Zeyd evlatlık Zeyd,karısı babalığı
tarafından elinden alınan Zeyd,yuvası yıkılan Zeyd ve karısının başka bir
adamın karısı olduğunu görerek yaşamak zorunda bırakılan Zeyd…
Bu olayı bilipte hala inanmaya devam eden
insanların psikolojilerini merak etmekteyim şahsen.
Önce olayın kahramanlarını tanıyalım.
Zeyd kimdir?
Zeyd b. Hârise b.
Surâhîl el-Kelbî. Üsâme'nin babasi. Ashâbin ileri gelenlerinden olup,
Resûlullah (s.a.s)'in en çok sevdigi arkadaslarindandir. Bu yüzden sahâbe
arasinda "el-hubb" diye anilirdi.Tam künyesi: Zeyd b. Hârise b. Surâhîl (Ibn Ishak'a göre, Surahbîl) b. Kâ'b b. Abdiluzza b. Imriülkays b. Âmir b. Abdivüdd b. Avf b. Kinâne b. Bekr b. Uzre b. Zeyd el-Lât b. Rufayde b. Sevr b. Kelb b. Vebre b. Taglib b. Hulvân b. Imrân b. Luhaf b. Kuzâa'dir (Ibn Hisâm, es-Sîretü'n Nebeviyye", I, 247; Ibn Sa'd, et-Tabakâtit'l-Kilbrâ, III, 40; Ibnü'l-Esîr, Üsdü'l-Gâbe fi Ma'rifeti's Sahâbe, II, 281).
Kaynaklarin ifadesine göre; cahiliyye döneminde, Zeyd'in annesi Su'dâ, yaninda oglu oldugu halde akrabalarini ziyarete gider. Bu sirada Benî el-Kayn b. Cisr'e mensup bazi atlilar, Su'dâ'nin akrabalari olan Benî Ma'n evlerine baskin yaparlar. Zeyd'i de bu arada beraberlerinde alip götürürler. Zeyd, bu sirada temyiz çaginda bir çocuktur. Onu, Ukaz Panayirina götürüp satisa arzederler. Hz. Hatice'nin yegeni Hakîm b. Huzâm b. Huveylid de o esnada panayira ugrayip Mekke'ye götürmek üzere birkaç köle satin alir. Zeyd b. Hârise de bu köleler arasinda bulunmaktadir. Hakîm, Mekke'ye döndügünde, halasi Hz. Hatice kendisini ziyarete gider. O da halasina köleleri göstererek, diledigi köleyi seçip götürebilecegini söyler. Hz. Hatice de Zeyd b. Hârise'yi seçer. Daha sonra O'nu, Resûlullah (s.a.s)'e bagislar.
Kelb kabilesine mensup bazi insanlar, hac için Mekke'ye geldiklerinde Zeyd'i görüp tanirlar, Zeyd de onlari tanir. Dönüste durumu babasina haber vererek bulundugu yeri tarif ederler. Zeyd'in babasi Hârise ile amcasi Kâ'b, yanlarina fidye alarak Mekke'ye gelirler ve Resûlullah (s.a.s)'in yanina varip: "Ey Abdulmuttalib'in oglu! Ey kavminin efendisinin oglu! Sizler, Harem'in ehlisiniz, köleyi azad eder, esiri yedirirsiniz. Yaninda bulunan oglumuz için sana geldik. Bize iyilikte bulun, sana fazlasiyla fidye verecegiz" derler.
Bunun üzerine Resûlullah (s.a.s.), Zeyd'i çagirtarak, kendisini istemeye gelen bu kisileri taniyip tanimadigini sorar. Zeyd de, bunlardan birinin babasi digerinin de amcasi oldugunu söyleyerek tanidigini ifade eder. Bu sefer Resûlullah Zeyd'e, dilerse babasiyla gidebilecegini, sayet isterse yaninda kalabilecegini söyleyince, Zeyd, Resûlullah (s.a.s.)'in yaninda kalmayi tercih eder. Peygamberimiz de Zeyd'i elinden tutarak Hicr denilen yere çikarir ve: "Sahid olun, Zeyd benim oglumdur. O bana mirasçidir, ben de O'na mirasçiyim!" diyerek Zeyd'i evlat edindigini ilan eder (Ibn Sa'd, a.g.e., III, 40-42; Ibn Hisâm, a.g.e., I, 247 vd.; el Askalânî, el-Isâbe fi Temyizi's-Sahâbe, III, 24).
Zeyd b. Hârise, Muhammed (s.a.s.)'e risalet gelinceye kadar yaninda kaldi ve Resûlullah, peygamber olur olmaz O'nun risâletini tasdik edip müslüman oldu, O'nunla birlikte namaz kildi ve: "Onlari babalarinin isimleriyle çagirin..." (el-Ahzab, 33/5) meâlindeki ayet nazil oluncaya kadar "Muhammed'in oglu" diye anildi. Bu ayet-i kerimenin nüzulünden sonra Zeyd, Zeyd b. Hârise olarak çogalmaya baslandi (Ibn Hisâm, a.g.e., I, 247; Ibn Sa'd, a.g.e., III, 42; el-Askalânî, a.g.e., III, 25).
(enfal.de sitesinden alınmıştır)
Zeyneb muhammed’in halası emine’nin
kızıdır,şimdi gelelim bu üçlü arasındaki garip’ten de öte olan ilişkiler
zincirine.
Yine anlatılanlara göre zeyneb ve zeyd
ikilisini Muhammed evlendirir,fakat daha sonra zeyd zeyneb’ten ayrılmak
ister,işte bu nokta da sorulması gereken soru neden ayrılmak
istemesidir,ayrılma isteğinin altında yatan asıl sebep nedir?
Doğal olarak dindar kesim bu olayın
altında Allah’ın hikmeti olduğunu söyleyecek ve öyle savunacaklardır fakat olay
hiçte o kadar basit değildir.
Şimdi farklı kaynaklardan olayın nasıl
meydana geldiğine bakalım.bu konuda ki rivayetler:
“Ve bir zaman, (ey Muhammed,) Allah’ın lütufta
bulunduğu ve senin de iyilik ettiğin kişiye, “eşini terk etme ve Allah’a karşı
sorumluluğunun bilincinde ol!” demiştin. Ve (böylece) Allah’ın yakında
aydınlığa çıkaracağı şeyi içinde gizlemiştin; çünkü insanlar(ın ne
düşüneceklerin)den çekiniyordun, oysa çekinmen gereken yalnız Allah olmalıydı!
(Fakat) sonra Zeyd o kadınla beraberliğini sona erdirdiğinde onu seninle
evlendirdik ki (gelecekte) evlatlıkları eşleriyle ilgilerini kestiklerinde
onlar(la evlendikleri) için mü’minler suçlanmasın. Ve Allah’ın buyruğu
(böylece) yerine getirilmiş oldu. (O halde,) Allah’ın kendisi için takdir
ettiği şeyi (yapmasından dolayı) Peygambere hiçbir suç isnat edilemez.
(Gerçekte, bu) sizden önce gelip geçenler için de Allah’ın bir uygulamasıydı;
ve (şunu unutma ki) Allah’ın iradesi mutlaka tecelli eder. (Ve bu,) Allah’ın
mesajlarını (dünyaya) tebliğ edenler, O’ndan korkanlar ve O’dan başka kimseden
korku duymayanlar (için de geçerli olan Allah’ın âdetidir): hiç kimse, Allah
Kadar, (insanların yaptıkları için) hesap sorucu değildir! (Ve bilin ki ey
mü’minler,) Muhammed sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir, fakat o,
Allah’ın elçisi ve bütün Peygamberlerin Sonuncusu’dur. Ve Allah her şeyi
hakkıyla bilendir.”[6]
Buna göre Hz.Peygamber Zeyd’in evine bir ihtiyaç
için geldi. Zeynep’i gömleği (dir’un) ve örtüsüyle (hımar) gördü ve “kalpleri
çeviren Allah ne yücedir.” buyurdu. Zeyd, eve geldiği zaman Zeynep ona bu
durumu haber verdi. Bunun üzerine Zeyd, Zeynep’ten şikayet amacıyla
Hz.Peygamber’e geldi ve “Ey Allah’ın Rasulü! Gerçekten Zeynep kibirlidir,
diliyle beni üzüyor, bundan dolayı ona ihtiyacım kalmadı” dedi. Hz.Peygamber
ona “Allah’tan kork ve karını yanında tut.” buyurdu..[7]
et-Taberî (310/922) Tefsîr’inde bu rivayeti Yunus
b. Abdila’lâ’dan, o da İbn Vehb’den o da Hammad b. Zeyd’den nakletmektedir.
Onun nakline göre, Hz.Peygamber bir gün Zeyd’i aramak maksadıyla onun evine
gitti. Kapısında kıldan yapılmış bir örtü vardı. Rüzgar örtüyü kaldırınca, örtü
açıldı ve Zeynep odasında örtüsüz, yarı çıplak (hâsiratun) bir vaziyette
göründü. Hz.Peygamber’in kalbinde ona karşı bir hayranlık oluştu. Zeynep
Peygamber’e sevdirilince başkasına soğuk gösterilmiştir. Bunun üzerine, Zeyd
gelip, Hz.Peygamber’e “Ey Allah’ın Rasulü eşimden ayrılmak istiyorum” dedi.
Hz.Peygamber ona “ne oluyor sana, Zeynep’le ilgili seni şüphelendiren bir şey
mi var?” dedi. O, “Hayır, şüphe celbedecek bir şey söz konusu değil ve onda
hayırdan başka bir şey görmedim” dedi. Hz.Peygamber: “Allah’tan kork ve karını
bırakma.” buyurdu.[8]
el-Vahidî (468/1074) Tefsîr’inde sened vermeksizin
Hz.Peygamber’in Zeynep’i ayakta gömleği ve örtüsüyle gördüğünü, hoşuna
gittiğini ve kalbinde (muhabbet ) vuku bulduğunu “kalpleri çeviren Allah ne
yücedir.” dediğini naklettikten sonra Zeyd eve döndüğünde Zeynep bu olayı
Zeyd’e aksettirmiş ve Zeyd’de ona karşı bir soğukluk oluşmuştur. Bunun üzerine
Zeyd, Hz.Peygamber’e gelip ayrılmak istediğini belirtmiştir.[9]
el-Bağavî (516/1122) ise Tefsîr’inde anlam olarak
aynı olmakla beraber bazı lafız farklılıklarıyla nakletmektedir. Onun nakline
göre Hz.Peygamber Zeynep’i ayakta ve gömleği ve örtüsüyle görmektedir. Zeynep,
Kureyş kadınlarının en mükemmel yaratılışa sahip beyaz tenli güzel bir kadındı.
Hz.Peygamber’in kalbinde (muhabbet) oluştu ve onun güzelliği hoşuna gitti.
“kalpleri çeviren Allah ne yücedir.” diye mırıldandı. Zeyd eve dönünce Zeynep,
olup biteni ona anlatmış, Zeynep’in sevgisinin Peygamberin gönlüne düştüğünü
anlayan Zeyd, Zeynep’e karşı soğukluk hissetmiştir. Zeyd, Hz.Peygambere gelip
“Ey Allah’ın elçisi, karımdan boşanmak istiyorum demiştir. Hz.Peygamber: “Ne oluyor,
seni şüphelendiren bir durum mu var” deyince, o “ Hayır, vallahi ondan hayırdan
başka bir şey görmedim, fakat o çok kibirlidir.” demiştir.[10]
Hz.Peygamber, Zeynep bt. Cahş, Zeyd’in ismetinde
iken ondan hoşlanmış ve onunla evlenebilmek için Zeyd’in karısını boşamasını
istemiştir. Sonra Zeyd, Hz.Peygambere Zeyneb’in ağır sözlerinden ve şerefiyle
böbürlenen konuşmalarıyla eziyet ettiğinden şikayet ederek ayrılmak istediğini
haber verince, Hz.Peygamber ona: “Allah’tan kork ve zevceni tut” diyerek
Zeyd’in onu boşaması konusundaki isteğini gizlemişti. Nefsinde gizlediği şey
budur.[13] el-Kurtubî daha sonra şu rivayeti Mukatil b.
Hayyan’den nakleder: “Hz.Peygamber, Zeynep bt. Cahş’ı Zeyd’le evlendirdi. Bir
süre evlilikleri devam etti. Bir gün Hz.Peygamber, Zeyd’i aramak maksadıyla
onun evine geldi. Zeyneb’i ayakta gördü. O, Kureyş kadınlarının en mükemmeli,
beyaz tenli, güzel ve etine dolgun bir hanımdı. Ondan hoşlandı (heviye) ve
“Kalpleri çeviren Allah ne yücedir.”dedi. Zeynep bu sözü duydu ve onu Zeyd’e
anlattı. Zeyd olayın farkına vardı ve “Ey Allah’ın Rasulü! Zeynep’i boşamam
için bana izin ver. Çünkü o çok kibirli, bana karşı büyükleniyor ve
konuşmalarıyla beni incitiyor” dedi. Hz.Peygamber ona: “Allah’tan kork ve
karını bırakma” dedi. Başka bir rivayete göre de Allah bir rüzgar gönderdi,
(kapıdaki) örtüyü kaldırdı ve Zeynep evinde ev kiyafetiyle bulunuyordu.
Zeyneb’i gördü ve içinde bir muhabbet oluştu. Hz.Peygamber’in kalbinde oluşan
muhabbet Zeynep’in kalbinde de oluştu. Zeyd geldiği zaman Zeynep olayı ona
haber verdi. Zeyd’de onu boşama fikri doğdu.[14]
İşte rivayetler ortak ve hemen hemen hepsi
aynı şeyi söylüyor,Muhammed’in evladım dediği kişinin karısına nasıl göz
koyduğu anlatılıyor.
Şimdi bir düşünün bakalım,yüce,ulu,her
şeyi yaratan,her şeyi bilenin kendi sözlerini söylesin diye gönderdiği,hatta
onun uğruna alemleri yarattığı kişi,evladım dediği kişinin karısına aşık
oluyor.
Cahiliye dönemi diye tabir edilen,putlara
tapılan,kız çocuklarının diri diri gömüldüğü söylenen o toplumda bile böyle bir
olay kabul görmezken,sözde Allah’ın sözlerini getiren kişinin yaptığı şey ne
diye tanımlanır?
Çok açık,sapıklık olarak
nitelendirilir,ortaya çıkan bu tabloya baktığımız zaman,cahil diye anlatılan
insanların mı cahil,yoksa sözde onlara Allah’ın emirlerini getiren kişinin
kurduğu sistem mi cahilliği,sapıklığı empoze ediyor siz karar verin.
Sonuç itibari ile Muhammed istediğini elde
ediyor ve Zeyneb ile evleniyor,bu olaya en çok karşı çıkanlarda sözde o cahil
olan,putlara tapan insanlar oluyor,ne kadar komik bir durum değimli?
Tabii yaptığının doğru olmadığının
farkında ve olayı meşrulaştırması gerekiyor,bunun en kolay yolu da tabii ki
hemen ‘’EN BÜYÜK YARDIMCISI’’ Allah’ın ona yeni yollayacağı ayetleri
söylemesi,evet işte bu kadar ‘’Allah böyle söyledi o istedi benim zeyneb ile
evlenmemi,benim bir suçum yok,o ne emrederse ben yapmak zorundayım’’diyerek kendisini
olayın dışında tutup suçu Allah’ın üzerine atmıştır.
Peki müminler neden sessiz kalmıştır bu
olaya bence 2 nedeni vardır.
1-İşlerine geldiği
için,belki içlerinde evlatlıklarının karılarına göz koyanlar vardı,ya da göz
koyabilecekler,artık yol açılmış oluyordu,evet erkekler için istediklerini elde
etmenin bir yolu daha meşru kılınmıştı,sessiz kalmaları çok doğaldı.
2-Elbette ki koca
peygamber ve Allah’ın emirlerine karşı gelip,Cennet’te ki hurilerden vazgeçmek
istemiyorlardı,sessiz kalırlarsa hem bu dünyada istedikleri bir kadını daha
elde etmek kolaylaşmış hemde hurilerle aralarındaki mesafe daha da kısalmış
olacaktı.
Gelelim hemen bu konu ile ilgili inen
ayetlere.
AHZAB 37. (Resûlüm!)
Hani Allah’ın nimet verdiği, senin de kendisine iyilik ettiğin kimseye: Eşini
yanında tut, Allah’tan kork! diyordun. Allah’ın açığa vuracağı şeyi,
insanlardan çekinerek içinde gizliyordun. Oysa asıl korkmana lâyık olan
Allah’tır. Zeyd, o kadından ilişiğini kesince biz onu sana nikâhladık ki
evlâtlıkları, karılarıyla ilişkilerini kestiklerinde (o kadınlarla evlenmek
isterlerse) müminlere bir güçlük olmasın. Allah’ın emri yerine getirilmiştir.
Peki sadece söylenmesi yeterli
değilmiydi?illa uygulamalı gösterilmelimiydi?hadi diyelim uygulamalı gösterildi
neden bu oyunda başrolde peygamber vardı?açıkça bellidir bu ayet yaptığı şeyi
meşru kılmak için Muhammed tarafından yazılmıştır.
Zaten ayetin başında şu kısma dikkat: Allah’ın
açığa vuracağı şeyi, insanlardan çekinerek içinde gizliyordun
Demek ki bir süredir zeyneb’i gözüne
kestirmiş ve içinde yaşıyormuş aşkını,ve bu sürede de zeyd’i ikna etti
muhtemelen zeyneb’i boşaması için,ardından da böyle bir ayet ile tüm inananlara
serbest etti ki ‘’niye bizim neyimiz eksik’’diye itirazlar olmasın.
Diğer bir ayet:
AHZÂB - 40 Muhammed,
sizden birisinin babası değildir ve fakat Allah'ın resûlüdür ve peygamberlerin
sonuncusu ve Allah, her şeyi bilir.
Çok açık biçimde deniyor ki canımın
istediği her kadın bana helaldir,evlatlık falan tanımam,yeter ki isteyeyim ve
sizde sakın bana karşı gelmeyin.Özellikle de belirtiyor son peygamber
olduğunu,yani benden artık yok kıymetimi bilin.
Şimdi şu ayete çok dikkat edelim:
AHZAB 33/6. Müminlerin, Peygamberi kendi
nefislerinden çok sevmeleri gerekir; onun eşleri onların anneleridir; akraba
olanlar, miras hususunda, Allah’ın Kitap’ında birbirlerine müminler ve
muhacirlerden daha yakındırlar. Dostlarınıza yapacağınız uygun bir vasiyet
bunun dışındadır. Bu Kitap’ta yazılı bulunmaktadır.
Ne diyor ayette miras falan ama önemli
olan başıdır şu kısım : Peygamberi kendi nefislerinden çok sevmeleri gerekir;
onun eşleri onların anneleridir.
Bir önce ki ayette hiç kimsenin babası
olmayı kabul etmeyen Muhammed çok kıskanç olacak ki kendisinden sonra
kesinlikle eşlerine kimsenin el sürmemesi için eşlerini müminlerin annesi ilan
ediyor.
Çok uzun yazılar yazarak sizleri sıkmak
istemiyorum ama hoş görün ki konu çok uzun,öyle bir iki sayfa ile kesinlikle
anlatılacak bir şey değil,en az 3-4 sayfa daha yazacaktım fakat dediğim
sebepten dolayı burada noktalıyorum şimdilik bu konuyu.
İYİ SORGULAMALAR…
Allah'ın Resulu'ne atılan türlü iftiralardan biridir bu. Allah'ın laneti atanların üzerine olsun! Tövbe edip af dileyenler müstesna!
YanıtlaSilSaygılarımla.
http://abna.ir/data.asp?lang=10&Id=275850
Bir önceki yazının devamıdır.
SilAHZAB-37.ayetin açıklamalı doğru meali de şöyledir.
37-Hani Allah’ın kendisine (islam nimetini) lütfettiği ve senin de kendisine iyilik ettiğin (hürriyetine kavuşturduğun) kimseye ‘’Eşini yanında tut,(sakın boşama !) ve bu hususta Allah’tan kork’’diyordun. Allah’ın ortaya çıkaracağı bir durumu (Zeyd’le Zeynep arasındaki geçimsizlik ve Zeyd’in boşama talebi) içinde saklıyor ve (duyulması halinde bu geçimsizliği daha da alevlendirebilecekleri hususunda bazı münafık) insanlardan korkuyordun.Halbuki (her konuda) Allah,kendisinden korkmana daha layıktır. Zeyd,eşiyle ilişkisini kestiğinde,biz seni ona eş kıldık ki,EVLATLIKLARI İDDİA EDİLENLERİN eşleriyle ilişkisini kesince,(boşayınca) onlarla evlenmelerinde müminler üzerine bir güçlük olmasın.Allah’ın emri ise her zaman gerçekleşir.’’
Aşağıdaki metinde de aynı şekilde söyleniyor.
(زاد المسير ) والثالث : إيثاره لطلاقها، قاله قتادة، وابن جريج، ومقاتل .
قوله تعالي وتخفي في نفسك ما الله مبديه: إشارة لطلاقها ، قاله ابن جريج (تفسير الماوردي )
Özetle,
1-Zeyd,hz.Peygamberin evlatlığı değildi ve bu evlatlık iddiasi de sadece bir kuruntudan ibarettir.
2-Hz.peygamberin içinde gizlediği durum,kendi eliyle evlendirmiş olan Zeyneb’e karşı ne bir sevgi,ne de boşanmasından sonra onunla yapacağı bir evlilik düşüncesi di
3-Hz.peygamberin içinde gizlediği ve Allah’ın ortaya çıkaracağı durum doğru mealini verdiğim Ahzap-37.ayette geçtiği gibidir !
Yani ‘’…. Allah’ın ortaya çıkaracağı bir durumu (Zeyd’le Zeynep arasındaki geçimsizlik ve Zeyd’in boşama talebi) içinde saklıyor ve (duyulması halinde bu geçimsizliği daha da alevlendirebilecekleri hususunda bazı münafık) insanlardan korkuyordun…’’şeklindeki durumdan başkası değildi.
Bu nedenle buradaki ‘’evlatlık, kuru bir iddiaden ibarettir.Bu evlatlık için hiçbir koşul gerçekleşmiş değildir.Ve dolayısıyla Zeyd hz.peygamberin evlatlığı sayılmadığından ondan boşanmış ve dul kalmış olan Zeynep ile evliliğinde hiçbir örfe aykırılığı söz konusu değildir.
Saygılarımla.
En sonunda yapılması gereken şey,en başında yapılırsa böyle açık verilme durumları çok görülür.mesela şöyle düşün iki kişi arasında aniden bir anlaşmazlık çıkar ve taraflardan biri diğerini vururarak öldürür,olayı yakınlarına anlatınca çevresindekiler bu işten dolayı ceza almaması için olay yerine gider ve orada kalan delilleri temizler ya da başka birinin vurduğunu düşünmeleri çin gerekli düzenlemeleri yapar,fakat her zaman başarılı olmaz çünkü polisler bu işleri iyi bilir.
YanıtlaSilAynen yukarıda anlatılan ve senin verdiğin linkte yazan açıklama da buna benzer (daha önce de okumuştum o cevabı)yukarıda anlatıldığına göre muhammed zeyneb'i gözüne kestirmiş ve elde etmiştir sonuçta.bunun etik olup olmadığı sorgulanmaktadır ve hiç bir ahlak kuralında bu kabul görmez,sonuç olarak o kişi sizin gelininiz olur ve size baba diye hitap eder,yıllarca yanınızda evladım diye gezdirdiğiniz ve sizin soy adınızı taşıyan bir kimseyi bu duruma düşürmek kabul edilemez.
gelelim verdiğim örneğe,muhammed alelacele zeyneb'i kendisine eş yapmış,ardından bunu nasıl toparlarım nasıl tepkilerden kurtulurum diye ayetler uydurmuştur,tabii bu sadece muhammedin sorunu değildi onun taraftarları da bu olaydan hoşnut değildi ve muhammedin onlara sağladığı imkanların böyle bir olay yüzünden tekrar ellerinden alınmasını kabul edemezlerdi(dini inanç diye birşey kalmazdı)bu yüzden bir koordine içerisinde muhammedin yaptığını meşruymuş gibi göstermek için ellerinden ne gelmişse yapmışlardır,hala da yapmaktadırlar örnek verdiğin linktir,sadece biran empati yap yıllarca baba dediğinin birinin,seninle evlenmiş olan kişiyi kendine eş aldığını ve onunla yattığını,ve seni de bu durumu izlemek zorunda bıraktığını düşün,eminim kimse kabul edemez bunu,açıklama da birde deniyorki bu muhammed üzerinde denenecekti,yani evlatlık olayının tamamen değiştiğini zeynebi muhammed ile evlendirerek insanlara kanıtlayacaklardı,bu açıklamaya inanmayı seçersek muhammed kurabn bile olur :))) sayfayı takip etmeye devam edersen daha sırada aişe var muhammedin 6 yaşındaki nişanlısı...ve son olarak yukarıda verdiğim ayetin aynısını açıklamada görüyoruz,ve ben yukarıda bir sürü kaynak paylaştım,bu kadar ayrı kaynaklar aynı şeyi uydurmaz herhalde tabii işine gelmeyen kişilerin uydurma demesi çok normal.yazıları takip eder ve soruların olursa buradan mesajla ya da facebook sayfamdan yazabilirsin....SAYGILARIMLA...
“Allah ve Resûlü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resûlüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.”
YanıtlaSilarkadaşlar zaten ayette açıkça söylüyor kendini allah ile bir tuttuğunu,sadece allah hüküm verdiği zaman deseydi yeterli olmazmıydı,lütfen biraz dikkatli okuyun,düşünün,sorgulayın beyninizi kullanın.
Sn.radateist,
SilAhzap-36.ayetin açıklamalı doğru meali şöyledir.
36: Allah ve (onun emrine uygun) Resulü (islam toplumunu ilgilendiren) bir işe hüküm verdiği zaman, mümin bir erkekle mümin bir kadın için,kendi işlerinden dolayı (toplumu ilgilendiren) bu hükme aykırı olanı seçmek yaraşmaz.Allah’a ve (tebliğ ettiği mesajları uygulama hususunda) elçiye baş kaldıran şüphesiz açıkça (yoldan) sapmış olur.’’şeklindedir.
Yani Resulün/elçinin vereceği hüküm kendisine ait olmayıp,vahiy yoluyla alıp tebliğ ettiği Allah’ın hükmüdür.Bu nedenle Resulün kendi kendine hüküm verme yetkisi yoktur.Zira bir ayette şöyle deniliyor.
(ان الحكم الا لله ) ‘’inil hükmü illa lillah…’’Hüküm verme yetkisi yalnız Allah’a aittir..’’
İşte Resul’ün açıklayacağı hüküm Allah’tan aldığı hükümden başka bir şey değildir.Yani Allah’tan aldığı mesaj ve hükümleri tebliğ etme ve uygulama hususunda Resule uyulması emrediliyor.
Bu nedenle ‘’… zaten ayette açıkça söylüyor kendini allah ile bir tuttuğunu,sadece allah hüküm verdiği zaman deseydi yeterli olmazmıydı ‘’şeklindeki yorumunuz anlamsızdır.Çünkü,Resulün açıklayıp uygulayacağı hüküm sadece Allah’tan aldığı hükümdür ve bu hükmü karara bağlama, tebliğ etme ve uygulama hususunda Resule uyulması isteniyor!!!
Saygılarımla.
Agnostik filan ama hepsi birarada iyi çalışma yapmışlar. :)Bravo.
YanıtlaSilhttp://www.agnostik.org/kuranda-ara.php?sure=53&ayet=4
Ayet açık ve net. Yoruma gerek yok. O(sav), Allah-u Teala'nın sözlerinden başkasını söylemezdi diyor. Nokta!
SAYGILARIMLA.
Ayrıca bahsi geçmemiş olmasına rağmen, recm ile ilgili uydurulmuş hadisleri ve yazılarıda internet ortamında sıkça bulabilmekteyiz. Yok efendim hadismiş (yalan!), halifeler de uygulamış( İftira), hatta yahudilerde bile bu uygulama varmış diyenler dahi çıkabiliyor. Recm cinayettir, katliamdır! Bu uygulama cahiliye döneminin en iğrenç adetlerinden biridir. Allah-u Teala insanlığın içine düşmüş olduğu durumu görüp, çıkarmak için göndermiş olduğu elçisi ve kitabıyla, bunlara bir son vermek istiyor. Kuran tüm gerçekliğiyle elimizde, evimizde, cebimizde, bilgisayarımızda..vs. ama bakan yok! Müslümanım deyip Kuran-ı Kerim'i hiç oklumamış olup ahkam kesen, camideki hocalarının anlattığı kadar dinini bilen hatta işine geleni kabullenip gelmeyeni kabullenmeyen, tüm hayatı dünya üzerine kurulu zevatları da biliyoruz. Uzatmayalım! Ayetler açık ve net! Yoruma gerek bile yok!
YanıtlaSilNisa Suresi, Nur Suresi.
Allah hepimizi hadayete kavuştursun!
SAYGILARIMLA
Hz Aişe meselesine gelince;
YanıtlaSilPeygamber Efendimizin ilk evliliğini düşünün ki; kimin kızını istiyorsan verelim dendiği zaman iki kocadan dul kalmış ve yaşı da Peygamberimizden ileri olan bir hanımefendi yani Hatice annemizle hayatını birleştiriyor. Hatice annemizin vefatından sonra 2 yıl hiç evlenmemiş Efendimiz. Sonra Aişe annemizle evleniyor ve Peygamberimizin bakire olarak evlendiği bir tek Aişe annemizdir. Bu evliliğin de öyle hikmetleri var ki…
Aişe annemiz Hz. Ebubekir Efendimizin kızıdır. Dört lider insan bakın; ikisi kayınpederi, ikisi damadı. Kâinat çapında dava ile ortaya çıkan Peygamber, kendisine dört dörtlük bağlanmış lider lazım. Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer kayınpederi, Hz. Ali ve Hz. Osman damadı. Hz. Aişe annemizle evliliğinin bir hikmeti de budur, Hz. Ebubekir gibi bir insanla akrabalık meydana geliyor ve bir taraftan da son derece bilgili zeki bir zevce Hz. Aişe. Hz. Aişe hadis âlimidir, fıkıh âlimidir. Ama evlendiğinde 6 yaşında değildir. Elbette yaşı evlenmeye müsait vaziyettedir.İlgili linkteki yazıyı okuyunuz lütfen ( http://www.sonsuz.us/node/hz_aise_validemizin_evlilik_yasi )
Efendimizin evliliklerinin hikmeti; Hz. Ömer’in kızı Hz. Hafsa annemizle evlenmiş. Hz. Hafsa annemizin eşi şehit düşmüş. Başında 4 tane yetim var, Hz. Ömer gibi birinin de kızı. Bir taraftan Hz. Ömer ile akrabalık kuruluyor, bir taraftan şehit eşi ve 4 tane şehit evladı da himayeye alınıyor. Mesela bir Safiyye Annemizle evliliği savaşın önüne geçiliyor. Yahudiler ne diyor; o bizim artık eniştemiz oldu. Bunların hepsi de hep 55 yaşından sonra oluyor, geriye kaç sene kalıyor yaşlı hanımlar bunlar. Peygamber Efendimizin nikâhı altında bulunma şerefine erelim diyen annelerimiz bunlar. Peygamberimiz Aişe annemizin evinde vefat etmiştir. Diğer annelerimiz nöbetlerini Aişe annelerimize veriyordu. Yani demek istediğim Peygamber Efendimizin evliliklerini beşeri, şehevi, hâşâ böyle duygularla yorumlamak hiç iyi niyetli bir şey değildir. Ömrünün baharı iki eşten dul kalmış Hatice Annemizle geçiyor, Hatice Annemizin vefatından sonra 2 yıl kimseyle evlenmemiş.
Saygılarımla.
merak etme yazıda paylaşacam 6 yaşındamı değlmi okur görürsün o zaman,bu sapıklığıda normal görüyorsunuz ya ne diyeyim ben size...
YanıtlaSilÜslup olarak takındığım tavır, karşımdakinin şerefli insan olduğunu düşündüğüm için saygı temeli üzerinedir. Düşünce olarak farklı olabiliriz ama insan olarak aynıyız, aynı haklara sahibiz. Medeni insanlar konuşarak sorunları çözebilirler. Bu blogu adil olabileceğini düşündüğüm, hissettiğim birisine aittir diye ciddiye alıp katılımda bulundum. İnşaallah pişman olmam.
SilSaygılarımla
soyle bırsey var kusuruma bakmayın ben cok bılgılı olmamakla beraber bıldıgım seylerı paylaşmak ısterım bu konuyu okumustum ve arastırmıstım cunku. Cahılıye araplarında kız cocuklarına cok ehemmıyet vermedıklerı ve hatta utandıkları nedenlı ( kı herkes bılır dırı dırı gomme meselesını) kız cocugu buluga erdıkten sonra yas sayılmakta yanı kendı mantalıtelerınde onmelı olmadıkları ıcın kızların bır degerı oldugu cakıtten sonrası sayılıyor.yanı dolayısıyla sorular ıle ıslamıyet sıtesınde oldugu gıbı bırcok yerdede var bu konu bırcok yonden degerlendırılmıs olay ama sonuc buna cıkıyor yanı 9-10 yasında bır buluga erme sozkonusu ıse kı orası arabıstan oldugu ıcın erken donemde olmakta bulug. 16 -17 yaslarında oluyor. yukardakı arkdasımızında soyledıgıne ek olarak yas konusu Hz. Hatice 40ında ıken Peygamberımız(S.A.v.) ( kusuruma bakma radateist ınandıgım ıcın bu tur ıfadeler kullanıyorum senı rahatsız etmek ıstemem. belkı hoslanmıyorsundur onun ıcın dedım.) 25 yasında evlenmıstı.( ek bılgı olarak algılayınız yas farkı deyınce demek ıstedım) yanlıslıklarım olabılır tekrardan kusuruma bakmayın saygılarımla
YanıtlaSilarkadaşım öncelikle burada hiç kimsenin yazdığı yorumdan rahatsız olmam (hakaret içermediği sürece)inandığınız kişilerin adlarının önüne istediğinizi koyabilirsiniz sizin seçiminiz.
YanıtlaSilburadan size cevap vermek yerine,yarın ki yazı konusu olarak aişeyi yazacağım,göründüğü üzere kabullenmek çok zor değilmi,hele de bunu yapan kişinin milyardan fazla taraftarının olması...yarın yazıyı okuyun lütfen.hatice ile neden evlendiğini de mantık çerçevesinde değerlendireceğiz umarım.
ZEYD,HZ.PEYGAMBERİN EVLATLIĞI MIDI ?
YanıtlaSilZeyd bin Harise’nin hz.peygamberle evlatlık iddiası sadece bir kuruntudur,bunun hz.peygamberle bir evlatliği söz konusu olmamıştır.İşte aşağıdaki gerekçelerle bunun ispatı.!
a) Zeyd,gerçekten hz.peygamberin evlatlığı mıdı ?
b ) Evlatlık olabilmesinin koşulları yerinde midi ?
c) Hz.peygamber ile Zeyd arasındaki yaş buna müsait midi.?
d) Zeyd,hz peygamberin kucağında veya evinde mı büyüdü.?
Bu sorulara doğru yanıt verildiği zaman görülecektir ki,Zeyd’in hz.peygambere olan evlatlık iddiasi sadece bir kuruntuydu. Bunun izahını yapalım: Hz.Zeyd,islamiyeten önce köle olarak hz.Hatice’nin eline geçiyor,dul ve kırk yaşında olan hz.Hatice 25 yaşında olan hz.Muhammed’le evleniyor.O zaman köle olan Zeyd'in yaşı 21 iken Hz.peygamberin de yaşı25 yaşında idi.
Yani Zeyd hz.peygamberle çocukluk dönemini hiç geçirmemiş ve onun evinde de büyümemiştir.
Peki 25 yaşındaki bir adam,21 yaşındaki bir adamı nasıl evlatlık edinir.? İkisi de neredeyse yaşıt
sayılırlar. Böyle bir evlatlığın hukuki,ahlaki ve dini bir izahı var mı?. Evlatlık edinmek küçük yaştan başlıyor.21 yaşından sonra evlatlık olabilir?.Birinin başkasına evlatlık olabilmesi için küçük yaştan beri onun himayesinde yetişip büyümesi gerekir. Halbuki Zeyd için böyle bir durum söz konusu değildir.
Çünkü,
-Hz.Muhammed’in doğum tarihi 571,Zeyd’in doğum tarihi ise,575 miladı.Peki bu yaştan sonra bir evlatlıktan nasıl söz edilebilir?
-21 yaşında olan Zeyd bir bebek veya çucuk muydu.? Hz.peygamber ona süt mü emzirtmiş.? Onu kendi evinde mi büyütmüş ki evlatlığı olsun.?
İşte bu bunların hiç biri gerçekleşmiş değildir.
Bu nedenle Kur’an da da ifade edildiği gibi bu sadece bir iddia idi. kur’an buna ”ادعياء ”ed’iya’’evlatlığı iddia edilen,böyle çağırılan’’diye şeklindeki ifadeyi kullanmıştır.
Yani kur’an,”تبني ” tebenni, ”gerçek anlamda bir evlatlıktan söz etmemiştir.
devam edecek.