Dün sorduğum
soruları kaçınız mantıklı bir cevap buldu?bence hiç biriniz mantıklı bir cevap
bulamadı,çünkü istenen ve yapılmaya çalışılan şey o kadar saçma ki mantık
hükmünü yitiriyor,sorulara yüzeysel bakıp ‘’olmayan bir şey için kafa patlatmak
çok mu akıllıca’’ deyip işin içinden çıkabiliriz,nasıl olsa inanmıyoruz.Zaten
mantıksız saçma şeyler,saçma olanda mantık aramak yanlış deyip işin içinden
çıkmaya kalkarsak bu kez de dindarlar diyecek ki ‘’eee bee aptal ufacık
aklınla,sen kim Allah’ı anlamak kim,sen ondan iyi mi bileceksin,işte böyle
anlamaz,sap gibi kalırsın ortada’’yapacak bir şey yok,bu sorulara ancak net cevabı
verebilecek kişi soruları sormamıza sebep olan kişidir,şimdi olmayan birisinden
cevap beklemek en büyük salaklıktır,hadi bazı arkadaşları kırmayalım var
olduğunu kabul edelim,eee bu soruları nasıl ileteceğiz ona?cevabı nasıl
alacağız?
Eminim şimdi
yazıyı okuyanlardan inanan kesim şunu geçirmiştir içinden ‘’aptal zaten Allah
her sorunun cevabını veriyor kur’an da’’diye,böyle düşünen yarım akıllılar bu
sorular zaten o kitap ve sözde onun elçilerinin söylemlerinden yani kısacası
O’nun sözlerinden çıkmıştır.
Şimdi gelelim
yeni sorular sormaya çünkü soruların ardı arkası kesilmiyor,60 ayrı yerden
toprak istenip getiriliyor da neden bir damla dahi su istenmiyor?sonuçta çamur
olması için su lazım.Su yanlarında varsa toprak neden yok?bakın insan
vücudundaki su oranı.
Kanın %92’si,
kemiklerin %22’si, beynin ve kasların %75’i sudur. Hücrelerin yaşamsal
faaliyetleri, vücut fonksiyonlarının yerine getirilmesi vücudun su dengesinin
korunması ile mümkündür. Vücutta biriken toksinleri atmak, vücudun ısı
dengesini sağlamak için idrarla 1500, deri yoluyla 500, dışkı ve solunum ile
300’er ml (toplamda yaklaşık 2,5 lt) su kaybedilmektedir.
İnsan vücudunun su içeriği yaş, cinsiyet, boy uzunluğu, vücut ağırlığı ve fiziksel aktiviteye göre değişir. Çocukların vücudunun su oranı yüksektir ( % 70, yeni doğan bebekte ise % 90) ve yaş ilerledikçe suyun yerini yağ dokusu almaya başlar. Dolayısıyla yaş ilerledikçe suyu daha çok tüketmek gerekir. Yetişkinlerde vücut su oranı % 60, yaşlılarda ise % 50’dir.
İnsan vücudunun su içeriği yaş, cinsiyet, boy uzunluğu, vücut ağırlığı ve fiziksel aktiviteye göre değişir. Çocukların vücudunun su oranı yüksektir ( % 70, yeni doğan bebekte ise % 90) ve yaş ilerledikçe suyun yerini yağ dokusu almaya başlar. Dolayısıyla yaş ilerledikçe suyu daha çok tüketmek gerekir. Yetişkinlerde vücut su oranı % 60, yaşlılarda ise % 50’dir.
Peki anlatılana göre vücudumuzun en az %70
inin toprak olması lazımdı,şimdi çıkıp denebilir topraktaki mineraller
vücudumuzda mevcut diye,topraktaki mineraller vücudumuz da var diye topraktan
yaratıldığımıza kanıt değil ki,o mineralleri gıdalar yoluyla da alabiliyoruz
zaten.
İstenen toprağı
getirmeyen Melek’lere ne cezalar verilmiştir,hiçbir ceza yoktur otorite kaybına
uğramış bir Tanrı,kimseye sözünü geçiremeyen yarattığı hiçbir şey ona itaat
etmiyor nasıl iş bu böyle,yoksa yeterince güçlü değimli?yeryüzü toprağını
vermez,Melek’ler yeryüzüne Tanrı’dan daha fazla değer verir ve toprağı almaz.
Aslında bize
anlatılan bu yaratılış olayının başlangıcında bile açıkça bellidir,burada güçlü
bir Tanrı değil,çaresizlik içerisinde son çırpınışlarını yapan bir Tanrı modeli
var,otoritesi kalmamış,sözünü kimseye geçiremeyen,ve son olarak başarıyı
yakalamak için bir halife yaratmaya çalışan bir profil var ortada.
Hani bazen
beklenmedik olaylar olurda olayın verdiği korku ve heyecan ile anlamsız sözler
söylenir,aradan zaman geçince söylenenlerin yanlış olduğu anlaşılır ve
düzeltmek için uğraşılır,düşünün binlerce yıldır düzele düzele ancak bu kadar
düzelmiş yaratılış olayı,bu düzelmiş halinde bile bizler yüzlerce soru
sorabiliyorsak varın siz hesap edin ilk anlatıldığında nasıl bir hikayeydi.
Hani hep denir
ya ‘’ Yok diyorsun da olmadığını ispatla’’göremiyoruz dersen ‘’koca Allah
seninle mi muhatap olacak’’duyamıyoruz dersen ‘’merak etme etme ahiret’te hem
konuşacak bizimle hem de göreceğiz onu’’çok sıkıştırdın mı ‘’Allah her yerde
bize şah damarımızdan daha yakın’’aynı şeyi sen ona söylesen kendinden emin
sanki Allah ile yediği içtiği ayrı gitmiyormuş gibi yine aynı cevapları
verir.onun sözleri kur-an’dır der desen ki ‘’kardeşim bende okudum ve kafama
takıldı şu sorular da neyin nesi’’hemen sinirlenir ‘’sizin gibi imanı
eksik,dini kıt olanlar istedikleri gibi yorumlayıp,sonra da oradan sorular
çıkarırlar,Allah’ın ayetlerini olduğu doğru anla’’desen ki nasıl doğru
anlayacam cevap veremez ve bu konuşmanın sonunda eminim şunu şu iki şeyden
birini söyler ‘’seninle diğer tarafta görüşürüz,Allah Allah diyeceksin ama o
sizin gibilere bakmaz bile’’ya da ‘’ulan senin katlin helal,seni öldürsem günah
değil sevap kazanırım’’ikisi söylemde de üzerimizden prim yapmak
var,birincisinde benimle bu diyaloga girdi Allah’ı savundu diye ben yanarken
beni izleyecek,ikincisi daha kötü beni öldürüp Allah’ın gözüne girip Cennet’te
içip içip grup sex yapacak.
Hikaye şöyle
devam ediyor getirilen toprağı yoğurmaları için Melek’lere emir veriyor,yoğrulma
olayını da sizlerle paylaşacağım.
İYİ SORGULAMALAR…
Sayın yazıyı paylaşan arkadaş...
YanıtlaSilinanmak kişinin kendisi ile ilgilidir. gördüm ki bazı şeylere dikkat etmişsin. inanmadığın halde ''Allah'' kelimesini hep büyük harfle başlatmışsın. bilerek yaptıysan tebrik ederim. değilse zaten diyecek söz yok. kimse kimsenin inancını sorgulamaya veya yargılama hakkına sahip değilsin. bu yüzden en güzeli hoşgörülü olup saygı duymak. edep dinden önce vardı. yani ilk önce edepli olmak gerekir. inanç ise isteğe kalmıştır. yazıda bahsettiğin baanaz kesimler de mevcuttur. onlar inanmış gibi yapanlardır. zavallı olanlardır. tanrının var olup olmadığını tartışmak da yersiz ve gereksizdir. 2 durum vardır. inanıyorsundur. inanmıyorsundur. kimse kimsenin fikrini çelmeye çalışmasın. kişinin kendi zaten bu durumun muhakemesini yapabilir. iyi bayramlar...
Kimsenin inancıyla alay etmek gibi bir niyetim yok fakat bazen din adı altında öyle şeylere şahit oluyuruz ki,ancak gülünür ya da alay edilir,burada ki tüm yazılarda ki amaç sadece bizlere yüzyıllardır öğretilen ezberden yaşanan bir hayatı en azından sorgulanabilir hale getirmektir,elbette senin de dediğin gibi herkesin inancı kendisinedir,burada ''ZORLA''insanları inançlarından vazgeçirmeye falan çalıştığım yoktur,işte inanç sahibi olmamak hoşgörüyü beraberinde getiriyor,eğer inanç sahibi olmuş olsaydım emin ol ya inancımda olacak ya da ben ona hoşgörü göstermem derdim,aynen milyarlarca inanç sahibinde olduğu gibi,şimdi diyebilirsin bende inanç sahibiyim fakat ben böyle düşünmüyorum,sen ve senin gibi düşünenler aslında yarım imanlı olanlar sayılır inanç sahipleri için,çünkü onların inancında Allah tektir kesinlikle ortak koşulmaz ona,karşı çıkılmaz,çıkanında katli helaldir,yani aykırı,karşıt bir fikre kesinlikle tahammül yoktur,burada ki yazıların sonucunda birkaç kişi bile sorgulasa yeterlidir bence,korku ile yaşanan hayat yaşanmamış sayılır.
SilBen hayvab katliamı ve et karnavalı olan bir bayramı kabul etmediğim için,hiç bir şartta da bayramlaşma denen zafer sarhoşluğunu hoş görmüyorum.
İYİ GÜNLER
İYİ SORGULAMALAR.