31 Ekim 2012 Çarşamba

YARATILIŞ KARMAŞASI 15 (KATİLİN LANETLENİŞİ)



     Kardeşi’nin kafasını taşla ezerek öldüren Kabil,cesedi ne yapacağını düşünmeye başladı,ceset’ten kurtulmalıydı ama nasıl?
     En iyisi cesedi uzak bir yere taşımak diyerek,omzuna attığı gibi kardeşinin cesedini yürümeye başlar,gücü tükenince olduğu yere yığılan Kabil soluklanmaya çalışırken  ve cesedi ne yapacağını düşünürken bir karga görür.
     Karga ölen başka bir Karga için bir çukur kazar,sonra ölü karga’yı çukara iter ve üzerini ayakları ile kapatır,bunu gören Kabil ‘’bir karga kadar olamadım’’diyerek iç geçirir ve kardeşi için hemen bir çukur kazar,kardeşini gömdükten sonra biraz olsun rahatlayan Kabil geri dönmeye karar verir.
     Bu sırada oğullarının o gün eve geç kalmalarından dolayı endişelenen Adem oğullarını aramak için dışarı çıkar,bir müddet sonra karşı istikametten gelen Kabil’i görür,Kabil babasının karşıdan geldiğini görünce panikle kaçmaya başlar,Adem Kabil’in kaçmasından endişeye kapılır ve arkasından koşmaya başlar.
     Yerde ki kan izlerini görünce endişesi daha da artan Adem koşmaya devam eder ve biraz sonra yeni kapatılmış bir çukur görür ve durumu anlar.
     Durumu anlayan Adem ağlamaya başlar ve Kabil’in arkasından ‘’sen kardeşine ne yaptın’’diye bağırır,Adem o kadar kuvvetli bağırmıştır ki Kabil sanki tüm dünya bağırdı sanmıştır (tabii o zamanlar dünya nüfusu sadece kendi ailelerinden ibaret olduğu için,hatta yetişkin birkaç kişiden biri olan Adem bağırınca dolayısıyla tüm dünya bağırmış oluyor zaten)
     Adem Kabil’in arkasından ‘’hiçbir zaman rahat yüzü görme,artık istenmeyen lanetli bir insansın’’diyerek beddua’da etmiş ve kovmuştu bir daha dönme diyerek.
     Allah yine yapmıştı yapacağını,olayların hiç birine müdahale etmemiş sadece seyretmiş,ve bunların tek suçlusu olarak ta İblis’in vesvese vermesiyle Kabil’i suçlu ilan etmişti.
     Düşünsenize bir meyve yüzünden başına neler gelmiş insanların,yerlerinden yurtlarından kovulmuşlar,sonra evlatları birbirini öldürmüş,evlat acısı tatmışlar,diğeri katil olup lanetlenmiş,neymiş efendim bu meyve size yasak yemeyecekmişsiniz,madem öyle o meyveyi oraya koymasaydın çok zararlı ise,aynen sözde İblis’i başımıza musallat ettiğin gibi,çünkü zaten sözde sen her şeyin nasıl olacağını biliyorsun bu durumda sınavın zaten hükmünü yitiriyor.
     Aslında şimdiye kadar anlatılan hikaye hiç bir şey asıl bundan sonra başlıyor insanların başına gelen felaketler,şimdiye kadar olan kısımda tek bir iyi nokta göreniniz varmı?Varsa lütfen yazsın desin ki şu bölümü mantığım aldı,iyi ki de böyle olmuş diye açıklasın.
     Bu yaratılış hikayesinde mantıklı tek bir taraf bile yok mantıkı hiçbir insan da bu hikaye ye kanmaz,anlatılan açıkça insanlar ile nasıl alay edilir nasıl oynanır,onlar nasıl korkutulur ve bu korku yüzünden nasıl kullanılır başka bir şey yok,tabii ki dediğim gibi bunlar benim düşüncelerim ve zaten burada da kendi düşüncelerimi sizler ile paylaşıyorum.
     Yazıların tek amacı okuyanları düşünmeye,araştırmaya ve sorgulamaya yöneltmektir,size bir arkadaşımla dün yaşadığım bir konuşmaya anlatmak istiyorum.
     Yine her zaman ki gibi konu din’den açıldı ben bir iki şey söyleyince arkadaşım hiddetlendi ve böyle konuşacaksan ben kalkar giderim dedi,bende söylediklerimi araştırmasını bunların kutsal kitaplarında  geçip geçmediğini öğrenmesini söyledim ve sordum sen kur-an’ı okudunmu diye,aynen şöyle başladı söze ‘’evet okudum ama 3-4 yıl önce,şimdi çoğunu unutmuşumdur’’gülümsedim ve dedim ki ‘’haa yani diyorsun ki fazla üzerime gelme,cahilim kur-an konusunda’’
     Sonra birkaç ayet okuyup bu ayetlerin ne anlama geldiğini sordum,açıklayamadı ben hangi olaylar üzerine ayetlerin indiğini söylediğim zaman gördüm ki bu bahsi geçen olayların hiç birisini bilmiyor,ifk olayı (gerdanlık olayı),hafsa olayı, ve bunlar gibi birkaç olay.
     Sonra ben sinirlendim ve dedim ki kalk git önce dinini öğren sonra gel karşıma,kulaktan dolma Allah büyüktür,cehennemde yanacaksın gibi kelimeler le benimle konuşamazsın,utandımı dersiniz sanmam çünkü onn dinine göre utanılacak bir şey yapmadı,yaratıcısını,onun elçisini savundu,ve eminim benim karşımda konuşamasa da kalktıktan sonra kesinlikle şunu söylemiştir ‘’oğlum ben seni diğer tarafta görürüm,hele seni bi kazığa oturtsunlar,orana bişey burana bişey sokup,yaksınlar o zaman ne yapacaksın’’az da olsa malımı tanıyorum ne de olsa…
     Yarın dul kalan İklima’nın,acılı baba Adem acılı anne Havva’nın neler yaşadıklarını paylaşacağım sizlerle.
İYİ SORGULAMALAR…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder