18 Ekim 2012 Perşembe

YARATILIŞ KARMAŞASI 6



      Dün sorduğum soruları kaçınız mantıklı bir cevap buldu?bence hiç biriniz mantıklı bir cevap bulamadı,çünkü istenen ve yapılmaya çalışılan şey o kadar saçma ki mantık hükmünü yitiriyor,sorulara yüzeysel bakıp ‘’olmayan bir şey için kafa patlatmak çok mu akıllıca’’ deyip işin içinden çıkabiliriz,nasıl olsa inanmıyoruz.Zaten mantıksız saçma şeyler,saçma olanda mantık aramak yanlış deyip işin içinden çıkmaya kalkarsak bu kez de dindarlar diyecek ki ‘’eee bee aptal ufacık aklınla,sen kim Allah’ı anlamak kim,sen ondan iyi mi bileceksin,işte böyle anlamaz,sap gibi kalırsın ortada’’yapacak bir şey yok,bu sorulara ancak net cevabı verebilecek kişi soruları sormamıza sebep olan kişidir,şimdi olmayan birisinden cevap beklemek en büyük salaklıktır,hadi bazı arkadaşları kırmayalım var olduğunu kabul edelim,eee bu soruları nasıl ileteceğiz ona?cevabı nasıl alacağız?
       Eminim şimdi yazıyı okuyanlardan inanan kesim şunu geçirmiştir içinden ‘’aptal zaten Allah her sorunun cevabını veriyor kur’an da’’diye,böyle düşünen yarım akıllılar bu sorular zaten o kitap ve sözde onun elçilerinin söylemlerinden yani kısacası O’nun sözlerinden çıkmıştır.
        Şimdi gelelim yeni sorular sormaya çünkü soruların ardı arkası kesilmiyor,60 ayrı yerden toprak istenip getiriliyor da neden bir damla dahi su istenmiyor?sonuçta çamur olması için su lazım.Su yanlarında varsa toprak neden yok?bakın insan vücudundaki su oranı.
         Kanın %92’si, kemiklerin %22’si, beynin ve kasların %75’i sudur. Hücrelerin yaşamsal faaliyetleri, vücut fonksiyonlarının yerine getirilmesi vücudun su dengesinin korunması ile mümkündür. Vücutta biriken toksinleri atmak, vücudun ısı dengesini sağlamak için idrarla 1500, deri yoluyla 500, dışkı ve solunum ile 300’er ml (toplamda yaklaşık 2,5 lt) su kaybedilmektedir.

İnsan vücudunun su içeriği yaş, cinsiyet, boy uzunluğu, vücut ağırlığı ve fiziksel aktiviteye göre değişir. Çocukların vücudunun su oranı yüksektir ( % 70, yeni doğan bebekte ise % 90) ve yaş ilerledikçe suyun yerini yağ dokusu almaya başlar. Dolayısıyla yaş ilerledikçe suyu daha çok tüketmek gerekir. Yetişkinlerde vücut su oranı % 60, yaşlılarda ise % 50’dir.
     Peki anlatılana göre vücudumuzun en az %70 inin toprak olması lazımdı,şimdi çıkıp denebilir topraktaki mineraller vücudumuzda mevcut diye,topraktaki mineraller vücudumuz da var diye topraktan yaratıldığımıza kanıt değil ki,o mineralleri gıdalar yoluyla da alabiliyoruz zaten.
      İstenen toprağı getirmeyen Melek’lere ne cezalar verilmiştir,hiçbir ceza yoktur otorite kaybına uğramış bir Tanrı,kimseye sözünü geçiremeyen yarattığı hiçbir şey ona itaat etmiyor nasıl iş bu böyle,yoksa yeterince güçlü değimli?yeryüzü toprağını vermez,Melek’ler yeryüzüne Tanrı’dan daha fazla değer verir ve toprağı almaz.
      Aslında bize anlatılan bu yaratılış olayının başlangıcında bile açıkça bellidir,burada güçlü bir Tanrı değil,çaresizlik içerisinde son çırpınışlarını yapan bir Tanrı modeli var,otoritesi kalmamış,sözünü kimseye geçiremeyen,ve son olarak başarıyı yakalamak için bir halife yaratmaya çalışan bir profil var ortada.
       Hani bazen beklenmedik olaylar olurda olayın verdiği korku ve heyecan ile anlamsız sözler söylenir,aradan zaman geçince söylenenlerin yanlış olduğu anlaşılır ve düzeltmek için uğraşılır,düşünün binlerce yıldır düzele düzele ancak bu kadar düzelmiş yaratılış olayı,bu düzelmiş halinde bile bizler yüzlerce soru sorabiliyorsak varın siz hesap edin ilk anlatıldığında nasıl bir hikayeydi.
        Hani hep denir ya ‘’ Yok diyorsun da olmadığını ispatla’’göremiyoruz dersen ‘’koca Allah seninle mi muhatap olacak’’duyamıyoruz dersen ‘’merak etme etme ahiret’te hem konuşacak bizimle hem de göreceğiz onu’’çok sıkıştırdın mı ‘’Allah her yerde bize şah damarımızdan daha yakın’’aynı şeyi sen ona söylesen kendinden emin sanki Allah ile yediği içtiği ayrı gitmiyormuş gibi yine aynı cevapları verir.onun sözleri kur-an’dır der desen ki ‘’kardeşim bende okudum ve kafama takıldı şu sorular da neyin nesi’’hemen sinirlenir ‘’sizin gibi imanı eksik,dini kıt olanlar istedikleri gibi yorumlayıp,sonra da oradan sorular çıkarırlar,Allah’ın ayetlerini olduğu doğru anla’’desen ki nasıl doğru anlayacam cevap veremez ve bu konuşmanın sonunda eminim şunu şu iki şeyden birini söyler ‘’seninle diğer tarafta görüşürüz,Allah Allah diyeceksin ama o sizin gibilere bakmaz bile’’ya da ‘’ulan senin katlin helal,seni öldürsem günah değil sevap kazanırım’’ikisi söylemde de üzerimizden prim yapmak var,birincisinde benimle bu diyaloga girdi Allah’ı savundu diye ben yanarken beni izleyecek,ikincisi daha kötü beni öldürüp Allah’ın gözüne girip Cennet’te içip içip grup sex yapacak.
        Hikaye şöyle devam ediyor getirilen toprağı yoğurmaları için Melek’lere emir veriyor,yoğrulma olayını da sizlerle paylaşacağım.
İYİ SORGULAMALAR…

2 yorum:

  1. Sayın yazıyı paylaşan arkadaş...
    inanmak kişinin kendisi ile ilgilidir. gördüm ki bazı şeylere dikkat etmişsin. inanmadığın halde ''Allah'' kelimesini hep büyük harfle başlatmışsın. bilerek yaptıysan tebrik ederim. değilse zaten diyecek söz yok. kimse kimsenin inancını sorgulamaya veya yargılama hakkına sahip değilsin. bu yüzden en güzeli hoşgörülü olup saygı duymak. edep dinden önce vardı. yani ilk önce edepli olmak gerekir. inanç ise isteğe kalmıştır. yazıda bahsettiğin baanaz kesimler de mevcuttur. onlar inanmış gibi yapanlardır. zavallı olanlardır. tanrının var olup olmadığını tartışmak da yersiz ve gereksizdir. 2 durum vardır. inanıyorsundur. inanmıyorsundur. kimse kimsenin fikrini çelmeye çalışmasın. kişinin kendi zaten bu durumun muhakemesini yapabilir. iyi bayramlar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kimsenin inancıyla alay etmek gibi bir niyetim yok fakat bazen din adı altında öyle şeylere şahit oluyuruz ki,ancak gülünür ya da alay edilir,burada ki tüm yazılarda ki amaç sadece bizlere yüzyıllardır öğretilen ezberden yaşanan bir hayatı en azından sorgulanabilir hale getirmektir,elbette senin de dediğin gibi herkesin inancı kendisinedir,burada ''ZORLA''insanları inançlarından vazgeçirmeye falan çalıştığım yoktur,işte inanç sahibi olmamak hoşgörüyü beraberinde getiriyor,eğer inanç sahibi olmuş olsaydım emin ol ya inancımda olacak ya da ben ona hoşgörü göstermem derdim,aynen milyarlarca inanç sahibinde olduğu gibi,şimdi diyebilirsin bende inanç sahibiyim fakat ben böyle düşünmüyorum,sen ve senin gibi düşünenler aslında yarım imanlı olanlar sayılır inanç sahipleri için,çünkü onların inancında Allah tektir kesinlikle ortak koşulmaz ona,karşı çıkılmaz,çıkanında katli helaldir,yani aykırı,karşıt bir fikre kesinlikle tahammül yoktur,burada ki yazıların sonucunda birkaç kişi bile sorgulasa yeterlidir bence,korku ile yaşanan hayat yaşanmamış sayılır.
      Ben hayvab katliamı ve et karnavalı olan bir bayramı kabul etmediğim için,hiç bir şartta da bayramlaşma denen zafer sarhoşluğunu hoş görmüyorum.
      İYİ GÜNLER
      İYİ SORGULAMALAR.

      Sil