Kardeşi’nin kafasını taşla
ezerek öldüren Kabil,cesedi ne yapacağını düşünmeye başladı,ceset’ten
kurtulmalıydı ama nasıl?
En iyisi cesedi uzak bir yere
taşımak diyerek,omzuna attığı gibi kardeşinin cesedini yürümeye başlar,gücü
tükenince olduğu yere yığılan Kabil soluklanmaya çalışırken ve cesedi ne yapacağını düşünürken bir karga
görür.
Karga ölen başka bir Karga
için bir çukur kazar,sonra ölü karga’yı çukara iter ve üzerini ayakları ile
kapatır,bunu gören Kabil ‘’bir karga kadar olamadım’’diyerek iç geçirir ve
kardeşi için hemen bir çukur kazar,kardeşini gömdükten sonra biraz olsun
rahatlayan Kabil geri dönmeye karar verir.
Bu sırada oğullarının o gün
eve geç kalmalarından dolayı endişelenen Adem oğullarını aramak için dışarı
çıkar,bir müddet sonra karşı istikametten gelen Kabil’i görür,Kabil babasının
karşıdan geldiğini görünce panikle kaçmaya başlar,Adem Kabil’in kaçmasından
endişeye kapılır ve arkasından koşmaya başlar.
Yerde ki kan izlerini görünce
endişesi daha da artan Adem koşmaya devam eder ve biraz sonra yeni kapatılmış
bir çukur görür ve durumu anlar.
Durumu anlayan Adem ağlamaya
başlar ve Kabil’in arkasından ‘’sen kardeşine ne yaptın’’diye bağırır,Adem o
kadar kuvvetli bağırmıştır ki Kabil sanki tüm dünya bağırdı sanmıştır (tabii o
zamanlar dünya nüfusu sadece kendi ailelerinden ibaret olduğu için,hatta
yetişkin birkaç kişiden biri olan Adem bağırınca dolayısıyla tüm dünya bağırmış
oluyor zaten)
Adem Kabil’in arkasından
‘’hiçbir zaman rahat yüzü görme,artık istenmeyen lanetli bir insansın’’diyerek
beddua’da etmiş ve kovmuştu bir daha dönme diyerek.
Allah yine yapmıştı
yapacağını,olayların hiç birine müdahale etmemiş sadece seyretmiş,ve bunların
tek suçlusu olarak ta İblis’in vesvese vermesiyle Kabil’i suçlu ilan etmişti.
Düşünsenize bir meyve
yüzünden başına neler gelmiş insanların,yerlerinden yurtlarından
kovulmuşlar,sonra evlatları birbirini öldürmüş,evlat acısı tatmışlar,diğeri
katil olup lanetlenmiş,neymiş efendim bu meyve size yasak yemeyecekmişsiniz,madem
öyle o meyveyi oraya koymasaydın çok zararlı ise,aynen sözde İblis’i başımıza
musallat ettiğin gibi,çünkü zaten sözde sen her şeyin nasıl olacağını
biliyorsun bu durumda sınavın zaten hükmünü yitiriyor.
Aslında şimdiye kadar
anlatılan hikaye hiç bir şey asıl bundan sonra başlıyor insanların başına gelen
felaketler,şimdiye kadar olan kısımda tek bir iyi nokta göreniniz varmı?Varsa
lütfen yazsın desin ki şu bölümü mantığım aldı,iyi ki de böyle olmuş diye
açıklasın.
Bu yaratılış hikayesinde
mantıklı tek bir taraf bile yok mantıkı hiçbir insan da bu hikaye ye
kanmaz,anlatılan açıkça insanlar ile nasıl alay edilir nasıl oynanır,onlar
nasıl korkutulur ve bu korku yüzünden nasıl kullanılır başka bir şey yok,tabii
ki dediğim gibi bunlar benim düşüncelerim ve zaten burada da kendi
düşüncelerimi sizler ile paylaşıyorum.
Yazıların tek amacı
okuyanları düşünmeye,araştırmaya ve sorgulamaya yöneltmektir,size bir
arkadaşımla dün yaşadığım bir konuşmaya anlatmak istiyorum.
Yine her zaman ki gibi konu
din’den açıldı ben bir iki şey söyleyince arkadaşım hiddetlendi ve böyle
konuşacaksan ben kalkar giderim dedi,bende söylediklerimi araştırmasını bunların
kutsal kitaplarında geçip geçmediğini
öğrenmesini söyledim ve sordum sen kur-an’ı okudunmu diye,aynen şöyle başladı
söze ‘’evet okudum ama 3-4 yıl önce,şimdi çoğunu unutmuşumdur’’gülümsedim ve
dedim ki ‘’haa yani diyorsun ki fazla üzerime gelme,cahilim kur-an konusunda’’
Sonra birkaç ayet okuyup bu
ayetlerin ne anlama geldiğini sordum,açıklayamadı ben hangi olaylar üzerine
ayetlerin indiğini söylediğim zaman gördüm ki bu bahsi geçen olayların hiç
birisini bilmiyor,ifk olayı (gerdanlık olayı),hafsa olayı, ve bunlar gibi birkaç
olay.
Sonra ben sinirlendim ve
dedim ki kalk git önce dinini öğren sonra gel karşıma,kulaktan dolma Allah
büyüktür,cehennemde yanacaksın gibi kelimeler le benimle konuşamazsın,utandımı
dersiniz sanmam çünkü onn dinine göre utanılacak bir şey
yapmadı,yaratıcısını,onun elçisini savundu,ve eminim benim karşımda konuşamasa
da kalktıktan sonra kesinlikle şunu söylemiştir ‘’oğlum ben seni diğer tarafta
görürüm,hele seni bi kazığa oturtsunlar,orana bişey burana bişey sokup,yaksınlar
o zaman ne yapacaksın’’az da olsa malımı tanıyorum ne de olsa…
Yarın dul kalan İklima’nın,acılı
baba Adem acılı anne Havva’nın neler yaşadıklarını paylaşacağım sizlerle.
İYİ SORGULAMALAR…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder