sebeple Âdem aleyhisselâm onu pek fazla seviyordu. Bütün evlâdı
üzerine onu reis yaptığı gibi, vefât edeceği sırada da bütün yeryüzünün
halifeliğine onu tâyin etti. Bu hususta vâsiyette bulundu. Ayrıca ilâhi sırları
bildirip, bütün ilimleri öğretti. Peygamber efendimizin nûruyla ilgili olarak
oğlu Şit aleyhisselâma şöyle vasiyet etti: ''Oğlum Alnında parlayan bu nûr, son
peygamber olan Muhammed aleyhisselâmın nûrudur. Bunûru mümin, temiz ve afif
hanımlara teslim et ve oğluna da şöyle vasiyet et.'' Şit, bu vasiyet
üzerine sâliha bir kızla evlendi. Sonra evlâtlarına daböyle vâsiyet ettiler.
Onlar da bu vasiyete uyup öylece devâm ettiler. Âdem aleyhisselâmın vefâtından
sonra, Allahü teâlâ, Şit aleyhisselâma peygamberlik verdi. Elli sayfa (forma)
küçük kitap indirdi. Bu kitaplarda hikmet ilmi, matematik, sanâyi bilgileri,
kimyâ ilmi ve daha birçok şeyler bildirilmiştir. Şit aleyhisselâm zamânında
insanlar çoğalıp, her tarafa yayıldılar. Onlara Allahü teâlânın emirlerini
bildirip imân etmeye çağırdı.
Şit aleyhisselâmın dininin esasları, Âdem aleyhisselâmın bildirdiği dinin esaslarına uygundu. Şit aleyhisselâm ekseriyâ Şam'da ikâmet edip, insanlara, Allahü teâlâya imân etmeyi ve emirlerine uymayı bildirerek tebliğ vazifesini yaptı. Bin şehir kurup, hudutlarını tespit etti. Şit aleyhisselâmın çocukları ve torunları imâr ettikleri şehirlerde yaşayıp, Allahü teâlâya ibâdet ve tâatle meşgul oldular. Gâyet huzurlu bir hayat sürdüler. Aralarında düşmanlık buğz ve haset yoktu. Kötülüklerden, haramlardan ve isyândan uzak dururlardı. Şit aleyhisselâm, Şam'dan Yemen tarafına gidip, azgın ve sapık bir hâlde yaşayan Kâbil'in oğullarını Allahü teâlâya imân ve ibâdet etmeye dâvet etti. Fakat bu kavim, Şit aleyhisselâmın dâvetini kabul etmeyip, sapıklıklarında ısrâr ettiler. Şit aleyhisselâm, onlarla savaş yaptı. Bu savaşta kılıç kullandı. İlk kılıç kullanan odur. Yemendeki bu azgın kavmin bir kısmını kılıçtan geçirdi, bir kısmını da esir aldı. Babası, Âdem aleyhisselâmla veya kardeşleriyle Kâbe'yi balçık çamuru kullanarak taştan yaptı. Son peygamber olan Muhammed aleyhisselâmın nûru Şit aleyhisselâmdan onun oğlu Enûş'a geçti. Şit aleyhisselâm, oğlu Enûş'a, babası Âdem aleyhisselâmın, Muhammed aleyhisselâmın nûruyla ilgili olarak kendisine yaptığı vasiyeti yaptı ve Enûş'u yeryüzüne halife tâyin ederek vefât etti. Ömrünün dokuz yüz on iki veya dokuz yüz elli yâhut da dokuz yüz sene olduğu rivâyet edilmiştir. Peygamberliğininse, iki yüz seksen iki veya iki yüz on iki yâhut da iki yüz kırk iki sene olduğu rivâyet edilmiştir. Şit aleyhisselâmdan sonra, çoğalarak yeryüzüne dağılan insanlar, zamanla doğru yoldan uzaklaşıp, çok azgınlık gösterdiler. Allahü teâlâ onlara İdris aleyhisselâmı peygamber olarak gönderdi. Şit aleyhisselâm Âdem aleyhisselâmın öteki evlâtlarının hepsinden güzel ve faziletliydi. Sûret ve sirette yâni hâl ve yaşayışta tıpkı babasına benzediği için Âdem aleyhisselâm onu diğer evlâtlarından çok severdi.(ziza.net’ten alınmıştır)
Şit aleyhisselâmın dininin esasları, Âdem aleyhisselâmın bildirdiği dinin esaslarına uygundu. Şit aleyhisselâm ekseriyâ Şam'da ikâmet edip, insanlara, Allahü teâlâya imân etmeyi ve emirlerine uymayı bildirerek tebliğ vazifesini yaptı. Bin şehir kurup, hudutlarını tespit etti. Şit aleyhisselâmın çocukları ve torunları imâr ettikleri şehirlerde yaşayıp, Allahü teâlâya ibâdet ve tâatle meşgul oldular. Gâyet huzurlu bir hayat sürdüler. Aralarında düşmanlık buğz ve haset yoktu. Kötülüklerden, haramlardan ve isyândan uzak dururlardı. Şit aleyhisselâm, Şam'dan Yemen tarafına gidip, azgın ve sapık bir hâlde yaşayan Kâbil'in oğullarını Allahü teâlâya imân ve ibâdet etmeye dâvet etti. Fakat bu kavim, Şit aleyhisselâmın dâvetini kabul etmeyip, sapıklıklarında ısrâr ettiler. Şit aleyhisselâm, onlarla savaş yaptı. Bu savaşta kılıç kullandı. İlk kılıç kullanan odur. Yemendeki bu azgın kavmin bir kısmını kılıçtan geçirdi, bir kısmını da esir aldı. Babası, Âdem aleyhisselâmla veya kardeşleriyle Kâbe'yi balçık çamuru kullanarak taştan yaptı. Son peygamber olan Muhammed aleyhisselâmın nûru Şit aleyhisselâmdan onun oğlu Enûş'a geçti. Şit aleyhisselâm, oğlu Enûş'a, babası Âdem aleyhisselâmın, Muhammed aleyhisselâmın nûruyla ilgili olarak kendisine yaptığı vasiyeti yaptı ve Enûş'u yeryüzüne halife tâyin ederek vefât etti. Ömrünün dokuz yüz on iki veya dokuz yüz elli yâhut da dokuz yüz sene olduğu rivâyet edilmiştir. Peygamberliğininse, iki yüz seksen iki veya iki yüz on iki yâhut da iki yüz kırk iki sene olduğu rivâyet edilmiştir. Şit aleyhisselâmdan sonra, çoğalarak yeryüzüne dağılan insanlar, zamanla doğru yoldan uzaklaşıp, çok azgınlık gösterdiler. Allahü teâlâ onlara İdris aleyhisselâmı peygamber olarak gönderdi. Şit aleyhisselâm Âdem aleyhisselâmın öteki evlâtlarının hepsinden güzel ve faziletliydi. Sûret ve sirette yâni hâl ve yaşayışta tıpkı babasına benzediği için Âdem aleyhisselâm onu diğer evlâtlarından çok severdi.(ziza.net’ten alınmıştır)
Hikaye 2:
Şit Aleyhisselâmın
babası, Âdem Aleyhisselâm, annesi de, Hz. Havvâ'dır.(1)
Âdem Aleyhisselâmın oğlu Kabil, kardeşi Hâbil'i kıskanarak öldürdükten beş yıl sonra(2), Şit (Hibetullâh) Aleyhisselâm (3) doğdu.
Cebrail Aleyhisselâm, Hz. Havva'ya: "Allah, bunu (Şit'i), sana, Hâbil'in yerine verdi" dedi.(4) (Hibetullâh)a: Arabça’da Şes, Süryancada Şas, İbrancada Şis denir.(5) Şit Aleyhisselâm, doğunca, Âdem Aleyhisselâm da: "Bu, Hibetullâh'dır (Allah'ın Hibesidir) demiş ve Hâbil'den dolayı yemin etmiştir.(6)
Alınlardan Alınlara Geçen Peygamberlik Nuru:
Hz. Havva, Şit'e hâmile olunca, alnında parıldamağa başlayan Nûr, Şit'i doğurduğu zaman, onun alnına geçmişti.
Âdem Aleyhisselâm, bundan, Şit'in kendisinden sonra, yerini tutacağını anlamıştı.(7)
Şit Aleyhisselâmın alnında parlayan Peygamberlik Nûr'u, zevcesine, oğlu Enuş doğduğu zaman da, Enuş'un alnına, ondan da, oğlu Kaynan'ın alnına geçmiş, asırlar boyunca, alından alına geçmiş durmuş ve nihayet, Abdulmuttalibden Abdullâh'a, ondan da, Muhammed Aleyhissalatü vesselâma geçip son temelli sahibinde karar kılmıştır.(8)
Şit Aleyhisselâmın Bazı Faziletleri Ve Peygamberliği:
Şit Aleyhisselâm; Âdem Aleyhisselâmın oğullarının en ulusu, en üstünü, Âdem Aleyhisselâma, en sevgilisi ve ona, en çok benzeyeni idi.(9)
Âdem Aleyhisselâm; vefatından on bir gün önce (10), Şit Aleyhisselâma:
"Ey oğulcuğum! Sen, benden sonra, Halîfem'sin!" diyerek vazifesini takva üzere yürütmesini tavsiye etti.(11)
Onu, bir vasiyetname ile yerine vekil bıraktı.(12)
Bunu, Kabil'den ve Kabil oğullarından gizli tutmasını, ona emretti.(13)
Gece ve gündüz saatlerini ve her mahlukun, Allâh’a, hangi saatlerde, ne gibi ibadetler yaptıklarını bildirdi. Vuku bulacak Tufan hakkında da, bilgi verdi.(14)
Âdem Aleyhisselâm; Kabil oğullarının zina ve içkiye düştüklerini, bozulduklarını görünce de, Şit Aleyhisselâmın oğullarına da, Kabil oğulları ile evlilik bağlantısı kurmamalarını tavsiye etti.(15)
Yüce Allah; Âdem Aleyhisselâma, yirmi bir(16), Şit Aleyhisselâma da, yirmi dokuz sahife indirip(17) Şit Aleyhisselâmı, bu elliyi bulan sahifelere göre (18) hareket ve amel etmekle mükellef kıldı.(19)
Yüce Allah'ın; Âlâ sûresinin on sekizinci âyetinde andığı Suhufu Ûlâ, Hibetullâh Şit b.Âdem Aleyhisselâm ile İdris Aleyhisselâm'a indirilmiş olan sahifelerdi.(20)
Peygamberlik, din, ibâdet ve Yüce Allah'ın Hak ve şeriatlarına göre hareket, Şit Aleyhisselâm'da ve oğullarında bulundu.
Şit Aleyhisselâmın yurdu, dağın başında; Kabil oğullarının yurdu ise, vadinin altında idi.(21)
Şit Aleyhisselâm; Allah'ı, takdis ve tenzihden geri durmaz, kavmine de; Allah'ın buyruklarına karşı sakınmalarını, Allah'ı, her türlü noksan, eksik sıfatlardan uzak tutmalarını ve dâima iyi işler işlemelerini emrederdi.
Bunun için, Şit oğulları ve kadınları arasında ne düşmanlık, ne kıskançlık olur, ne kin tutulur, ne suçlama yapılır, ne yalan söylenir, ne de, boş yere yemin edilirdi.
Onlardan, her hangi biri, yemin etmek istediği zaman, ancak: "Hâbil'in kanı üzerine yemin olsun ki!" derdi.(22)
Âdem Aleyhisselâm'dan sonra, oğullarından, Kabe'nin onarımını ilk defa, taşla ve çamurla yapan da, Şit Aleyhisselâm idi.(23)
Şit Aleyhisselâm; vefat edinceye kadar, Mekke'de kalmaktan Hacc ve Umre yapmaktan geri durmadı.(24)
Şit Aleyhisselâmın Vefatı:
Şit Aleyhisselâm; vefat edeceği sırada, yerine oğlu Enuş'u bırakıp ona; Âdem Aleyhisselâmın, tâbut içindeki cesedini, korumasını, Allah'ın buyruklarını yerine getirmesini ve kavmine de, bunu ve Allah'a güzelce ibâdet etmelerini emretmesini istedi.Oğullarına bereket duası yaptı.
Oturdukları mukaddes dağdan inmemeleri, çocuklarının da, oradan inmelerine engel olmalarını ve lanetlenmiş Kabil'in çocuklarıyla düşüp kalkmamaları hakkında da, Hâbil'in kanı üzerine and verdi. Sonra, vefat etti.(25) Ona ve gönderilen bütün peygamberlere selâm olsun!
Şit Aleyhisselâm, vefat ettiği zaman, dokuz yüz on iki yaşında idi.(26) İdris Aleyhisselâm da, o zaman yirmi yaşında bulunuyordu.(27)
Şit Aleyhisselâmın oğlu Enuş, babasının cesedini özel ağaç zamkı ile ve darçın gibi kokan ağacın kokusu ile kokuladı.(28)
Şit Aleyhisselâmın cenaze namazını; oğulları, oğullarının oğulları ile kızları ve kızlarının oğulları gelip kıldılar.(29)
Rivayete göre: Şit Aleyhisselâm da, Mekke dağlarından Ebû Kubeys dağındaki mağaraya gömülen Ebeveyninin yanına gömülmüştür.(30)
Ahlâk kitapları, Hz. Âdem (as)’in, vefatından önce oğlu Şît’e ve dolayısıyla bütün insanlığa beş maddelik mühim bir öğütte bulunduğunu kaydederler. Ders ve ibret dolu bu nasihatlar şöyledir:
"— Ey Şît! Oğullarına söyle:
1. Dünyadan ayrılmayacaklarmış gibi bakmasınlar. Buradan bir gün göçüp gideceklerini düşünsünler.
2. İnsanlara söyle, hiç kimsenin sözünü düşünmeden kabul etmesinler. Biraz düşünüp doğruluk derecesini incelesinler.
3. Oğulların yapacakları işin sonunu iyi düşünsünler... Eğer ben yasak ağacın meyvesinden yerken, bu işin sonunu düşünseydim, başıma gelen gelmeyecekti...
4. Bir işe başlarken içinde o işe ait bir endişe ve isteksizlik olursa, işi tekrar düşünüp, yeniden tetkik etsinler.
5. Doğruluk derecesini kesin olarak bilemedikleri işlerde de bilenlere sorsunlar. Dürüstlüğüne inandıkları kimselerle yaptıkları istişare neticesinde, varacakları karara göre hareket etsinler.
Eğer ben meleklere başvurup işimin sonunu onlarla konuşup karara bağlasaydım, başıma gelenlere katlanmak zorunda kalmayacaktım." (31) (sorularlaislamiyet com’dan alınmıştır)
Âdem Aleyhisselâmın oğlu Kabil, kardeşi Hâbil'i kıskanarak öldürdükten beş yıl sonra(2), Şit (Hibetullâh) Aleyhisselâm (3) doğdu.
Cebrail Aleyhisselâm, Hz. Havva'ya: "Allah, bunu (Şit'i), sana, Hâbil'in yerine verdi" dedi.(4) (Hibetullâh)a: Arabça’da Şes, Süryancada Şas, İbrancada Şis denir.(5) Şit Aleyhisselâm, doğunca, Âdem Aleyhisselâm da: "Bu, Hibetullâh'dır (Allah'ın Hibesidir) demiş ve Hâbil'den dolayı yemin etmiştir.(6)
Alınlardan Alınlara Geçen Peygamberlik Nuru:
Hz. Havva, Şit'e hâmile olunca, alnında parıldamağa başlayan Nûr, Şit'i doğurduğu zaman, onun alnına geçmişti.
Âdem Aleyhisselâm, bundan, Şit'in kendisinden sonra, yerini tutacağını anlamıştı.(7)
Şit Aleyhisselâmın alnında parlayan Peygamberlik Nûr'u, zevcesine, oğlu Enuş doğduğu zaman da, Enuş'un alnına, ondan da, oğlu Kaynan'ın alnına geçmiş, asırlar boyunca, alından alına geçmiş durmuş ve nihayet, Abdulmuttalibden Abdullâh'a, ondan da, Muhammed Aleyhissalatü vesselâma geçip son temelli sahibinde karar kılmıştır.(8)
Şit Aleyhisselâmın Bazı Faziletleri Ve Peygamberliği:
Şit Aleyhisselâm; Âdem Aleyhisselâmın oğullarının en ulusu, en üstünü, Âdem Aleyhisselâma, en sevgilisi ve ona, en çok benzeyeni idi.(9)
Âdem Aleyhisselâm; vefatından on bir gün önce (10), Şit Aleyhisselâma:
"Ey oğulcuğum! Sen, benden sonra, Halîfem'sin!" diyerek vazifesini takva üzere yürütmesini tavsiye etti.(11)
Onu, bir vasiyetname ile yerine vekil bıraktı.(12)
Bunu, Kabil'den ve Kabil oğullarından gizli tutmasını, ona emretti.(13)
Gece ve gündüz saatlerini ve her mahlukun, Allâh’a, hangi saatlerde, ne gibi ibadetler yaptıklarını bildirdi. Vuku bulacak Tufan hakkında da, bilgi verdi.(14)
Âdem Aleyhisselâm; Kabil oğullarının zina ve içkiye düştüklerini, bozulduklarını görünce de, Şit Aleyhisselâmın oğullarına da, Kabil oğulları ile evlilik bağlantısı kurmamalarını tavsiye etti.(15)
Yüce Allah; Âdem Aleyhisselâma, yirmi bir(16), Şit Aleyhisselâma da, yirmi dokuz sahife indirip(17) Şit Aleyhisselâmı, bu elliyi bulan sahifelere göre (18) hareket ve amel etmekle mükellef kıldı.(19)
Yüce Allah'ın; Âlâ sûresinin on sekizinci âyetinde andığı Suhufu Ûlâ, Hibetullâh Şit b.Âdem Aleyhisselâm ile İdris Aleyhisselâm'a indirilmiş olan sahifelerdi.(20)
Peygamberlik, din, ibâdet ve Yüce Allah'ın Hak ve şeriatlarına göre hareket, Şit Aleyhisselâm'da ve oğullarında bulundu.
Şit Aleyhisselâmın yurdu, dağın başında; Kabil oğullarının yurdu ise, vadinin altında idi.(21)
Şit Aleyhisselâm; Allah'ı, takdis ve tenzihden geri durmaz, kavmine de; Allah'ın buyruklarına karşı sakınmalarını, Allah'ı, her türlü noksan, eksik sıfatlardan uzak tutmalarını ve dâima iyi işler işlemelerini emrederdi.
Bunun için, Şit oğulları ve kadınları arasında ne düşmanlık, ne kıskançlık olur, ne kin tutulur, ne suçlama yapılır, ne yalan söylenir, ne de, boş yere yemin edilirdi.
Onlardan, her hangi biri, yemin etmek istediği zaman, ancak: "Hâbil'in kanı üzerine yemin olsun ki!" derdi.(22)
Âdem Aleyhisselâm'dan sonra, oğullarından, Kabe'nin onarımını ilk defa, taşla ve çamurla yapan da, Şit Aleyhisselâm idi.(23)
Şit Aleyhisselâm; vefat edinceye kadar, Mekke'de kalmaktan Hacc ve Umre yapmaktan geri durmadı.(24)
Şit Aleyhisselâmın Vefatı:
Şit Aleyhisselâm; vefat edeceği sırada, yerine oğlu Enuş'u bırakıp ona; Âdem Aleyhisselâmın, tâbut içindeki cesedini, korumasını, Allah'ın buyruklarını yerine getirmesini ve kavmine de, bunu ve Allah'a güzelce ibâdet etmelerini emretmesini istedi.Oğullarına bereket duası yaptı.
Oturdukları mukaddes dağdan inmemeleri, çocuklarının da, oradan inmelerine engel olmalarını ve lanetlenmiş Kabil'in çocuklarıyla düşüp kalkmamaları hakkında da, Hâbil'in kanı üzerine and verdi. Sonra, vefat etti.(25) Ona ve gönderilen bütün peygamberlere selâm olsun!
Şit Aleyhisselâm, vefat ettiği zaman, dokuz yüz on iki yaşında idi.(26) İdris Aleyhisselâm da, o zaman yirmi yaşında bulunuyordu.(27)
Şit Aleyhisselâmın oğlu Enuş, babasının cesedini özel ağaç zamkı ile ve darçın gibi kokan ağacın kokusu ile kokuladı.(28)
Şit Aleyhisselâmın cenaze namazını; oğulları, oğullarının oğulları ile kızları ve kızlarının oğulları gelip kıldılar.(29)
Rivayete göre: Şit Aleyhisselâm da, Mekke dağlarından Ebû Kubeys dağındaki mağaraya gömülen Ebeveyninin yanına gömülmüştür.(30)
Ahlâk kitapları, Hz. Âdem (as)’in, vefatından önce oğlu Şît’e ve dolayısıyla bütün insanlığa beş maddelik mühim bir öğütte bulunduğunu kaydederler. Ders ve ibret dolu bu nasihatlar şöyledir:
"— Ey Şît! Oğullarına söyle:
1. Dünyadan ayrılmayacaklarmış gibi bakmasınlar. Buradan bir gün göçüp gideceklerini düşünsünler.
2. İnsanlara söyle, hiç kimsenin sözünü düşünmeden kabul etmesinler. Biraz düşünüp doğruluk derecesini incelesinler.
3. Oğulların yapacakları işin sonunu iyi düşünsünler... Eğer ben yasak ağacın meyvesinden yerken, bu işin sonunu düşünseydim, başıma gelen gelmeyecekti...
4. Bir işe başlarken içinde o işe ait bir endişe ve isteksizlik olursa, işi tekrar düşünüp, yeniden tetkik etsinler.
5. Doğruluk derecesini kesin olarak bilemedikleri işlerde de bilenlere sorsunlar. Dürüstlüğüne inandıkları kimselerle yaptıkları istişare neticesinde, varacakları karara göre hareket etsinler.
Eğer ben meleklere başvurup işimin sonunu onlarla konuşup karara bağlasaydım, başıma gelenlere katlanmak zorunda kalmayacaktım." (31) (sorularlaislamiyet com’dan alınmıştır)
Hikaye 3:
Adem aleyhisselamın oğullarından
Kabil’in Habil’i şehid etmesinden 5 veya 30 sene sonra dünyaya gelen Şit
aleyhisselamın alnına son peygamber Muhammed (S.A.V.)’in nuru intikal etti ve
onun alnında parladı. Hz. Adem bu oğlunu diğer çocuklarından çok severdi. Bütün
evladı üzerine onu reis yaptığı gibi, vefat edeceği zaman bütün yeryüzünün
halifeliği için onu tayin etti. Şit aleyhisselam babası Hz. Adem ile veya
kardeşleriyle beraber Kabe’yi balçık çamuru kullanarak taştan yaptı. Adem
alehisselamın vefatından sonra, Şit aleyhisselama peygamber olduğu bildirilip
vahiy geldi. Allahü Teala Şit aleyhisselama 50 suhuf (sayfa) kitap gönderdi.Hz. Şit’e nazil olan suhuf’da; hikmet ve riyaziye (matematik) ilimleri, kimya, simya ilmi ve çeşitli sanatlar, ayrıca daha bir çok şeyler bildirildi. Şit aleyhisselam dininin esasları, Adem aleyhisselam’ın bildirdiği dinin esaslarına uygun idi. Şit aleyhisselam 1000 şehir kurup sınırlarını tespit etti. Her şehrin kapısında : « La ilahe illallah, Adem Safvetullah, Muhammed Habibullah » yazılı idi. Şit aleyhisselamın çocukları ve torunları kurdukları şehirlerde huzurlu ve mesut yaşadılar. Şam’dan Yemen’e de giden Şit aleyhisselam, Habil’i şehit ettikten sonra Yemen’e gidip azgınlaşan Kabil’in çocuklarına ve torunlarına Allah’ın yasaklarını ve emirlerini anlattı. Bu kavim Hz. Şit’in davetini kabul etmeyip azgınlık gösterdiler. Hz. Şit onlar ile cihat etti. Bu savaşta kılıç kullandı. Şit aleyhisselam vefat etmeden önce yerine oğlu Enus’u halife tayin etti. Şit aleyhisselam vefat ettikten sonra kuvvetli rivayete göre Mina’daki mescidin minaresi dibinde medfün olan Adem aleyhisselam’ın yanına defn edildi. Adem aleyhisselam vefat edeceği zaman oğlu Şit aleyhisselama: “Yavrum ! Bu alnında parlayan nur, son peygamber olan MUHAMMED (S.A.V.)’in nurudur. Bu nuru mü’min, temiz ve iffetli hanımlara teslim et ve oğluna da böyle vasiyette bulun” buyurdu. Ebu Zer Gifari radiyallahu anh şöyle rivayet etti: “Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem’e: «Ya Resulallah ! Allahü Teala kaç kitap gönderdi ? » diye sordum. « 104 kitap gönderdi. Şit’e 50 sahife indirdi…» buyurdu.” Şit aleyhisselam hakkında bilgimiz azdır, Çünkü hakkında herhangi bir ayet inmemiştir.(İslamiyet.gen.tr’den alınmıştır)
Dikkat ettiyseniz 1 ve 3. hikayeler hemen aynıdır,aslında anlatılanlar da genelde 1 ve 3. hikayeler ile aynıdır çok küçük farklar vardır,o zaman bu hikayeleri baz alarak yorum yapmalıyız,çünkü her nedense Adem’den sonra gelen insanlığı yayan,Dünya’ya medeniyeti getiren kişiden kuran bahsetmemektedir,zaten böyle sözde önemli bir şahsiyetin anlatılmaması başlı başına bir soru ve saçmalıktır.
Gelelim Şit’in ‘’icraatlarına’’ne yapmış bakalım bi,peygamberliği aldıktan sonra ilk önce kendi halkına,ailesine,kavmine adı her ne ise pek önemi yok,yaşam şartlarını düzeltmek için talimatlar vermiş.
Halk ve dolayısıyla Şit güçlenince de,doğal olarak kendilerinden güçsüz olanlara saldırıp onları köleleştirmek istemişlerdir,sözde sapkın hayatlarından vazgeçmeleri için önce sözde uyarılıp ardından onları kılıçtan geçirmek.
Bu olay size neyi hatırlatıyor?Yüzlerce örneği var dimi?
11 eylül 2001 yılında ki ikiz kulelere yapılan sözde terörist saldırıdan sonra neler olmuştu bir bakalım,oğul Bush çıkıp alenen ‘’bu bir haçlı seferidir’’demişti ve ardından Afganistan sonra ellerinde kimyasal silahlar var deyip Irak ile devam eden ve arap baharı denen olaylar zincirinin başlamasına sebep olmuştu.
Peki Irak’ta kimyasal silah bulundumu?
HAYIR!!
Afganistan’da Ladin ele geçirildimi?
HAYIR!!
Peki önemli olan Afganistan’da Ladin’in
yakalanmasımıydı yoksa orada kaybedilen güçlerinin tekrar ele alınması ve
Dünya’nın uyuşturucu trafiğinin denetiminin CİA’nın eline geçmesimiydi?
Peki Irak’ta ki amaç kimyasal
silahlarmıydı?Yoksa artık onlara itaat etmeyen Saddam’ı ortadan kaldırıp
kendilerine itaat edecek yeni bir uşağı göreve getirip,her zaman ki gibi petrol
nimetinden yalnızca kendisinin faydalanmak istemesimiydi?
Peki Şit’in yaptığının bunlardan ne farkı
var?
Hiçbir farkı yok
sözde önce sapkın hayatlarından vazgeçmelerini istiyor (aynen Amerika’nın
Irak’ın kimyasal silah üretimini durdurmasını istediği gibi)
Ardından Kabil oğulları yaşamlarında
diretince onlara savaş açıp bir kısmını kılıçtan geçirip kalanları da Allah’ın
dinine kavuşturuyor(aynen Amerika’nın ırak’a demokrasi getirdik dediği
gibi,Irak’ın hali ortada binlerce masumun öldürülmesi,kadınlara tecavüz)
Ortaya çıkan bu tablo da şu söylenemez mi?
Eee beee Şit madem Allah
sözlerine inanmayanları cezalandıracak,madem Cehennem denen işkencehane
var,ödül de ceza da diğer Dünya’da o zaman sen neden insanların nasıl
yaşadığına karışırsın SANANEEEEEEEEE…
Eeeeee beeee Allah madem sen Dünya’da Şit
ve onun taktiğini binlerce yıl uygulayacak ve insanları katledecek zihniyetlere
göz yumacaktın,o zaman ödül ve cezayı ne diye öbür tarafta alacaksınız dersin?
Yok eğer cezalarını ve ödüllerini burada
alacaklarsa ne diye Cennet,Cehennem’i yarattın da bu insanların burada katliamcılardan
çektiği yetmedi de bir de korku ile geçiriyorlar hayatlarını?
Görüyoruz işte Amerika ve İngiltere’nin
uşaklığını yapanlar bu Dünya’da Cennet’i yaşıyorlar,Amerika’ya karşı olanlar
ise inanın o vaad edilen Cehennem’de yaşayacaklarında çok daha kötüsünü zaten
burada yaşıyorlar,en azından vaad edilen Cehennem’de herkes kendi derdine
düşecek ve kimse kimseyi umursamayacak,ama burada ki katliamcı işgalci
zihniyetlerin muameleleri çok kötü çokkkk.
Sadece bir kez empati yapalım,erkekseniz
karınızı,kızınızı,annenizi,ya da her kimi isterseniz onu düşünün,sizin
gözlerinizin önünde o uğrunda öleceğiniz kişiye vahşice tecavüz ediyorlar,ve
bunu da size izlettiriyorlar.Sonra öldürüyorlar ya da başka şeyler inanın
yazarken midem bulandı.
Kadın iseniz oğlunuz,kocanız,kardeşiniz vs
sizin gözlerinizin önünde çırılçıplak soyulup,dövülüp,tecavüz edilip sonra da
kafası kesiliyor,bir empati yapın en sevdiğinize bu muamelenin yapıldığı.
Çok samimi olarak söylemek istiyorum midem
bulandı,kendimi çok kötü hissettim ben,sadece düşünün sorgulayın o kadar…
İYİ SORGULAMALAR…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder