Havva ile Adem
Dünya’ya atıldıktan sonra ayrı yerlere düşerler,200 yıl ayrı kalırlar hem
Cennet’ten kovulmanın hem de birbirlerinden ayrı düşmenin sonucu olarak büyük
bir acı yaşar ve ağlarlar.
Düşünün o kadar
çok ağlarlar ki Dünya üzerinde ki nehir ve ırmak’ların bu ikilinin ağlamasından
oluştuğu söylenir.
Adem’in
Hindistan’da bulunan Serendib dağına
Havva’nın ise Cidde’ye düştüğü söylenir,yıllarca ağlayıp sızlamadan sonra Adem’in aklına Cebrail ile gittikleri
muallak’ta O nur’un ona öğrettiği isimler aklına geldi,ve o isimleri söyleyerek
af diledi.
Muallak(havada
ki) yeşil kubbe de yaşananlar şöyle anlatılır.
Cebrail Ademi yanına alarak, Cennet'e götürmek üzere yola
çıktı. Ama oraya gitmeden önce, kendisinin daha önce gittiği ve yıllarca
kapısına niyaz ettiği, içinde tek vücut olmuş, yeşil ve ak iki nurun bulunduğu,
muallakta (havada) asılı duran yeşil bir kubbe misali kandile götürdü. Kubbeye
geldiklerinde; "Ya Allah! dedi Cebrail" kapı açıldı "Ya
Muhammed, ya Ali" dedi,
içeri girdiler. Adem de onun peşinden içeriye baktı ki, bir nur gördü. Cebrail "Ey
Adem, selam ver! O nura" dedi.
İşte ilk olarak Ademlere gelen birinci halat selam idi, Tanrı selamı. "Es
selam-ı aleyke!" dedi
Adem Nurdan ses geldi "Aleyküm selam ya ata! Ya Adem, ben Fatıma't-ül
Zöhre'yim, başımdaki taç Muhammed, belimdeki kemer Ali'yel Murtaza. Kulağımdaki
mengiç küpeler, biri İmam Hasan, biri İmam Hüseyin'dir. Diğer dokuz imam benim
veçhimden mevcuttur. Yalnız zahiri alem aşikar olduğu zaman, ben Muhammed'de
doğacağım, Ali ile evleneceğim, senin sülbünden geleceğim. Batın'da, hepsi
bende mevcuttur. Yalnız unutma, bir darlığa düştüğün zaman bu sana öğreteceğim
isimleri unutma, iyi belle! Allah'a o isimlerin yüzü suyu hürmetine dua et.
Darlıkta seni kurtarır bunlar. Tüm kainat, o isimlerin yüzü suyu hürmetine
semah etmektedir." dedi.
Bundan sonra Cebrail Adem'i oradan aldı, Cennet'e götürdü.
ALINTIDIR.
O isimleri araya
koyarak dilediği af kabul oldu ve Adem ile Havva Arafat’ta birbirlerine
kavuştukları söylenir.
Şimdi şöyle bir
düşünelim ya da düşünmeyi bir kenara bırakalım deney yapalım,deney için gerekli
malzeme bir tane 8-10 yaşlarında çocuk oturun hikayeyi aynen böyle
anlatın,deyin ki ‘’biliyormusun dünyada ki nehirler ırmaklar iki insanın
ağlamasından oluşmuş’’bakın bakalım o çocuk bu hikayeye inanacakmı,emin olun
sizi soru yağmuruna tutacaktır,hatta kendisi denemek isteyecektir,’’dur bende
deneyeyim bakalım benim gözyaşımdan ne olacak’’diye,bunu bir deneyin bakalım o
çocuğun sorduğu soruların tek bir tanesine mantıklı açıklama
getirebilecekmisiniz,bence mümkün değil mantıklı bir açıklam yapabilmek,düşünün
çocuk hayal dünyası en geniş canlı ama o bile böyle bir şeyin mümkün
olmayacağını söyler size ve daha kötüsü eğer biraz muzip bir çocuksa size
‘’dayı,hala,teyze,amca,baba,anne’’ya da her neyi iseniz’’olurmu öyle şey,sen
buna inanıyormusun’’diye size sorar siz biraz kızarsınız çünkü çocuklar
doğuştan ateisttir korkmazlar her şeyi sorarlar ve sizin ona öğrettikleriniz
ile yaşamlarını şekillendirirler,sonra çocuk bakar siz kızıyorsunuz ve her ne
kadar komikte olsa bu hikaye ye çok inanıyorsunuz,o zaman çocuk dayak yememek
ya da laf yememek için ‘’hıııı tamam’’der işte çocuğun kafasının uyuşma
belirtileri başlamıştır,çünkü daha ilk olayda mantıksız bulduğu hikaye de
sorular sordu diye neredeyse dayak yiyecekti.
Eeeee o ufacık
çocuk sizden dayak yemekten korktuğu için,dayak dediğimde iki tokat en
fazla,ondan bile korkup mantıksız gelen hikaye yi kabul ettiyse,bir de düşünün
ki sonra dan sizin ona anlatacağınız ya da okulda öğreneceği din derslerinde
Allah’ın ne kadar ‘’HOŞGÖRÜLÜ’’olduğunu anladığı zaman sorgulayabilirmi?
Allah’ın hoşgörülü
tarafını birkaç Ayet ile gösterelim isterseniz.
Kimler de kötü amel getirirse, yüzüstü ateşe atılırlar.
(Onlara), “Ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz” (denir.) (neml:90)
Yüzüstü ateşe sürüklendikleri gün kendilerine, “Cehennemin
dokunuşunu tadın!” denecek.(kamer:48)
(Allah, görevli meleklere şöyle der:) “Tutun onu, cehennemin
ortasına sürükleyin.”(duhan:47)
“Sonra başının üstüne kaynar su azabından dökün.”(duhan:48)
(Deyin ki:) “Tat bakalım! Hani sen güçlüydün,
şerefliydin!?”(duhan:49)
“İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir!”(duhan:50)
Bunun gibi
onlarca Ayet daha var,bunlar yeterli gibi şimdilik,sizin iki tokadınızdan
korkup kabul eden çocuğun bu işkenceleri duyduğunda nutku tutulur,hem ne de
olsa çevresinde ki herkes kocaman adamlar,kocaman kadınlar korkuyor ve bu
işkencelere maruz kalmak istemiyor,işte böyle yüzyılla boyunca
uyutulup,korkutulan,kandırılan insanlar haline geldik.
Yarın Adem ile
Havva’nın bir araya geldikten sonra ne yaptıklarına bakacağız,tüm Müslüman ve
İslam aleminin de bir an önce bu ‘’ET KARNAVALI VE KATLİAM’DAN’’vazgeçmeleri
dileği ile…
İYİ SORGULAMALAR…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder